SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

“Borcumuz var diye hizmet aksatılmaz”

Geçen hafta Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar, gazetemizi ziyaret etti.
Genç, dinamik, tuttuğunu koparacak bir güce sahip!
Uzun yıllar siyasete girme gibi bir niyeti olmadığını, ancak 2014 seçimlerinde belediye meclisinde görev alınca, yapılan çalışmaları iyice kavradığını ve 2019 seçimlerinde de aday adayı olduğunu söyledi.
En büyük sıkıntısının para olduğunu, borçlu bir belediye devraldıklarını belirten Kayalar, “Her ne olursa olsun borçları ödeyeceğiz. Biz bunları biliyorduk. Borcumuz var diye hizmeti aksatmayacağız. Doğma büyüme Menderesliyim. Hemşehrilerim benden hizmet bekliyor. Elimden geldiği kadarıyla çalışıp verdiğim sözleri yerine getireceğim” diyor.

Sadece Menderes Belediyesi değil, hangi belediye başkanıyla bir araya gelsem hepsinin sıkıntısı para.
Borçlu bir belediye devraldıklarını, kadroların şişirildiğini, ellerinin kollarının bağlandığını söylüyorlar...
Ama hepsi, “Halkımıza söz verdik, projelerimizi ne olursa olsun hayata geçireceğiz” diyor.

Menderes’in genç Başkanı Kayalar’ın kafasında iki önemli proje var...
Birincisi, Halkapınar’dan Adnan Menderes Havalimanı’na kadar yapılacak olan yeni metro hattının ilçelerine uzatılması. İkincisi de Menderes’i sosyal ve kültür anlamda geliştirmek.
Menderes’te sinema, tiyatro ile sergi salonu ve müze bulunmamasına anlam veremediğini belirten Kayalar, “Akşam saat 19.00’da hayat duruyor. Oysa İzmir’in burnunun dibinde bir ilçeyiz. Gümüldürümüz var, Özderemiz var, Ahmetbeylimiz var. Bu üç bölgeyi daha da ileriye taşıyacağız. İlçe merkezimizde oturan vatandaşlarımızı da sanatla buluşturacağız. Halkımızı sinemaya, tiyatroya alıştıracağız” dedi.
Kayalar’ın sanata ayrı bir değer verdiği, yukarıdaki sözlerinden belli oluyor.

Bu dönem hemen hemen tüm belediye başkanları değişti, biliyorsunuz.
Çoğu genç, verilen göreve dört elle sarılmış durumda.
Her ne kadar sıkıntılı olsalar da, tasarrufu ön planda tuttuklarını; buna rağmen hizmet aşkıyla yanıp tutuştuklarını görüyorum.
Gece gündüz koşturuyorlar.
Oturdukları koltukların hakkını verirlerse hem kendileri mutlu olur hem de vatandaşlarımız...

Deniz, Taner ve Ervin üç başarılı gazeteci

Hep söylüyorum. Gazetecilik zor bir meslek.
Ama tadı, hiçbir şeye değişilmez.
Aşkla, şevkle yapacaksın.
Değerine değer katacaksın.
Çalışıp üreteceksin.
Yoksa 46 yıl bu mesleğe gönül vermezdim.

Yaptığım işi çok seviyorum, ancak işsiz kalan arkadaşlarım gözümün önüne geldiğinde de üzülüyorum.
Kimi kendi çapında bir şeyler yapmaya çalışıyor, kimi de belediyelerde basın danışmanlığı görevinde bulunuyor.
Geçen hafta üç deneyimli isim yeni bir başlangıca adım attı.
Biri, geçen dönem Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol’un danışmanı Seher Deniz, diğer ikisi kısa süre İzmir Ticaret Odası’nda çalışan Burcu Taner ve Murat Ervin.

Seher, Çeşme; Burcu, Buca ve Murat da Urla belediyelerinde basın danışmanı olarak göreve başladı.
Yakından tanıdığım bu üç ismin başarılı bir performans sergileyeceğinden eminim.
Çünkü, geçmiş dönemde yaptıkları işleri iyi biliyorum.
Üç arkadaşıma da başarılar diliyorum...

Gürbüz, dertli mi dertli!?

İzmir’in tanınmış işadamlarından Op. Dr. Özer Gürbüz’ü, son günlerde sıkıntı bastı.
Kendisiyle yaptığım görüşmede de, işlerinin istediği gibi gelişmemesinden dert yanmıştı.
Devlet daireleri ile belediyelerde bürokrasinin işlemeyişine tepki gösteren Gürbüz, son çare yaşadıkları olayları kaleme aldı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yazdı.
İşte Gürbüz’ün Erdoğan’a yazdığı mektup:
“Sayın Cumhurbaşkanım.
Son aylarda devletin çarkları çalışmıyor. Birileri frene bastı. Devlete sabotaj yapılıyor. AK Partiyi yok etmeye çalışıyorlar. Bürokrasi pasif direniş yapıyor. Hiçbir iş sonuçlandırılmıyor.
İmar Barışı Yasası çıktı, Çevre Şehircilik Bakanlığı hiçbir sey yapmıyor. Sağlık Bakanlığı, İmar Barışı’ndan alınan tapu kayıt belgelerini tanımıyor. Milyonlarca para ödememize rağmen, ‘Yıkın yoksa ruhsatınızı vermem’ diyor. Belediyeler bizi İmar Barışı Yasası bağlamaz diyor. Tapu kayıt belgelerini projeye işlemiyor. ‘Parayı kime verdiysen git, o kuruma yaptır diyor.’ Çevre Şehircilik Bakanlığı da, ‘Biz hiçbir şey yapamayız’ diyor. Vatandaşa zulüm ediliyor. Böyle giderse 2023’te AK Parti diye bir parti kalmayacak. Saygılarımı sunar, arz ederim.” Op. Dr. Özer GÜRBÜZ
Gürbüz şimdi Erdoğan’dan gelecek yanıtı bekliyor.

Yazının devamı...

Bornova Belediyesi’ne muhteşem bir kütüphane

İş dünyası, son yıllarda sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdi.
Hemen hemen her kurum, çeşitli yardımlarla toplumun her katmanına destek sağlamaya başladı. Hatta birbiriyle yarışır hale geldi.
Bunlardan biri de DAP Yapı.
Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz ile geçtiğimiz günlerde DAP İzmir’in Çamdibi’ndeki satış ofisinde buluştuk, gazeteci arkadaşlarım Banu Şen ve Yaşar Kuş ile birlikte.
Önce kentimizi, projelerini ve ekonomiyi konuştuk, ardından muhteşem ofisi gezdik.

***

Mükemmel bir bina yapmıştı.
İlk zamanlar büyük bir çadırın içinde satış işlemi yapılıyordu.
Ama gördüğüm muhteşem tesis gözlerimizi kamaştırdı.

***

Yaklaşık 2 bin kitaptan oluşan kütüphane oluşturmuştu Ziya Yılmaz.
Sonrasında, “Bu binayı Bornova Belediyesi’ne bağışladık. Hayırlı olsun” dedi.
İzmir’e ayrı bir önem verdiğini, çok sevdiğini belirten Yılmaz, “İleride Ege’nin incisi kentte oturmak istiyorum” ifadesini kullandı.

***

Ofisteki sohbetimizin ardından başımıza baretleri taktık, yük asansörüne bindik ve 21. kata çıktık.
Karşımızda muhteşem bir manzara vardı.
Tüm Körfez, hatta İzmir ayaklar altındaydı.
Doğrusunu söylemek gerekirse bayıldım!
Çocukluğumun geçtiği Çamdibi’nde dönüşümün başlaması gereken yerde, ilk işe soyunan Yılmaz’ı kutluyorum.
Temelinden üstyapısına titizlikle yapılan 31 ve 32 katlı iki bina, bölgenin gelişmesine büyük katkı sağlayacak.

***

Bundan sonra diğer inşaat şirketlerinin de aynı bölgeden işe başlamasını, 5-10 yıl içinde Çamdibi’nin İzmir’in en gözde semtlerinden biri olmasını bekliyorum.
Tüm yatırımcılarımızın yolu açık olsun...

YA HABERİ VERME YA DA ELEŞTİRME

İstanbul seçimlerinin ardından ülkede yaşam normale döndü.
Belediye başkanları, harıl harıl çalışmaya başladı.
Bir başkan düşünün... Kenti için çırpınan, 7’den 77’ye herkesle uyum içinde olan, her etkinliğe elinden geldiği kadar katılan, sorunlara çözüm odaklı yaklaşan ve öneri bekleyen bir tutum sergiliyor.
Yaptığı icraatlarla da farkındalık yaratıyor.
Ama bazı basın yayın organları, yapılan çalışmaları överken bile attığı başlıkla eleştiriyor.
Ya haberi hiç vermeyeceksin ya da eleştirmeyeceksin.
Kişinin hakkını kişiye teslim edeceksin.
Bu tür yaklaşımlarla gazetecilik yaptığınızı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz...

Yok böyle can dost sevgisi...

Son zamanlarda belediye başkanları, can dostlara karşı duyarlılığını artırdı.
Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, mama ve su yardımının ardından şimdi de farkındalık yaratan bir uygulamayı hayata geçirdi.
Belediye çalışanlarının, besledikleri can dostlarla ayda bir gün mesaiye gelmesini istedi.
Her ayın ilk cuma günü ‘Patili Bir Gün’ etkinliği düzenleyen Gümrükçü, kendisinin de odun yığınları arasında bulduğu için ‘Odun’ adını verdiği can dostu sahiplendiğini belirtti, “Amacım, hayvan sevgisini pekiştirmek ve personel içinde de ilişkileri sağlamlaştırmak. Bu uygulama, Türkiye’de ilk. Zaten belediyemizin flamasında da flamingo var” dedi.
Umarım, diğer belediye başkanlarımız da Çiğli’yi örnek alır, can dost sevgisini pekiştirir...

Yazının devamı...

Dersine iyi çalışıp gelmiş!

Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz, geçtiğimiz günlerde İzmir Ticaret Odası’nın (İZTO) meclis toplantısına katıldı.
Kendisine yöneltilen soruları tek tek yanıtladı, dersini iyi çalışmış olduğunu gösterdi.
İş dünyasını dinleyen, Urla’nın geleceğine katkı koyacak herkesin yanında olduğunu belirten Oğuz, “Un var, yağ var. Hamur yapmak için sizlerin teşvik ve desteğini bekliyorum” dedi.
İşadamlarının, “Urla’da sosyal tesis” talebine, “Gelin, tertemiz sayfayı birlikte açalım. Birçoğunuzun ilçemizde yatırımı ve konutu var. Üzerimize düşen bir görev varsa, elbirliğiyle çözeriz. Yüksek Teknoloji Üniversitesi’yle ciddi işbirliği içindeyiz. Şehrin tasarımı konusunda önemli çalışmamız olacak. Urla’nın dokusunu korumakta kararlıyız. Öncelikle altyapı eksiklerini gidereceğiz. Urla’yı geleceğe taşıyacak gençlik merkezi ve spor kompleksini hızlı şekilde hayata geçireceğiz. Çeşmealtı Yat Limanı projesini çok önemsiyoruz. İskele pazaryeri konusunda çalışmalarımız var, yakında bir arazi bulunuyor, oraya taşıyabiliriz. Trafiğin rahatlaması için çaba gösteriyoruz” diye konuştu.

***

Oğuz, vapur seferleriyle ilgili olarak da, her geçen gün talebin arttığını; Karşıyaka, Konak ve Güzelbahçe’nin ardından 1.5 saatlik yolculukla Urla’ya ulaşıldığını ifade etti, “Müthiş bir talep var. Seferlerin karşılıklı yapılması için çalışıyoruz. Önceliğimizi deniz taşımacılığına vermeliyiz. Karşıyaka’dan Yüksek Teknoloji’ye 120, İskele’deki yüksekokula da yaklaşık 50 öğrenci geliyor. İzmir Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer’le konuyu paylaştım. Gemi seferleri, en kısa sürede hafta içi de yapılacak” şeklinde konuştu.

***

Oğuz’un iş dünyasıyla bir araya gelmesi, dert ve sorunlarını dinlemesi, çözüm odaklı davranış göstermesi önemliydi.
Bundan sonra yapılacak olan meclis toplantılarında, kentimizin diğer belediye başkanlarını da İZTO’da görmek istiyorum.
Her ne kadar iş dünyası ve başkanlar birbirini tanısa da, böyle bir etkinlikte dert ve sorunların yüz yüze paylaşılması, İzmir açısından güzel bir davranış olur.
Ege’nin incisi kentin her bakımdan daha da ileriye gitmesi ve ivme kazanması birlikte hareketle gerçekleşir.
Bu arada, İZTO Başkanı Mahmut Özgener’in bundan sonraki toplantılarda sırasıyla ilçe belediye başkanlarını ağırlamasını öneriyorum.
Amaç İzmir ise, bu toplantılar kaçınılmaz.

Başkanlar kararlı: Dokumuzu bozdurmayız

Çiçeği burnunda belediye başkanları, İstanbul seçiminin ardından harıl harıl çalışmaya başladı.
31 Mart öncesi vaat ettikleri projeleri hayata geçirmenin heyecanı içinde hepsi.
Ama en önemlisi, bulundukları beldenin dokusunun bozulmamasını istiyorlar.

***

Bunlardan biri, Bodrum’un yeni Belediye Başkanı Ahmet Aras.
Geçtiğimiz haftalarda kendisini ziyaret ettim.
Mütevazı yaklaşımı, içtenliği dikkatimi çekti.
Aras söze, Bodrum’un dokusunun bozulmaması yönündeki taleplerini sıralayarak başladı.

***

Beton yığınına kesinlikle karşı çıktığını, bunu korumakta da kararlı olduğunu söyledi.
“Bod-rum’un bir anayasası var. Herkes buna uymalı. Karşı çıkana, biz de karşı çıkarız” dedi.
Genç başkan, söyleminde yerden göğe kadar haklıydı.

***

Bodrum Belediye Başkanı’nın ardından, Karaburun’un yeni kadın Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’la buluştuk.
Erdoğan da Aras gibi aynı düşünce içindeydi.
Erdoğan, “Karaburun, son yılların en gözde ilçesi. Herkes buraya gelmek istiyor. Sakin bir şehir. Arsa ve konut fiyatları fırladı. Ama biz, ilçemizin doğasını bozdurmayacağız. Bizi böyle kabul edin” ifadesini kullandı.

***

İki başkanın bu açıklamalarına kulak vermeliyiz.
Ülkemizin gözbebeği turizm beldelerini korumalıyız.
O yöre yöneticilerinin isteklerine harfi harfine uymalıyız.
Yoksa güzelim değerler elimizin altından kayıp gider.
Son pişmanlık da fayda etmez...

Yazının devamı...

Biri Dikili’nin, diğeri Çeşme’nin yeni umudu...

Geçtiğimiz hafta birer gün ara ile önce Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, ardından da Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’ı ziyaret ettim.
Her iki başkanla projelerini konuştum.
Dikili’nin yeni başkanı Kırgöz; turizm, kültür ve sanata çok büyük önem verdiğini, tüm projeleri sırasıyla hayata geçireceklerini, ancak önceliklerinin tasarruf olduğunu belirtti.
Göreve başladıkları günden bu yana mal alımını durdurduklarını, ellerindeki imkan ve Büyükşehir desteğiyle hizmetlerini sürdürdüklerini kaydeden Kırgöz, şöyle devam etti: “Şu güne kadar 750 bin liraya yakın tasarruf sağladık. Rakam, önümüzdeki dönem 1 milyon lira olacak.”

***

Kırgöz, tüm sıkıntılara rağmen kafasında tasarladığı düşünceleri ama öyle ama böyle hayata geçireceğini söyledi.
En büyük hayalinin pırıl pırıl bir Dikili olduğunu ifade etti, “Yeterli hizmet binamız yok. Bir kültür sarayı olmamasını hazmedemiyorum. Dönemimde, kültür sarayını bitirmiş, otopark sorununu kısmen de olsa çözmüş, gençlerimizin çok amaçlı kullanabileceği spor salonu tesis etmiş, çevre yoluyla, kaldırımlarıyla harika bir ilçe hayal ediyorum. Bunları yaparsak ne mutlu bize” dedi.

***

Kırgöz’ü azimli ve bitmek bilmeyen bir enerjiye sahip olduğunu gördüm.
Tasarrufa yönelmesi, önemliydi.
Sadece Kırgöz değil, hemen hemen tüm başkanlar aynı düşünce içinde.
Kendilerini haklı da buluyorum.
Eğer vatandaşa verdiğin sözleri tutmak istiyorsan, önce alım ve satıma dikkat edeceksin.
Kadronu durduk yere şişirmeyeceksin.
Yani, ayağını yorganına göre uzatacaksın.
Yoksa ipin ucu kaçar, hiçbir projeni gerçek-leştiremezsin.

***

Bir gün sonra Çeşme’nin yeni Belediye Başkanı Ekrem Oran ile buluştuk.
Bizi Alaçatı’daki eski hizmet binasında ağırladı.
“Bakın Engin Bey, burası uzun zamandır kapalıydı, hayata geçirdik. Artık Alaçatılılılar, Çeşme’deki hizmet binasına gitmekten kurtuldu. Tüm birimleri burada da açtık” dedi.

***

Yıllarca siyasetle uğraştığını, ilçe başkanlığı ve belediye başkan yardımcılığı yaptığını, hep hayalinin Çeşme’nin belediye başkanı olmak istediğini belirten Oran, “Çeşmeliler’den daha çok Çeşmeliyim. Kafamda, başkan olursam neler yapabilirim. Onun hayaliyle yaşadım. Çok şükür sonunda isteğime kavuştum. Şimdi hizmet zamanı. Tasarladığım tüm projeleri teker teker hayata geçirecek, ilçemi dünya kenti yapacağım” dedi.

***

Sohbetin ardından başladık Çeşme sokaklarını turlamaya, bina çıkışının hemen solundaki araziye çay bahçesi yapacağını, halkına ucuz çay keyfi yaşatacağını belirtti.
Ardından Ilıca Plajı’nın yolunu tuttuk.
1.1 kilometrelik sahili baştan sona dolaştık.
Güneş olmamasına rağmen, her tarafın dolu olduğunu gördük.
Çeşmelilere plajda ucuz hizmet vermekten dolayı sevinçliydi Ekrem Başkan.
Yüzü gülüyordu.
“Burada tuvalet, duş ücretsiz. Bir kafeterya açtık. Fiyatlar düşük. Bakkal fiyatına. Halk memnun ben memnun. Bundan daha büyük mutluluk var mı?” dedi.

***

Ayrıca plajda her türlü güvenlik önleminin alındığını, sık aralıklarla cankurtaran kuleleri diktiklerini, bunun dışında sivil güvenlik elemanlarının yol boyunca görev yaptığnı, kimsenin kimseyi rahatsız etmediğini belirtti Oran.

***

Sonra sokak aralarındaki parke taş döşeme çalışmalarını yerinde inceledik.
Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer’le uyumlu bir çalışmaları olduğunu, birlikte güzel işler gerçekleş-tireceklerini belirtti.
Yaklaşık üç saat Çeşme’yi arşınladık Oran’la...
Az öncede söylediğim gibi güneş yoktu, ancak nem fazlaydı.
Hepimiz terden sırılsıklam olmuştuk.
Ama hizmetlerini anlatırken kesinlikle bu durumdan şikayetçi değildi çiçeği burnunda başkan, mutluydu...

***

Hem Dikili hem de Çeşme belediye başkanlarını başarılı buldum.
Her ikisi de halkına hizmet için adeta yanıp tutuşuyordu.
Kendilerini kutluyorum.
Önümüzdeki günlerde diğer ilçeleri de tek tek dolaşacak, görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.

BU DÜNYADAN BİR BALIK PROFESÖRÜ GELDİ GEÇTİ

Adı “Balık Profesörü” olarak bilinen 46 yıllık işletmeci Akın Kuşçan’ın 78 yaşında ölümü, İzmirlileri üzdü.
Geçtiğimiz yıl gazeteci kardeşim Ahmet Aydın Akansu’nun vesilesiyle Urla Özbek’te tanıdığım Kuşçan; içten sohbeti, samimi davranışıyla dikkatimi çekmişti.
Muhteşem bir restoranı olmasına rağmen, mütevazı yaşamıyla övünen, yediğini içtiğini kendi üreten Kuşçan, maalesef siroza yenik düştü.
Balıktan çok iyi anlayan, gençliğinde zıpkınla avlanan Kuşçan, deniz ürünlerinin çeşidine göre pişirme tekniği olduğunu, balık seven İzmirliler’in mutlaka kendisini bulduğunu söylemişti.
Neredeyse her yıl ödül alan mekanını, şimdi oğulları Mehmet ve Himmet Kuşçan’a bırakmıştı.
İki kardeş, babaların adını ilelebet sürdüreceklerini söylüyor.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın...

Yazının devamı...

Başkan Günel, Kuşadası’nın eski günlerine dönmesi için seferber

Turizm denildiği zaman akla gelen ilk kenttir Kuşadası...
1970’li yıllarda günümüzün popüler diğer ilçelerinin hiçbiri ilgi görmezdi.
Yerli yabancı herkes yaz tatilini Kuşadası’nda geçirmek için aylar öncesinden rezervasyon yaptırırdı.
Ama güzelim Ada, geçmiş yıllarda yapılan hatalar yüzünden beton yığınına döndü.

Neyse, geçmişi fazla kurcalamayalım ve günümüze bakalım.
31 Mart yerel seçimlerinin ardından göreve başlayan Belediye Başkanı Ömer Günel ile tanıştım.
Baştan sona değiştirdiği makamında ikinci ağırladığı kişi olduk Kemal Önderoğlu ile birlikte. Odayı girdiğimizde etrafı şöyle bir inceledik.
Diğer başkanlarınkinden çok farklıydı.

Şöyle ki, makam masasına bir büyük masa ilave edilmiş, daha doğrusu birleştirilmiş.
Gelen misafir, isteğini burada başkana iletiyor.
Ardından, konunun muhatabı belediye görevlisi geliyor ve sorunu olan kişi ile birebir görüşüyor.
Yani, başkan konuğu dinleyip not alıp, “Tamam efendim. Bilgileri aldım. Yetkili birimlere durumu iletirim, size dönüş yaparlar” demiyor.
Anında çözüm buluyor.
Mesela, bizim bulunduğumuz sırada bir otel yöneticisi geldi, “Sezon açılacak, bağlı olduğumuz yol çok bozuk, onarılması gerekiyor başkanım” dedi.
Günel hemen yetkili kişiyi çağırdı, otel yöneticisiyle görüşmesini sağladı.
Yolun onarım sorunu hemen çözüldü.

Bu yaklaşım beni ve Kemal Önderoğlu’nu çok şaşırtmıştı.
Ne güzel, vatandaşın sıkıntısı anında çözüme kavuşturuluyor diye konuştuk kendi aramızda..

Başkan Günel, kenti için gecesini gündüzüne kattığını, birçok sıkıntıları olduğunu ama elbirliğiyle hepsini aşacaklarını söyledi. Kuşadası’yla özdeşleşmiş “Altın Güvercin Şarkı Yarışması” vardı geçmiş yıllarda.
Başkan, bu etkinliği yeniden hayata geçireceklerini, ilçenin tanıtımı için ellerinden gelen her çabayı göstereceklerini kaydetti.

Ben de Günel’e, “Ada’ya geçmiş yılların cazibesini getirmek istediğinizi görüyorum. Demirören Medya Grubu olarak her katkıyı veririz. Gerekirse İstanbul’a gider, gazete ve televizyonların genel yayın müdürleriyle toplantı yaparız” dedim.
Bu önerim karşısında Günel mutlu olduğunu söyledi, en kısa zamanda, “Gidelim” dedi.

Geçtiğimiz hafta Başkan Günel, Basın Halkla İlişkiler ve Sosyal Kültür Hizmetleri Koordinatörü Atıl Ulaş Bengi, Basın Protokol Danışmanları Nihal Koruk ve Eşber Okayer ile birlikte İstanbul’un yolunu tuttuk.
Bağcılar’daki Demirören Medya Grubu’nda genel yayın yönetmenleri Milliyet’ten Mete Belovacıklı, Hürriyet’ten Vahap Munyar, Posta’dan Emre İskeçeli, Demirören Medya Gazete Reklam Grup Başkanı Gürcan Korkmaz, Reklam Grup Başkan Yardımcısı Orçun Çevikoğulları, bizleri karşıladı.

Yaklaşık iki saat süren toplantıda Başkan Günel, Kuşadası için yapacakları çalışmaları anlattı.
Özellikle Altın Güvercin Şarkı Yarışması’nı çok önemsediğini, etkinliğin ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını belirtti, “Tanıtım için ulusal basına ihtiyacımız var” dedi.
Kuşadası’nın geçmiş yıllarda festivalleriyle tanınan bir kent olduğunu söyleyen Günel, ulusal ve uluslararası imaj ve bilinilirliğinin artırılması için Altın Güvercin markası, Kuşadası Altın Güvercin Kültür Sanat Etkinlikleri adıyla bir çatı altında marka haline getirileceğini ifade etti, “Bu etkinlik çatısı altında müzik yarışması, kısa film günleri, tiyatro günleri, zeytin festivali, kardeş kentler festivali, sokak müzisyenleri festivali, fotoğraf günleri, gençlik festivali, Ege mutfağı festivalleri tüm yıl sürecek ve yıl sonunda Kuşadası Altın Güvercin Sanat Ödülleri’yle taçlandırılacak. Etkinlikler, Kuşadası’na önemli ekonomik ve kültürel katkı sağlayacak” diye konuştu. Gazete yöneticilerimiz de Kuşadası’nın kendilerinde ayrı bir yeri olduğunu, grup olarak ellerinden gelen desteği vereceklerini ifade etti.

Görüşmelerin ardından Günel ve ekibi mutlu ayrıldı Demirören Medya Grubu’ndan.
Grup olarak Kuşadası’nın yeniden ayağa kalkması için her katkıyı vereceğiz, birlikte güzel işler yapacağız. Çünkü Kuşadası, turizmin kalbinin attığı ilk merkezlerimizden biri.
Bizim için bölgemiz için çok önemli bir ilçe...

Yazının devamı...

Geçmişten bugüne bayram

Bayram bayram bayram, geldi ve geçiyor, bugün son gün.
Teknoloji gelişti, mertlik bozuldu derler ya.
Şimdiki zamanda tam da bunu yaşıyoruz.
Çocukluğumda aile büyükleriyle bayramlaşmanın ardından komşuları ziyaret eder, el öper, harçlık beklerdik.
Kimi verir, kimi de şekerle geçiştirirdi.
Tabii moralimiz bozulurdu para alamadığımız zaman.
Arkadaşlarımızla birlikte topladığımız harçlıkları harcamak için doğru Kültürpark’ın yolunu tutardık.

Hiç unutmam, rahmetli arkadaşım İsmet Kaya’nın Kültürpark’a girişte verdiği bilet parası 50 lirayı çok bulan görevlinin, “Siz bu parayı nereden aldınız? Bu çok büyük bir rakam” demesinin ardından ikimiz de çok korkmuştuk.
Parayı gişe görevlisinde bırakıp hızla uzaklaşmıştık kapıdan...

Şimdi bakıyorum da, çocukların hemen hepsinin elinde en az 1500-2000 bin liralık cep telefonu.
Her istekleri yerine geliyor, her kıyafeti ama öyle ama böyle giyebiliyor.
Bayram harçlığı olarak da öyle 1 lira, 2.5 lira değil; en az 50-100 lira alıyor ve burun kıvırıyor.
Sabahtan akşama kadar cep telefonu veya bilgisayarla oyun oynamaktan bıkmıyor.
Resmen günümüz çocukları bağımlı olmuş.
Buna bir ‘dur’ deme zamanı geldi de, çoktan geçti bile.
İleride doğabilecek sıkıntılarda büyüklerimiz, “Benim suçum değil” şeklinde yorum yapmasın.
Bunun tek sorumlusu bizleriz.
Evlatlarımıza ne zaman ders, ne zaman oyun, ne zaman bilgisayarla zaman geçirileceğini öğretmemiz lazım.
Eğer başaramıyorsak, yardım almamız gerekir.

Tüm bunların yanında saygı ve sevgiyi de unutmamak lazım.
Küçüklerin büyüklere nasıl yaklaşım göstermesi gerektiğini öğretmeliyiz.
Bir ziyarete gidildiğinde ne yapılması gerektiğini söylemeliyiz.
Çocukluğumda bir komşuya gittiğimizde yapılan ikramı almak için annemin gözünün içine bakardım.
Rahmetlinin kaş göz işaretini beklerdim hep.
Başka türlü imkânsız.
İstersen al, eve gidince fırça...

Ama şimdi bakıyorum da nereden nerelere geldik diye mırıldanıyorum.
Birçok şeyin değiştiğini görüyorum.
Teknoloji gelişiyor, daha da gelişecek.
Kim bilir daha ne yenilikleri ortaya çıkaracak mucitler..
Bekleyip göreceğiz...

Haa, anne-babaya yaklaşım da çok değişti günümüzde.
Öyle ürkek değil, açıkça ne istiyorsa söyleyebiliyor çocuk.
Hele hele “Oğlum, kızım bana dokunmasın da ne istiyorsa alayım” diyen ebeveynlere sesleniyorum.
Son pişmanlık fayda etmez.
Yol yakınken huyunuzdan vazgeçin.
Evladınıza ne yapması ve nasıl davranması gerektiğini öğretin.
Yoksa ileride çok pişman olursunuz ama iş işten geçer. İyi bayramlar...

Yazının devamı...

Öncelikleri kültür-sanat, eğitim ve tanıtım

İl ve ilçe ziyaretlerimizi sürdürüyor, yeni başkanlarımızla tanışıyoruz.
Bu kez durağımız Bergama ve Aliağa oldu.
Önce, Bergama’nın çiçeği burnunda Belediye Başkanı Hakan Koştu ile bir araya geldik.
Spor yazarımız Fatih Tanfer ve geçen dönem AK Parti İzmir İl Yönetiminde görevli olan Cemal Büyüktaş ile birlikte...
“Hayırlı olsun” dileğimizin ardından Koştu, anlatmaya başladı dert ve sıkıntılarını.
AK Parti İlçe Başkanlığı sırasında ilçesinin sorunlarına hakim olduğunu söyledi.
1.5 aylık sürede yaptığı işleri anlattı, “Herkesin beklentisi doğalgazdı. İlçemize geçen yıl geldi ama yaygınlaşmadı. Kazı halinde bırakılmış sokaklar. Önce bu işleri bitirmek istiyoruz. Hızlı şekilde çalışmamız sürüyor. Şu anda konutlarda yüzde 1 olan bağlantının artırılması için çabalıyoruz” dedi.

***

Bergama’nın en önemli problemlerinden birinin altyapı olduğunu vurgulayan Koştu, yapılan genel kazıların ilçeyi perişan ettiğini belirtti.
Amaçlarının tüm kazı işlerinin topyekun olmasını istediklerini söyleyen Koştu, “TEDAŞ, Türk Telekom, İzmirgaz ve İZSU’nun bir an önce tüm kazı işini bitirmesini istiyorum. Ardından da belediye olarak kazılan yerleri onaracağız. Yoksa biri kazsın yapalım, ardından diğer kurum gelsin kazsın. Bu iş böyle olmaz” ifadesini kullandı.
İlçesinin tanıtımına ağırlık vereceklerini kaydeden genç başkan, “İzmir ve diğer ilçelerde oturan vatandaşları Bergama’ya çağırıyoruz. Gelsinler güzelliklerimizi, tarihimizi görsünler. Biz İzmir halkının genelini Bergama’ya çekmek istiyoruz. İZBAN ve otoyol bittiğinde hareketliliğin artacağını düşünüyorum. Geçmişte, ‘Bergama Seni Çağırıyor’ diye bir proje başlatılmıştı. Ancak ölü doğdu biraz. Neden olmadı bilemiyorum. Ama öncelikli olarak altyapı sorunumuzu bitirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Daha sonra buram buram tarih kokan Bergama’dan ayrıldık ve Aliağa’ya geldik.

***

İzmir’in petrolde öne çıkan ilçesinin, her geçen gün kendini geliştirdiğini, daha da büyüdüğünü gördük.
İkinci dönemdir Belediye Başkanı seçilen Cumhur İttifakı’nın adayı Serkan Acar ile buluştuk.
Geçen dönemden tanıdığım, başarılı işlere imza atan Acar’ın, bu dönem biraz daha rahat olduğunu gördüm.
Özellikle AK Parti İlçe Başkanı Kazım Sayın, MHP İlçe Başkanı Abdurrahim Aydemir ve sekiz ay önce Afyonkarahisar Vali Yardımcılığı’ndan atanan Kaymakam Erhan Günay ile uyum içinde çalıştıklarını, sık sık bir araya gelerek sorunları masaya yatırdıklarını belirtti.
Hayalinin Aliağa’yı dünya kenti yapmak olduğunu söyleyen Acar, “Biliyorsunuz biz Aliağa olarak önemli bir sanayi şehriyiz. Ama bir sanayi şehri olarak anılmak pek hoşumuza gitmiyor. Her alanda kalkınan bir Aliağa hayal ediyorum. İnşallah bir gün Aliağa sadece sanayi şehri olarak değil, kültür-sanat, eğitim şehri olarak anılsın istiyoruz. Bunun için her alanda bizi kalkındıracak projeleri bir an önce hayata geçirmek tek düşüncemiz. Bu süreçte bir nebze yol aldık. Araba yanlış tarafa gidiyordu, arabayı durdurduk, yola soktuk. Ama şimdi hızlandıracak unsurları tamamlamamız gerekiyor” diye konuştu.

Geçen döneme göre biraz daha rahatladığını, sıkıntı yaşamadığını belirten Acar, şöyle devam etti: “Hükümetimizle birlikte güzel işler yapacağız. Çünkü bizim tek başımıza bir ilçe belediyesi olarak Aliağa’yı istediğimiz seviyeye getirmemiz mümkün değil. Bunu bakanlıklarımız ve hükümetimizle başaracağız. İlçemizin tüm yöneticileriyle kalkınmanın yollarını arıyoruz. Tümüyle uyum içindeyiz. Aliağa gerçekten bir şehir ama diğer unsurları tamamlamamız gerekiyor.”

***

Dokuz Eylül Üniversitesi ile ilçelerine yapılacak olan meslek hastalıkları hastanesi konusunda da bilgi veren Acar, “Bu hastaneden ülkemizde üç kentte var. Ankara, Zonguldak ve İstanbul. Dördüncüsü Aliağa’da kurulacak. Bu ilçemiz için önemli bir gelişme” dedi. Ayrıca Ege Üniversitesi ile de işbirliği içinde olduklarını kaydeden Acar, bu konuda önemli adım attıklarını vurguladı, “Aliağa’yı dünya şehri yapma noktasında hedeflerimiz var. Aliağa birçok kentten fazla işlem hacmine sahip ilçe. Üniversitenin büyük bir ikametinin Aliağa’da bulunacak olması kıvanç verici. Daha önce de söylediğim gibi ilçemizi kültür-sanat ve eğitim şehri olarak görmek istiyoruz. İşte o zaman Aliağa’yı kimse tutamaz” dedi.
Acar’ın yanından ayrıldıktan sonra AK Parti İlçe Başkanı Kazım Sayın, “İsterseniz yeni kaymakamımızla da tanışalım, ne dersiniz?” dedi.
Ben de, “Çok mutlu olurum. Hayırlı olsun ziyaretine gelememiştim. Vesileyle tanışmış oluruz” diye yanıt verdim.
Ardından belediyenin karşısındaki kaymakamlık binasına gittik.
Erhan Günay’a yeni görevinde başarılar diledik, bir süre sohbet ettikten sonra Aliağa’dan ayrıldık.

***

Bergama ve Aliağa’ya yaptığımız ziyaretten şu sonucu çıkardım.
İki başkan da kentlerinin bulunduğu konumdan memnun değil.
Biri altyapı ve tanıtımın yetersizliğinden, diğeri de kentinin sanayi şehri olarak anılmasından mutsuz.
Ancak her iki başkanın kafalarından geçen kent hayalini hayata geçirmek için azimli olduğunu gördüm.
Yeter ki insan istesin.
Uyum içinde çalışmayla her şeyin üstesinden rahatlıkla gelinebileceğinden hem Koştu hem de Acar oldukça ümitli...

Yazının devamı...

Uşak ve ilçelerine gidin görün, hayran kalacaksınız

Geçtiğimiz hafta Uşak ve ilçelerini ziyaret ettim.

Önce Uşak’ın yeni Belediye Başkanı Mehmet Çakın ile görüşecektim.

Ancak çok önemli bir toplantısı olduğu için Başkan Yardımcısı Hikmet Karaman ile sohbet ettik, iyi bir dostluk oluşturduk.

Karaman, Uşak’ın geçmişten bugüne çok değiştiğini, Çakın Başkan ile çok daha önemli ve gerekli projeleri hayata geçireceklerini söyledi, “Ancak her belediyede olduğu gibi bizim de sıkıntımız var. Bunu en kısa sürede aşarak çalışmalarımıza başlayacağız” dedi.

Ardından Banaz’a hareket ettim. Yarım saat sonra Ankara-Uşak güzergahının tam ortasında bulunan ilçeye giriş yaptım.

Belediye Başkanı Zafer Arpacı ile buluştuk. Mütevazı, içten bir karşılamanın ardından ilçesi için yapacağı çalışmaları anlattı.

Kendisini Banaz’a adadığını, halkı için elinden gelen her şeyi yapacağını belirtti.

***

Akşam hava kararmaya başladı.

Köyler arasından Sivaslı ilçesine doğru yola çıktık. Her taraf yemyeşildi. Tertemiz hava ve tezek kokusu birbirine karışmıştı. Yıllardır bu kokuya hasret kalmışım. Ne de olsa organikti!

Sivaslı, köyleriyle birlikte 13 bin 500 nüfuslu bir ilçe. Genelde halkın yarısından fazlası geçmiş yıllarda İskandinav ülkelerine çalışmaya gitmiş. Ama her yaz mevsimi mutlaka memleketlerine gelip, en az bir ay tatil yapıyormuş. Yani, dövizini ilçesine bırakıp giden bir topluluk.

Akşam burada konakladıktan sonra ertesi gün Belediye Başkanı Hürriyet Şafak ile bir araya geldim.

Genç bir başkan, tam Anadolu çocuğu. Geçmişte ilçe başkanlığı yapan Şafak, her meslektaşı gibi parasızlıktan yakındı. Hatta, bir kuruma olan borçların ödenmesi için iki aylık maaşını bağışladığını söyledi. Makam aracı yerine kendi otomobili ile gidip geldiğini belirten Şafak, “Ne olursa olsun. Burası benim memleketim. Hizmet için başkan oldum. Halkımını sorunlarına çözüm bulmak görevim” dedi.

***

Ardından Karahallı’ya doğru yola çıktık Cengiz kardeşimle. Az önce söylediğim gibi her taraf sessiz, sakin ve yemyeşildi. Tam kafa dinleme yeri...

Şöyle sağıma soluma baktım, “Ne güzel bir ülkede yaşıyoruz. Ama kıymetini bilmiyoruz” diye mırıldandım. Yarım saat sonra Karahallı’ya ulaştık.

Belediye Başkanı Ali Topçu’yu makamında ziyaret ettim.

Kendimi tanıttım.

Bana, “Gazetelere yalan yanlış haber olmaktan sıkıldım. İstemiyorum. Çünkü zamanında beni çok karaladılar. Bir seçim çalışmasında meyhane önünde vatandaşlarla sohbet ediyordum. Bu sırada fotoğrafımı çeken kişi, meyhanenin önünde olduğum için eleştirdi” dedi.

Bu yüzden de basını tercih etmediğini söyledi.

Ben de, “Sözde gazetecilerle işbirliği yapmayın. Bunlar bizim yüzkaramız. Siz hizmetlerinizi, yapacağınız projelerinizi açıklayın, biz yayınlayalım. Bu konuda rahat olun” dedim.

Konuşmalarımızın ardından başkanı ikna ettim. İlçesi için çırpındığını gördüm.

Yolu açık olsun.

***

Karahallı’dan sonra yine köyler arasından Ulubey’e hareket ettik. Bu ilçeye girerken de muhteşem manzarayla karşılaştık.

Ulubey Kanyonu.

Burası, ABD’nin Arizona Eyaleti’ndeki Büyük Kanyon’un (Grand Canyon) ardından dünyanın en büyük ikinci kanyonu unvanına sahip. Uşak’a 33 kilometre uzaktaki muhteşem eser, son yıllardaki tanıtım çalışmasıyla yerli ve yabancıların ilgi odağı haline geldi.

2015 yılında hizmete açılan cam teras, kanyonu kuşbakışı görmek isteyenlerin durağı oldu. Uzunluğu 45 kilometreyi aşan kanyonun derinliği, 50-170 metre arasında değişiyor.

Granit ve kum taşı gibi sert kayalıklardan oluşan zeminin hava akımı ve erozyon etkisiyle aşınması sonucunda oluşan kanyon, Uşak ve bölge turizmi için büyük önem taşıyor. Bir süre sonra ilçe merkezine ulaştık. Başkan Veli Koçlu ile belediye önünde karşılaştık.

Kendimi tanıttım ve odasına çıktık. Genç bir başkan, henüz 39 yaşında. Ulubey’i sadece ülkemize değil, tüm dünyaya tanıtmaya kararlı. Bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapacağını söyledi.

Ben de elimizden geldiği kadar katkı vereceğimi belirttim Milliyet Ailesi olarak ve vedalaştık.

Ulubey’in en dikkat çeken özelliği imarıydı. Yollar ve evler birbirine paralel inşa edilmiş. Hemen hemen hepsi bahçeli, tam bir Amerika kasabası gibi.

Büyükşehirlerin belediye başkanlarının Ulubey’e gelip, yapılaşmayı görmesini isterim.

***

Ardından Eşme’ye hareket ettik. 32 kilometre sonra Uşak’ın 823 rakımlı ilçesine giriş yaptık. Nüfusu köyleriyle birlikte 20 bini aşmıştı.

Bu ilçemizin en büyük değeri, dokudukları kilimlerdi. Ekonomilerini ayakta tutmak için var güçleriyle çalışıyor Eşme halkı.

Başkanlara çat kapı gittiğimiz için ilk kez burada hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü öğle tatiline denk gelmişti ziyaretimiz. Ama telefonla ulaştıktan sonra 20 dakika içinde makamına geldi Başkan Hacı Mustafa Çetin.

İkinci dönemi olduğunu, her başkan gibi kendilerinin de sıkıntısı bulunduğunu ama hizmetten kesinlikle geri kalmayacaklarını söyledi. Çalışmasında ağırlıklı olarak altyapıyı benimsediğini, bunun öneminin büyük olduğunu ifade etti Başkan Çetin ve şunları kaydetti:

“Yapacağımız çok iş var. Hepsini sırasıyla hayata geçireceğiz. Vatandaşımızın dertlerini gidereceğiz.”

Veda zamanı geldi ve Başkan Çetin’in makamından ayrıldık. İzmir’e doğru yola çıktık. 54 kilometre sonra Alaşehir’e girdik.Salihli, Turgutlu istikametinden İzmir’e ulaştık. İki gün boyunca gezdiğim Uşak ve ilçelerine gerçekten hayran kaldım. Ülkemizi gezip görmemiz, güzellikleriyle tanışmamız lazım.

Toprağın kokusunu, yeşilliklerin dokusunu görmenizi, sebze ve meyvenin lezzetini tatmanızı isterim. Haaa şunu da belirteyim Hemen hemen her ilçede konaklamak için otel var, sıkıntı yaşamazsınız. Yeter ki isteyin ve bu doğa harikası kentimizi keşfedin.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.