Araştırmalar, meme kanseri tedavisinde psikolojik desteğin önemini vurguluyor. Psikoterapi alanlar, daha kaliteli ve uzun yaşıyor

Danışan:
Geçen hafta anneme meme kanseri teşhisi kondu. Kendimi o kadar kötü hissediyorum ki ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Bir yandan da anneme destek olmam lazım ama o gücü bulamıyorum. Babam da kendinde değil, hiçbirimizin anneme moral verecek gücü yok.
Dr. Başak: Kanser, sadece yakalananların değil, yakınlarının da psikolojisini derinden etkileyen bir hastalık. Eminim aklınızda birçok soru var. Tedavi ne şekilde olmalı? Ona nasıl yaklaşmalısınız? Hastalığın gidişatı nedir? Meme kanseri hakkında neler bilmelisiniz?
Danışan: Evet, hiç durmadan bu sorular geçiyor aklımdan. Aynı zamanda hepimiz çok korkuyoruz ama birbirimize belli etmemeye çalışıyoruz.
Dr. Başak: Araştırmalara göre, kanser hastalarının üçte birinden fazlası, hastalıkları sırasında kaygı, depresyon ve uyum güçlükleri yaşıyor. Kanseri tedavi ederken, hastanın psikolojik sıkıntıları da tedavi etmek gerekiyor.
Danışan: Annem belli etmemeye çalışsa da, doğal olarak çok büyük bir şokta. Bazen onu o kadar üzgün görüyorum ki, psikolojisi daha da kötüye gidecek diye endişeleniyorum. Sizce annem psikolojik yardım almalı mı?
Dr. Başak: Kanser teşhisi konan kişiler çok çeşitli duygular yaşarlar; şok, inanamama, inkar, direnme, umutsuzlık, kızkınlık, üzüntü, çaresizlik gibi. Çoğunlukla bu duygular zamanla azalır ve kişi içinde bulunduğu duruma adapte olmaya çalışır. Herkesin içinde bulunduğu duruma adapte olma şekli, süresi birbirinden farklıdır. Ayrıca tedavi sırasında kullanılan yöntemlerin ve ilaçların da psikolojik yan etikleri olabilir. Psikoterapinin bu süreç için çok faydalı olduğu biliniyor. Psikoterapi alanların almayanlara göre daha kaliteli ve daha uzun yaşadığı, daha az anksiyete, depresyon hissettiği, tedavilerine daha sadık kaldıkları ispatlandı. Bu nedenle annenizin de kanser konusunda deneyimli bir psikologdan psikoterapi almasını öneririm.
Danışan: Ben de faydalı olacağını düşünüyorum ama bir yandan da nasıl faydalı olabilir merak ediyorum. Yani acaba konuşmak iyi mi gelir yoksa onu daha da kötü mü yapar?
Dr. Başak: Psikoterapi sırasında, kişinin hastalığıyla, etrafındaki kişilerle, geleceğiyle ilgili, düşünceleri, duyguları ve davranışları incelenir. Tedavisini etkileyecek olumsuz faktörlerin değiştirilmesi hedeflenir. Meme kanseri konusunda araştırma ve klinik çalışmalar yapan psikolog Dr. Elvin Aydın, “Bu hastalığa yakalanan birçok kadın, teşhis konduktan sonra kendilerini bir ‘olumsuzlukla damgalanmış’ hisseder, diğer yandan yakınlarını üzmemek ve korkutmamak için duygularını açığa vuramaz. Her şeyi kendi içlerinde yaşarlar” diyor. Psikoterapinin öncelikli hedefi, kişilerin duygu ve düşüncelerini, kendilerini güvende, rahat hissettikleri, yargılanmadan destek alabildikleri bir ortamda ifade etmelerini sağlamaktır.
Danışan: Haklısınız, annem bizi üzmemek için hiçbirşey yokmuş gibi davranıyor ve bu konuyu bizimle konuşmuyor.
Dr. Başak: Yaşadığı bu hastalığa anlamlandırmaya, bir yere koymaya çalışıyor. Dr. Elvin Aydın çalışmalarından bahsederken, “Meme kanseri olan kişilerde en sık karşılaştığımız durumlardan biri, kişinin geçmişte yaşamış olduğu sıkıntı ve stres yaratan olayları meme kanserinin oluşumuyla ilişkilendirerek bu olaylar karşısında neden daha farklı davranmamış olduğuyla ilgili kendisini suçlamak” diyor.
Danışan: Sanıyorum annem de kendini suçluyor. Geçen gün bir arkadaşıyla telefonla konuşurken duydum, “Geçen yıl eşimin işleri bozulunca kendimi o kadar üzdüm ki sonunda ben de kanser oldum” gibi bir şeyler söylüyordu.
Dr. Başak: Meme kanseriyle ilgili yüzlerce araştırma yapılıyor ve neden ortaya çıktığı konusunda elimizde kesin bilgiler yok. Anneniz gibi birçok kişi hala üzücü olayların veya depresyonun kansere yol açtığına inanıyor. Oysa bu konu üzerine çalışan bilim insanları kanserin oldukça karmaşık bir durum olduğunu ve tek bir bedensel ya da ruhsal faktörün değil, birçok bileşkenin biraraya gelerek oluştuğunu söylüyor.
Danışan: Eğer psikoterapi alırsa bu konu üzerine de konuşabilir. Yani, kendini suçlamaktan vazgeçer.
Dr. Başak: Suçluluk, umutsuzluk gibi yoğun olumusuz duygular hayatta kalmak için oldukça zorlu bir savaş vermekte olan kadınları daha da büyük duygusal yükün altına sokuyor. Diğer yandan bu olumsuz duyguların hastalığına sebep olduğunu düşündüğü için hastalık sırasında doğal olarak yaşaması gereken üzüntü, şüphe, korku ve kızgınlık gibi hislerini ifade edemiyor.
Danışan: Duygularını ifade edemediği gibi, farkettim ki konuşmaktan kaçındığı için hastalığıyla ilgili soru da soramıyor.
Dr. Başak: Bu nedenle meme kanseri konusunda bilgili ve tecrübeli bir psikologla çalışması, hastalığın gidişatıyla ilgili doktorundan istediği ölçüde bilgi alabilmesi önemli. Bu konuda yapılan tüm psikolojik araştırmalar kişinin bu süreçte sağlık profesyonellerinden aldığı moral desteğinin tedavinin akışında belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor. Eğer anneniz, tedavi sürecinde ve sonrasında psikolojik destek alırsa, hastalığı nedeniyle ortaya çıkabilecek her türlü psikolojik reaksiyonın doğal olduğunu fark etmek yanında, bu duygularıyla uygun bir şekilde baş etmeyi öğrenecek. Bu sayede hastalığa ve hayata uyumu kolaylaşacak, yaşam kalitesi artacak.