Yeni yıla girerken adettendir, yılın en’leri seçilir. Buyrunuz, aşağıdaki tamamen kişisel bir listedir

Yılın spor olayı: Futbolda şike. Hangi takımı tutarsanız tutun, kimin haklı kimin haksız olduğunu düşünürseniz düşünün. Sonuçta hepimiz ortak noktada buluşuyoruz. Futbolun artık tadı kalmadı. Hayattaki en büyük keyfi maç olanları bile bezdirmeyi başardılar. Eee, ne diyelim? 2012’de fanatikler sevinsin inşallah!

Yıl sonu değerlendirmesi

Yılın TV dizisi: Muhteşem Yüzyıl. Birçok rakibi var ama hâlâ favorim. Hemen arkasından da Kuzey Güney geliyor.
Yılın
yarışması: Yok Böyle Dans. O Ses Türkiye ve Yok Böyle Dans arasında gidip geliyorum. Ama Yok Böyle Dans’ın iki sezondur devam ettiğini düşünürsek seçim yapmak kolaylaşıyor.
Yılın talihsizliği: John Galliano. Herkesin ne kadar yetenekli olduğunu kabul ettiği bir tasarımcıydı Galliano. Paris’te bir barda sarhoşken ve birileriyle tartışırken yahudiler hakkında söyledikleri yüzünden Dior’daki işinden de kendi markasından da oldu. Kimse sarhoşken, belli ki başkalarını kızdırmak için söylediği sözlerin bedelini bu kadar ağır ödemedi herhalde.
Yılın kültür-sanat mekanı: Borusan Contemporary ve Salt Galata. Aslında ikisinin de kültür-sanat mekanı olmasının yanı sıra başka özellikleri de var. Hepsinin bir araya gelmesi ve tabii binaların kendi güzellikleri yeter!
Yılın en çok konuşulan ismi: Lady Gaga. Kostümleri ve klipleriyle sürekli kendinden bahsettirmeyi başarıyor.
Yılın seyahati: Doğu Timor. Böyle bir ülke olduğundan haberi bile olan çok az kişi varken Prima ve Unicef ekibiyle birlikte yenidoğanlara aşı kampanyası için gittiğim Doğu Timor seyahati benim için unutulmazdı. Dünyanın bir ucunda, dünyanın en fakir ülkelerinden biri olmasına rağmen çoğunluk mutluydu. Kimbilir, bazen her şeyden uzak olmak da bünyeye iyi gelebilir.
Yılın filmi: Paris’te Geceyarısı. Woody Allen hakkındaki önyargılara rağmen son zamanlarda izleyip de beğendiğim sayılı film arasına girdi. Twilight ve Harry Potter serilerinin son bölümleri de yılın en kötü filmleri listemde yerini aldı. Türk filmlerindense favorim Aşk Tesadüfleri Sever oldu.
Yılın kitabı: Steve Jobs. Walter Isaacson’un uzun süre yazmayı kabul etmediği Steve Jobs biyografisi hem içindeki hikayelerle ilham verdi hem de Jobs’un ölümünden sonra erkene alınan yayın tarihiyle çağımızda pazarlamanın gücünü bir kez daha hepimize kanıtladı.
Yılın Türkçe şarkısı: Yakar Geçerim. Tarkan imzalı, Ajda Pekkan söylüyor. Eee, daha ne olsun?
Yılın konseri: George Michael’ın Londra Royal Albert Hall’daki konseri. George Michael senfoni orkestrasıyla birlikte geri döndü. Ne yazık ki geri dönüşü ve turnesi zatüre teşhisiyle hastaneye kaldırılınca yarım kaldı.
Yılın
tiyatro oyunu: III. Richard Türkiye’de garip bir etki yarattı. Hiç tiyatroya gitmeyenler bile koşarak tiyatroya gitti. Kevin Spacey etkisi bizde çok güçlü hissedildi. Yerlilerdense favorim Dot’un Tarabya’daki Koleksiyon’da sergilediği Festen oldu.
Yılın düğünü: Kate-William. Kate Middleton ve Prens William’ın düğünü günlerce seyredildi. Düğünün yıldızı gelinin kız kardeşi Pippa oldu. Böylece magazin dünyasına yeni bir isim daha eklendi. Benim katıldığım düğünlerdense en etkileyici olan Seyhan Özdemir ve Ferit Sarper’in Ravello’daki düğünüydü.


Not: Yıl sonu değerlendirmesine devam edeceğiz.