Bir restorana gidildiğinde öncelikli beklenti lezzet ve keyif alma olmalı. Kasılmadan, ödenecek olan paranın karşılığı alınarak, güzel yemeklerle karnımızı doyurmak ve hoş vakit geçirmek için restoranları tercih ediyoruz. Özellikle daha rafine ve ‘fine-dining’ olarak tabir edilen lokantalarda, rahatlığı ve ücretin karşılığı yemek kalitesini bulmak maalesef mümkün değil.
Atmosferden başlayarak servis ve yemekle devam eden süreç hep bir zorlama ve şefin (veya işletmecinin) kendini ispat etmesi ve ego savaşı olarak devam ediyor. Bu bağlamda İstanbul Nişantaşı’nda açılan ‘Spago’ isimli restoranı çok beğendim.
Doğrusunu isterseniz gitmeden ön ce şüphelerim ve önyargılarım yok değildi. Çok meşhur bir şefin (Wolfgang Puck) zincir lokantasıydı. Ayrıca otel lokantaları konusunda oldum olası bir tereddütüm olmuştur. İçeri girdiğim andan itibaren tüm bu çekincelerim teker teker çürütüldü. Öncelikle, atmosfer ve manzara çok iyiydi. Uzun ince olan restoran alanı çok akıllıca bir mimari çözümle kurgulanmış. Özellikle yazın gelmesi ve havaların sıcaklaşmasıyla birlikte terasıyla birlikte daha da iyi bir atmosferin yaratılacağına inanıyorum.

Yemekler lezzetliydi
‘Spago’ ünlü şef Wolfgang Puck’ın imzasını taşıyor. Ünlü şeflerin, uzak diyarlarda açtıkları restoranların başarısının veya başarısızlığının en büyük sırrı eleman seçimleri. Nitekim kendisi yılın belki birkaç haftası buraya uğrayacak. Kalan zamanlarda gemiyi yürütecek isimler bu nedenden dolayı daha bir önem kazanıyor. Tanıştığım ve oldukça tecrübeli şef Peleg Miron bu anlamda çok iyi bir seçim. Restoran müdürü sevgili Çağlar Çağlar da hem yurtiçi hem de yurtdışı tecrübeleriyle doğru bir isim olmuş.
Gelelim en önemli kısım olan yemeklere. Yediğim tüm yemekler birbirinden lezzetliydi. Çok mu farklıydı, sunumları çok mu yanar dönerdi? Hayır ama kasmadan, bildik lezzetler ve en önemlisi kaliteli malzeme kullanılarak baştan aşağı mükemmel bir yemek yedim.

Yemekler lezzetliydi
Başlangıç olarak aldığım ‘Tuna Tartare’ ve ‘Deniz Tarağı Ceviche’ çok iyiydi. Kullanılan malzemelerin tazeliği ve kalitesi gerçekten üst düzeydeydi. Ana yemek olarak ‘Buharda Levreği’ mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Yanında şefin hazırladığı kuzu kulağı mantarı, kuşkonmaz ve taze bakladan oluşan tabak, baharın en güzel lezzetlerinin harmanıydı. ‘Çikolatalı Sufle’ ve ‘Baked Alaska’ (beze içinde sunulan fıstıklı dondurma) harikaydı.
‘Spago’yu, diğer açılan yabancı kökenli şef restoranlarından ayıran en önemli özelliği ayaklarının yere sağlam basması. Tabaklarda, görsellikte ve gereksiz ayrıntılarda boğulmadan dümdüz bir lokanta olmaları. Taze ve kaliteli malzemeler kullanıp, doğru ekip seçimi çok başarılı bir başlangıç yapmışlar. Yolları açık ve bereketli olsun....