RESTORAN DÜNYASINA YENi SOLUK: GiLE

Son zamanlarda ülkemizin yetiştirdiği en yetenekli genç şeflerden Cihan Kıpçak ve Üryan Doğmuş’un ilk restoranları ‘Gile’in adını samimi, yaratıcı ve farklı mönüsüyle çokça duyacaksınız

RESTORAN DÜNYASINA YENi SOLUK: GiLE

Her ne kadar yeme-içme sektöründe büyük hareketlilik yaşansa da, iyi yemek yenilen restoranların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Zincir restoranların yeni açtıkları şubeler veya büyük holdinglerin restoran satın almaları, ticari anlamda önem taşısa da, gastronomimize kalite anlamında değer katmadıkları ortada. Sapla samanın karıştığı böyle bir ortamda, iki eğitimli ve süper yetenekli şefin ilk girişimleri olan pırıl pırıl bir restoran açıldı. Akaretler Sıraevler’deki 40 kişilik restoranın mutfağından barına, tabağından şarap seçimlerine kadar her detayında Cihan ve Üryan’ın izlerini görmek mümkün.
Bu noktaya adım adım ve en alttan başlayarak gelen Cihan ve Üryan, esasında bu sektöre meraklı olanlar için de ideal bir yol haritası çıkarıyorlar. Aşçılık eğitimlerini yurt dışındaki çok iyi okullarda tamamlayıp başarılı lokanta ve otellerde çalıştıktan sonra, büyük girişimcilik örneği göstererek kısa süre önce de kendi mekânlarını açmaya karar vermişler. Çalıştıkları yerlerde kendilerini uzun zamandır hayranlıkla takip eden biri olarak, ‘Gile’de çok başarılı olacaklarından kuşkum yok. Yemekleri ve ambiyansıyla uzun zamandır beni böyle heyecanlandıran bir mekân olmamıştı.

Alkışlanması gereken başarı
Her şeyden önce ‘Gile’de dekorasyon son derece rahat, ferah ve samimi. Öğlen bistro, akşam da daha sofistike bir mönüyle servis veren lokantada tüm yemekler lezzet ve sunum olarak kusursuz. Anadolu’daki en iyi butik üreticilerden topladıkları ürünleri ustalıkla pişiriyorlar. İki şefi her daim mutfakta görmek mümkün. Başlangıçlardan küşneme ve karpuz-ezine peynir tabakları, damak çatlatan lezzetler. Ana yemeklerden oğlak ve kuzu incik, bende en çok iz bırakanlar. Tatlı olarak ikram ettikleri anasonlu dondurmaysa, Türk gastronomisinin nerelere gidebileceğinin habercisi niteliğinde.
Gile’de yemeğimi yerken hoşuma giden detaylardan biri de, kullanılan tabaklardı. Tüm tabaklar seramik ustası Mehmet Kutlu tarafından Gile için özel tasarlanmış. Yediğim her yemeğin farklı ve bu yemek için özel üretilmiş tabakta servis edilmesi ince düşünülmüş bir hoşluktu. Zengin şarap seçeneği olan restoranda, sadece burası için üretilmiş iki farklı şarabın olması da bir diğer incelik.
Cihan ve Üryan çalışkan, yetenekli ve pırıl pırıl iki şef. Şimdi de büyük girişimcilik ve yüreklilik gösterip genç yaşlarında restoran sahibi oldular. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Cihan ve Üryan gibi şeflerin yeteneklerini özgürce sergileyebilecekleri restoranlarının olması ve bu restoranlarıyla ülkemizin gastronomik zenginliklerini dünyaya başarıyla duyurabilmeleri. Heyecan verici ve alkışlanması gereken büyük holdinglerin birçok restoranı satın alıp tekeller ve restoran zincirleri oluşturması değil, Cihan ve Üryan gibi pırıl pırıl yeteneklerin nev-i şahsına münhasır ve kişilikli restoranlar açmasıdır. Gile ile fark yarattıkları, sıradanlık içinde bir çiçek gibi açtıkları için bir yemeksever olarak kendilerine teşekkür ediyorum.