Kıbrıs’ın müdavimlerinden Serdar Ortaç, yine kumar oynamasıyla gündemde. Kumar oynayarak servet kaybeden Ortaç, bir dönem ‘kumar oynamamaya tövbe etmiş’ ve tedaviler görmüştü. ‘Kumara tövbe’ ettiği dönem Kıbrıs’ta kumar oynarken yakalanmıştı. Hatta bir gün gözlerimin önünde ciddi bir parayı çok kısa sürede bitirmişti. Serdar Bey, tövbesini bozarak yine kumar masasında yakalandığını yazdığım için tepkiliydi. Ortaç, yazıdan üç gün sonra Habertürk’ün magazin ekinde Nuri Altuntaş imzalı haberde, ‘Kumar oynadı’ haberlerinin yalan olduğunu iddia etmişti. Bu açıklaması üzerine, kendisiyle mahkemelik olduk.

‘Poz ver’ diyorlar

Sonrasında, ‘yazımı yalanlamadığını, kumar oynadığını’ itiraf etti. Yani Habertürk’ün haberini yalanladı. Bunu bana sosyal medya aracılığıyla 2 -3 kez de yazdı. Mahkeme süreci devam ederken, Serdar Bey’in, ‘Kumarda servet kazandı’ reklam haberi düştü gündeme. Üzüldüm. Hem de çok. Sesiyle gündeme gelmesi gereken Ortaç, yine ‘kumar’ ile gündeme geldi. Bunu Twitter hesabımda, “Artık Kıbrıs’ı kumar ülkesi olarak göstermekten vazgeçin” şeklinde eleştirdim. Ortaç’ın cevabı şöyle oldu; “Haklısın. Ancak ‘poz ver’ diyorlar. Kimseye hayır diyemedim maalesef.” Net ifadelerle belirteyim ki, Kıbrıs’ta kumarhane olabilir, ancak halk buranın kumarhanelerle anılmasına çok tepkili. Serdar Bey, bunu da dikkate almalı.

Kumarda kim kazanır?

Ortaç, önceki gün kumardan kazandığını ve borçlarını ödediğini açıkladı. Kıbrıs’ı çok iyi bilen biri olarak yazıyorum, kumarda sadece kasa kazanır yani kumarhane. Serdar Ortaç’ın, kumar borçlarını kumarla kapatma şansı yoktur. Kıbrıs’ta uzun yıllardır görev yapan biri olarak, siyasetçisinden, iş adamına ve ünlüsüne kadar birçok kişinin kumar oynadığını biliyorum, görüyorum. Ancak bu kişilerin ‘özel’ hayatları. Topluma çıkıp, ‘Kumar kötü’ deyip, kumar masasına oturan yok. O nedenle, Serdar Bey de kumar oynama hakkına sahiptir. Ama rica ediyorum; artık “Kumara tövbe ettim” dedikten sonra kumar masasında poz vermesin. Genelde biliniyor ki, onlarca konser ücreti kumar borcuna gidiyor. Yazık oluyor.

‘DİZİ SEKTÖRÜ VAHŞİ VE KATI’

‘Yüksek Sosyete’ dizisinde başrolde yer alan Kıbrıslı Hazar Ergüçlü, bayram ziyareti için geldiği Lefkoşa’da ailesi ve sevdikleriyle bol bol vakit geçirdi. Yoğun set günlerinden dolayı, yılın çoğunu İstanbul’da geçiren Ergüçlü, bu seferki ziyaretinde sevgili Mehmet Ekin Vaiz’in programına konuk oldu. Ergüçlü’nün yaptığı samimi açıklamalar dikkatimi çekti. Rakipleri arasından kısa sürede sıyrılarak başrol olmayı başaran oyuncu, dizi sektörünün saldırganlığı, katılığı ve vahşiliğinden sitem ederek, şöhretin aslında kendisini pek etkilemediğini, “İnsan olarak kendini ne kadar koruyabilmen önemli. Ben de elimden geldiğince onu yapmaya çalıştım” diyerek mütevazılıkla dile getirdi.

Serenay Sarıkaya ve Kıvanç Tatlıtuğ ile ilgili de açıklamalar yapan Ergüçlü, “Gitmeden (İstanbul’a) önce ben de ‘Aşk-ı Memnu’ izlerdim. Kıvanç hayranıydım. Gidince, televizyonun yarattığı o hayali dünyayı yıkıyorsun. Onlar da insan. Bir artıları, eksikleri yok” diyor.

İstanbul değil, Lefkoşa!

“Aşırı bir şöhret çizgisinde olmak istemezdim” diyen oyuncu, bir itirafıyla da takdirimi kazandı. Bu dönemde herkesin taşı toprağı altındır diyerek geldiği İstanbul’da, bulduğu bir taşa sarılarak ömrünü geçirenlere inat Ergüçlü, sahip olduğu başarıya rağmen “İstanbul yerine Lefkoşa’yı tercih ederim. Ne olursam olayım sonunda döneceğim yer burası” sözleriyle köklerine ne denli bağlı olduğunu gösterdi. Ergüçlü’yü böylesine cazibeli bir dünyaya kendini kaptırmadığı ve geldiği yere karşı olan tavrından dolayı tebrik ediyorum.