‘Radyolar genç yayıncı yetiştirmekte geç kaldı’

KANALTÜRK RADYO’NUN GENÇ PROGRAMCILARINDAN İRFAN ASLANHAN, “GENÇLERİN YÖNETTİĞİ BİR RADYO HAZIRLAMAK İSTERİM. GENÇ DÜŞÜNCE, GENÇ ZİHNİYET HER ZAMAN İYİDİR” DİYOR

‘Velet Dada’ radyoların eğlenceli seslerinden... Asıl ismi İrfan Aslanhan... Yıllardır ‘Radyo Makinası’nı çalıştırıyor. Genç yaşına rağmen tiyatroya, mikrofon tozunu da karıştırmış, ikisinin de büyüsüne kapılmış biri... Üzerine bir de televizyonu ekleyen Aslanhan, yeni nesilin dikkatini çeken birçok programın yapımcısı... Bir süre radyoya ara veren, şimdilerde yeni radyosu Kanaltürk Radyo’dan sevenlerine seslenen Aslanhan, dinleyicilerini programına şöyle davet ediyor: “Hâlâ denk gelmemiş dinleyiciler için ilk biraz yadırgayacakları ve sonra sarılacakları bir program. Biz gençler konuşuruz. ‘Artık değişik sesler duymak, mutlu ve enerjik bir şeyler dinlemek istiyorum’ diyenler buyursunlar.” Türkiye’deki birçok radyonun sığ yayıncılık anlayışına sahip olduğunu ve gençlere şans vermediğini düşünen Aslanhan, “Artık çok farklı bir jenerasyona sahibiz. Türkiye radyoları çok geç kaldı. Hâlâ genç yayıncılar yetiştirmekte karın ağrıları çekiyor” diyor.
Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde okuyan Aslanhan’ı ‘Radyo Makinası’yla hafta içi her gün 19.00-21.00 saatleri arasında İstanbul 92.9 Kanaltürk Radyo’dan dinleyebilirsiniz.

Yeni radyonuzda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Kendimi, ilk defa bu kadar huzurlu hissediyorum. Her çalıştığım yerde güzel anılar bırakarak işlerimi yapmaya çalıştım. Bu radyonun ve çalışma arkadaşlarımın enerjisi bambaşka... Bu çok önemli, kurumun yapmak istediklerinize inanması ve sizi benimsemesi işinize olan güveninizi arttırıyor.
Bir süre radyoya ara verdiniz, o dönemde neler yaptınız?
3,5 sene radyo yapmadım, ama şimdi bakıyorum da bu sürede üç televizyon projem oldu. Biri Cine5’te yaptığımız bir yarışma programıydı, diğeri bireysel olarak yaptığım yıllardır ara ara sunduğum ‘Velet Dada’, bu seriye bir de ‘Jülyen’ adında yine alternatif bir talk show programı ekledim.
‘Radyo Makinası’ bu radyoda yine aynı formatla mı devam ediyor?
Kafama göre her gün programın içeriğini değiştirebiliyorum ama artık ‘Radyo Makinası’ ismini yansıtıyor. Olması gerektiği gibi, bir makina şeklinde tıkır tıkır işliyor. Daha interaktif, gündem eksenli bir yayın. Her şeyden biraz var. Vazgeçemediğim şey, özümde de en saygı duyduğum işim tiyatro olduğu için, yıllarca edebiyattan, şiirden kopamayan bir yayıncılık kafası oluşturdum. İyi ki de oluşmuş. Artık şiirsiz, edebiyatsız yapılan yayınlar hep eksik ve anlamsız geliyor.
Şu ana kadar denk gelmemiş dinleyicilere programınızı nasıl anlatırsınız?
Biraz yadırgayacakları ve sonra sarılacakları bir program. Biz genç insanlar konuşuruz. “Artık biraz değişik sesler duymak, farklı insanlar izlemek istiyoruz, mutlu ve enerjik bir şeyler dinlemek istiyoruz” diyenler buyursunlar. Artık çok farklı bir jenerasyona sahibiz. Türkiye radyoları çok geç kaldı.
Hâlâ genç yayıncılar yetiştirmekte karın ağrıları çekiyor. Düşünüyorum da bu sığ yayıncılık anlayışı içinde ‘Radyo Makinası’ epey iyi bir program. Şöyle düşünsünler, ben onu sadece çalıştırıyorum, içine bir ses ekliyorum, sonrası olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!
Genç yaşınıza rağmen televizyonla da tanışan radyoculardansınız. Hangisinin büyüsü daha ağır basıyor?
Dediğiniz gibi bir büyü söz konusu ise radyo, beni çoktan büyülemiş durumda. Genç yaşta bu işlere bulaşmam, radyonun samimiyetini, televizyonun ise ticari görgü durumunu çok iyi deneyimlememe yol açtı. Şimdi televizyona daha sakin, radyoya ise daha enerjik bakıyorum. Televizyonun küstürdüğü insanlardan değilim.
Elini kolunu nereye koyacağını biliyorsan, oraya ait olduğunu görselde de yaşatabiliyorsan her zaman ekranda yerin vardır.
Radyoda “Şunları da yapmak istiyorum” dediğiniz neler var?
Bence hedef sesimizi duyurabildiğimiz her yerde birilerini veya kendimizi mutlu ettiğimiz yayınlar yapabilmek olmalı. Radyoda 7/24 oturayım, müdür olayım gibi hedeflerim yok.
Size mikrofonu sevdiren, radyo programcılığına özendiren isim ya da isimler var mı?
Hayır. Kimse özendirmedi. Ben bu işe kendim özendim. Mikrofonu da bu işi yapmaya başladıktan sonra sevmeye başladım. İşine saygısını hep örnek aldığım çok çalışma arkadaşım oldu.

‘Radyolar genç yayıncı yetiştirmekte geç kaldı’

‘Annemi programcı yapardım’
Bir radyonuz olsa içinde kimler olur, nasıl bir radyo hazırlarsınız?
Kesinlikle annemi alırdım radyoya... Hem çok konuşur hem de her şeyden haberi vardır. Mesela şunu anlamıyorum; “İnsanlar bundan anlıyor”, “Halk sadece bunu dinliyor”, “Sadece bu programlar izleniyor”, “Bunlar reyting alıyor” diye bir mantık var. Halbuki insanlar ne verirseniz onu alıyor. Gençlerin hiçbiri tekdüze şeyleri dinlemiyor. Tamamen baştan aşağı gençlerin yönettiği, gençlerin olduğu bir radyo hazırlamak isterdim. Genç düşünce, genç zihniyet her zaman iyidir. Ben 50 yaşıma da gelsem böyle düşüneceğim eminim.Ticari kaygı ve reyting düzmecesi taşımayan bir gençlik radyosu yok. Olanlar da saçma sapan, sadece sloganla kendilerini gençlik radyosu sanıyorlar.