Turgut Özal 40, Tayyip Erdoğan 20 milyon dolar

İDO'nun ısmarladığı yeni feribota, 'ticari deniz araçlarının kullandığı akaryakıtta ÖTV'yi kaldırdığı için' Recep Tayyip Erdoğan adı verildi. Norveç'te yapılan ve 20 Ocak'ta, İstanbul'a doğru yola çıkacak feribotun fiyatı 20 milyon dolar. İDO, Turgut Özal feribotunu 40 milyon dolara almıştı

Turgut Özal 40, Tayyip Erdoğan  20 milyon dolar





Türkiye 'tuhaf işlerin ülkesidir'ki, "suallere akıllı yanıt" bulunamaz... Mesala ulaşım mevzuu... Trafik kazalarında verdiği canlarla ünlü bir ülkedir. Ama trafik kazalarında ölenler unutulup 'demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan' diye hep bir ağızdan tempo tutulur. Bir yabancı duysa, şu yorumu yapması, işten bile değildir: 'Türkler kara yolu kazalarındaki kayıplarına son vermek için, demiryolu yatırım seferberliğine giriştiler. Herhalde onu kutluyorlar!' Yorumdan sonra elbet sıra, doğrulatma sorusuna gelecektir. Ve şöyle bir diyalog gelişecektir. ..
- Demiryolu yatırımını mı kutluyorsunuz ?
- Yooo. Duble yol yapıcaz da, ona seviniyoruz ...
- İyi ama, yurdu demir ağlarla ördük diyorsunuz...
- O 70 yıl önceydi. Azıcık ördük, bitirdik.!
Boşverin yabancılar bizi anlamaz. Türkü Türk'ten başka anlayan var mı ki?
Örneğin...
Yine bizden olmayan biri. İstanbul Deniz Otobüsleri terminali önünde sıralanan Çakabey, Turgut Reis, Hızır Reis gibi isimlerle anılan deniz otobüslerine baksa. Bu isimlerin kim olduğunu sorsa, 'ünlü denizcilerimiz' açıklaması pek tatmin edici olurdu. Ya Adnan Menderes'i sorsa...Onun için ne derdik. "Kendisi bu ülkenin karayoluyla kalkınacağına inanan bir Başbakanımızdı. Amerikalılardan Marshall yardımı aldı. Aldığı paraların çoğunu karayolu yapımına harcadı. Sonra da biz onu astık. Yok 'karacı' olduğu için değil, başka nedenlerden..."
Hemen yanındaki Turgut Özal'ı sorarsa da yanıtımız şu olurdu herhalde: "Yok o da denizci değil. O da otoyollara pek düşkündü. Ama denizi severdi. Teknelerde görülmüşlüğü vardı. Ama trenleri pek sevmezdi. Demiryolunu savunmanın komünizme hizmet olduğunu düşünürdü. Yok artık daha neler, onu asmadık. Cumhurbaşkanı yaptık. Eceliyle öldü."

'Denizci değiliz'
Üç tarafımızın denizle çevrili olmasına, 'demiryollu marşlarla' coşmamıza rağmen biz ne denizciyiz ne de demiryolcu. Trafik kazalarının şampiyonu olmamazı rağmen karayolundan vazgeçemiyoruz... Üstüne üstlük, ülkeye karayolu yatırımlarıyla hizmet veren liderlerimizin isimlerini gemilerimize veriyoruz.
Deniz ulaşımını yeterince desteklenmemesinin sıkıntısını çekenlerden, bunu da en iyi bilenlerden biri Şeref Dikyar... Şeref Dikyar dediğimizde pek 'çıkartamayacaksınız'... Ama İstanbul Deniz Otobüsleri yani İDO dediğimizde hemen hatırlayacaksınız. Şeref Dikyar İDO'nun Genel Müdürü... Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan sonra geldiği bu görevini dört yıldır sürdürüyor.
Dikyar, sessiz, sakin bir kamu yöneticisi... Çok da medyatik değil. Çünkü yakın zamana dek gazeteciler ondan bucak bucak kaçıyorlardı. Çünkü "merhaba" der demez hemen ardından "akaryakıta ödedikleri ÖTV'den şikayet edip" duruyordu.
Şeref Dikyar, sıradan vatandaşın özel otosuna aldığı akaryakıtın litresine ne ödüyorsa, kendilerinin de aynısını ödemelerinden şikayet edip duruyordu. Eğer akaryakıtı vergisiz alabilirlerse, bilet fiyatları gerek şehir içi ulaşımda, gerekse Yenikapı - Bandırma, Yenikapı – Yalova seferlerinde ucuzlayacaktı. Çünkü akaryakıt nedeniyle fiyatlar pahallıydı. Ancak belli bir kesim bu hizmetten yararlanabiliyordu. Oysa İstanbul Deniz Otobüsleri'nin fiyatlarının ucuzlaması, daha çok yolcu anlamına gelecekti. Bu da karayolu ulaşımının üzerindeki yükü azaltacak, trafik rahatlayacaktı. Ayrıca Şeref Dikyar, çok daha önemli bir 'hesaba' dikkat çekiyordu. Trafik kazalarında yaşanan 'can kayıpları'nın da azalacağını söylüyordu. Yitirilen bir canın ekonomik hesabı nasıl yapılırsa, bunu öğrenmişti. Özellikle Bandırma'ya yapılan seferlerin bu konudaki olumlu katkısını anlatıp duruyordu.
Gazeteciler de onun bu dediklerini bir yazıyor, iki yazıyor ama sonuçta 'bayat, tekrar' haber sınıfına girdiğinden vazgeçiyorlardı.
Şeref Dikyar, sadece gazetecilerin değil, siyasilerin de kapısını aşındırıyordu. Hatta kendince 'rüşveti'de hazırdı. Her kim ki, İDO'ya vergisiz akaryakıt sağlarsa onun adını deniz araçlarından birine verecekti. Bu uğurda yaptıklarını Dikyar şöyle anlatıyor:
"Benim genel müdürlüğümün büyük bölümü koalisyona rastladı. Derdimizi anlatmak için Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcıları Mesut Yılmaz, Devlet Bahçeli olmak üzere hepsine ulaştık. Ancak bir yandan da ekonomide kriz vardı. Ve onlar bize hak verip, desteklemelerine rağmen, istediğimiz vergisiz akaryakıtı veremediler. Vermediler, demiyorum, ama olmadı."
Şeref Dikyar o dönem Kemal Derviş'le de heyecanlanıyordu. Kemal Derviş İDO'yla sık sık seyahat ettiğinden, ona derdini anlatıyordu ama yine çözüm bulamıyordu.

Nihayet ucuza seyahat
"Türkiye'de iyi işler oluyor' diye klasik bir cümle vardır. Onca keyifsizliğin içinde azıcık mutluluk verici bir gelişme olunca kullandığımız bir cümledir bu. İşte geçenlerde 'iyi bir şey' oldu ve 1 Ocak 2004'te "Türk Uluslararası Gemi Siciline ve Milli Gemi Siciline kayıtlı, kabotaj hattında münhasıran yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine verilecek yakıtın özel tüketim vergisi tutarının sıfıra indirilmesine ilişkin karar yürürlüğe" girdi. Yani artık denizde yolculuk daha ucuza yapılacak.
Şimdiye değin İstanbul Deniz Otobüslerinin konforunu duyup da bu hizmetten yararlanamayanlar için de 'denizle tanışmak' için iyi bir fırsat olacak. Kimbilir belki de 'balık' fiyatları bile ucuzlayacak.

Tayyip Erdoğan gemiye yükleniyor
Eskiden Şeref Dikyar'a ulaşmak çok kolayken, şimdilerde bu zorlaştı. ÖTV alınmama kararnamesi ile birlikte Dikyar'ın işleri artmış, eski derdi ortadan kalktığından, gazetecilere ayırdığı vakit azalmış görünüyor!
Şeref Dikyar "Denizcilikte devrim oldu" diyerek, coşkuyla karşılıyor bizi. 23 Ocak'tan itibaren fiyatlar ucuzlayacağı için, daha fazla yolcu beklentisinden dolayı 'hazırlık' yapıyorlarmış. Yolcu sayısının artmasının yanısıra Pendik – Yalova arasında yeni bir hat açılıyor. Yani Kadıköy yakasında oturanlar artık Yalova için karşı tarafa geçmek zorunda kalmayacaklar. Bu hat için Norveç'e ısmarlanan feribot hazırlanmış 20 Ocak'ta gemiye yüklenecek. Gemi üzerideki feribot Cebelitarık'ı geçerek, yaklaşık bir aylık deniz yolculuğu ile 20 Şubat'ta Yenikapı'da olacak.
Bu feribotun ismi ne mi olacak? Tahmin ettiğiniz gibi, yanıt: Recep Tayyip Erdoğan...
Recep Tayyip Erdoğan da aslında feribotlarda adları olan liderler gibi ulaşım yatırımında "karayolundan" yana... Ama ÖTV konusuna "evet" demesi onu 'denizci' yapacak. Recep Tayyip Erdoğan ismi "Lloyd'a kaydedilmiş bile... Bu hat için Norveç'te yapılan diğer feribotun adı da hazır: Fatih Sultan Mehmet.
Turgut Özal feribotu İDO'ya zamanında 40 milyon dolara mal olmuş. Recep Tayyip Erdoğan feribotu ise 20 milyon dolara alınmış. Fiyat farkı taşıma kapasitesinden kaynaklanıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan, Turgut Özal'a göre daha modern donanımlı. 580 yolcu, 120 araç kapasiteli Recep Tayyip Erdoğan'ın iki kapısı var ve kaptan köşkü 180 derece dönebiliyor. Aralarındaki diğer fark da geldikleri yerde. Turgut Özal taa Avustralya'dan gelmişti. Üstelik ölçüleri çok büyük olduğundan bir gemiye yüklenememiş, bu uzun yolculuğu bizzat yapmıştı. Bu arada fırtınaya tutulmuş, yolculuğu zor geçmişti. Umarız Recep Tayyip Erdoğan, 'fırtınalara yakalanmadan' aramızda olur.

Fiyat hatırlatması
23 Ocak'tan itibaren geçerli olacak yeni fiyatlar gazetelerde yayınlandı. Ama hep kötü haberler mi tekrarlanacak? Bir kez de iyi haberi tekrarlayalım. Bostancı - Eminönü, Bakırköy, Karaköy, Yenikapı, Kabataş arası 3 milyon 750 bin liradan 3 milyon liraya indi.Eğer Akbil kullanırsanız 2 milyon 500 milyon lira ödeyeceksiniz. En ucuz hat ise Eminönü - Kadıköy, Bostancı -Adalar... Bu hatlara jetonla 1 milyon 250 bin liraya, Akbil'le ise 1 milyon lira ödeyeceksiniz... Hayırlı seyirler!





BUSINESS
















21 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber