“Aileler elini taşın altına koysun”

Geçtiğimiz hafta üzücü bir olayla gündeme gelen koruyucu ailelik ülkemizde yeterince yaygın değil. İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkan Yardımcısı Filiz Süyür: “Eğitimli aileler elini taşın altına koysunlar. Çünkü onların çocuklara verebileceği şeyler çok fazla”

“Aileler elini taşın altına koysun”

Koruyucu ailelik modeli çeşitli sebeplerle biyolojik anne-babasıyla yaşamayıp devlet korumasında olan çocukların sevgi dolu bir aile ortamında yetişmesini amaçlıyor. Ne kadar iyi şartlara sahip olursa olsun aile sıcaklığının yerini tutamayacak yurtlar yerine, onunla kendi çocuğuymuş gibi ilgilenen bir ailenin yanında kalması çocuğun hem fiziksel
hem de psikolojik gelişimi için hayati önem taşıyor. Türkiye’de koruyucu ailelik modeli yaygın değil ne yazık ki. Biz de geçtiğimiz hafta bu konuyu gündeme getirmek için İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkan Yardımcısı Filiz Süyür ile bir röportaj yapmayı planlarken Sivas’tan çok acı bir haber geldi. Koruyucu aile yanında kalan
15 yaşındaki bir kız çocuğu, 11 yaşındayken sözde onu korumakla yükümlü koruyucu babasının tecavüzüne uğramıştı. Bu durumda, bu röportajı yapmak şart oldu.

Koruyucu ailelikle evlat edinme arasındaki farklar neler?

“Aileler elini taşın altına koysun”


Evlat edinmede çocuğu tamamen kendi nüfusunuza geçiriyorsunuz. Sizin soyadınızı taşıyor. Fakat koruyucu ailelikte çocuk kendi soyadıyla geliyor. Koruyucu ailenin yanına yerleştirilen çocukların genelde anne-babasından en az biri hayatta oluyor. Eğer istenirse il müdürlüklerinin denetiminde rutin görüşmeleri sağlamak zorunda koruyucu aile. Koruyucu ailelikte velayet biyolojik ailede kalıyor. Şehir dışına tatile gidecekseniz müdürlüğe bildirmeniz, yurt dışına çıkacaksanız valilikten izin almanız gerekiyor. Ama bunlar göz korkutmasın, hızlı işleyen süreçler. Yani koruyucu ailelikte siz aile olarak onun eğitimi, sağlıklı gelişimi, bakımı ile ilgili sorumluğu bir anlamda devletle paylaşıyorsunuz. Tabii ki kendi çocuğunuz gibi oluyor, seviyorsunuz, seviliyorsunuz.

TC vatandaşı olmak, yaş aralığı gibi temel şartlar dışında koruyucu aile olmak isteyen adaylarda nelere bakılıyor?

Gerekli sabra, şefkate sahip mi diye bakılıyor. Çocuk yetiştirmek kolay değil.

Nasıl bakılıyor? Mülakat mı yapılıyor, testlerden mi geçiyor?

İlk başvurunuzu yaptıktan sonra sizden bazı evraklar isteniyor. Bunlar arasında sağlık raporu da var; bulaşıcı ve psikolojik bir hastalığınızın olmadığını kanıtlamanız lazım. Psikolojik hastalığınızın olmadığını kanıtlamak için de yaklaşık 500 soruluk bir testten geçiyorsunuz. Sonra mülakata giriyorsunuz. Karı kocaysanız ayrı ayrı görüşmeye alıyorlar, çapraz sorularla aile ortamını anlamaya çalışıyorlar. Bekarsanız tek başına giriyorsunuz mülakata, bekar olmak kısıtlayıcı bir durum değil.

Erkeğin de bekar olması kısıtlayıcı bir şey değil yani...

Değil aslında, yasada öyle bir ayrım yok.

Pratikte bekar bir erkeğin koruyucu aile olması daha mı zor?

Evet, öyle. Şu anda bildiğimiz bir tane koruyucu babamız var.

Türkiye’de çok yaygın, bilinen bir uygulama değil...

Evet. Koruyucu aile sayısının artması önemli. Türkiye genelinde koruyucu aile yanında kalan çocukların oranı yüzde 23. Avrupa’ya, Amerika’ya baktığımızda bu oran yüzde 75-80. Sayının artması olumlu ama nitelikli koruyucu aile sayısının artması önemli. Çocuğa her anlamda bir şey verebilecek ailelerin sayısının artmasını önemsiyoruz. Eğitimli, kültürlü aileler ellerini taşın altına koysunlar. Onların çocuklara verebilecekleri çok şey var. Ufak sorunlardan yılıp kendilerini çekmesinler.

“Büyük çocukların koruyucu aileye daha çok ihtiyacı var”

Koruyucu aileye verilen çocuk devlet tarafından rutin kontrol ediliyor mu?

Belli bir rutini yok. Kadro sıkıntısı vardı kısa bir süre öncesine kadar ama bu aşıldı, artık umut ediyoruz ki bu kontroller daha rutin ve sık şekilde yapılacak. Bize en son kontrole gelindiğinde çocukla ayrı olarak
40 dakikalık bir görüşme yapıldı. Bu da çok önemli. Sonuçta anne-baba yanındayken söyleyemeyeceği şeyleri daha rahat söyleyebilir. Problem olmaması mümkün değil. Kendi çocuğunuzu yetiştirirken de oluyor. Bunlar bir sürü yıpranmışlıkları olan, örselenmiş çocuklar.

Mesela ben koruyucu aile oldum ama bir şekilde yapamadım, o zaman ne oluyor?

İl müdürlüğüyle konuşarak çocuğu geri yollayabiliyorsunuz. Bu çok sık karşılaşılmayan bir durum. Bu çocuklar zaten terk edilmeyi yaşamış çocuklar, koruyucu aile yanından tekrar yuvaya dönünce bunu ikinci defa yaşıyorlar.
Bu yüzden çok iyi düşünüp tartmak lazım.

Çocukların yaşlar aralıkları nasıl?

0-18 yaş arası bütün çocuklara koruyucu aile olunabiliyor. Ama toplumumuzda nedense küçük yaşta olanlar ve kız çocukları rağbet görüyor. Aileler kendileri büyütmek istiyor. Ama şunu da düşünmek lazım, büyük yaşta çocukların koruyucu aileye daha çok ihtiyacı var. Onların yolları daha hızlı şaşabilir. O yüzden konu bir çocuğun hayatını kurtarmaksa büyük yaştaki erkek çocuklarını da düşünmek lazım.

En çok koruyucu aile İstanbul’da

* Devlet korumasında 15 bin çocuk, koruyucu aile yanında 3 bin 697 çocuk var.
* Koruyucu aile sayısında İzmir birinci sıradaydı. İlk kez İstanbul birinci sıraya oturdu. Şu an İzmir ikinci, sonra Ankara, Kayseri ve Bursa geliyor. Koruyucu ailelikle hiç tanışmayan iller de var hâlâ.

“Biyolojik oğlumla kardeş gibiler”

Siz kendi deneyiminizden bahseder misiniz? Ne kadardır koruyucu ailesiniz?

İki seneyi biraz geçtik. Benim kendi oğlum 11, ikinci oğlum 8 yaşındaydı. İki erkek çocuk olunca biraz rekabet ve mücadele oldu. Bazı sıkıntılar vardı ama çoğunu aştık. Burada önemli olan doğru desteğe ulaşmak. Bize başvuran ailelere “Hemen bir psikoloğa başvurun” diyorum. Çünkü çocuk için de zorlu bir süreç. O yüzden mutlaka destek alınması gerektiğine inanıyorum.

Size anne, baba mı diyor?

Evet. Önce yuvadan alışkanlıkla abi abla diyordu. Zaman içinde kendisi anne, baba demeye başladı. Zaten zorlama yapılmaması gerekiyor. Biyolojik oğlumuzdan da abim olarak bahsediyor.

Peki siz biyolojik oğlunuza nasıl açıkladınız bu durumu?

Biz eşimle bu kararı verdikten sonra hemen oğlumuza danıştık. İtiraz etmedi, hatta daha fazla çocuk almamızı bile istedi. Oldukça olgun yaklaştı yaşına göre. Artık kardeş kıvamına geldiler.

“Koruyucu aile sayısı artmalı ama denetimler etkin olarak yapılmalı”

Sivas’ta yaşanan tatsız olayla ilgili ne söylemek istersiniz?

Ne denebilir! Çok hastalıklı bir durum olarak tanımlayabiliyorum. Çok kötü bir yorum olacak ama ne yazık ki olacak böyle şeyler. Baba öz kızına bile tecavüz edebiliyorsa bunlar da olabiliyor. Denetimlerin etkin olarak yapılması lazım. Bunun için de il müdürlüklerinin kadroları güçlenmeli. Bir yandan da koruyucu aile sayısı artsın diyoruz ama sayı arttıkça burada maddi bir olanak da var, bu yüzden hastalıklı zihniyetlerin olduğu bir toplumda para için de bunu yapanlar olacaktır. Ama bu, iyi insanları caydırmasın. Bir çocuğun hayatına dokunmaya çalışan ailelerin sayısı çok daha fazla.

Bu tür olaylar sık olmuyor değil mi?

Hayır. Biz de şoke olduk.

Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber