Ege

12.08.2018 - 01:30

Sevgili üsteğmenim

Sitene Ekle
Görüş  |  Bülent Buda egespor@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

1969 yılı... 6 ay Polatlı Yedek Subay Topçu Okulu. Ardından, 6 ay daha Malkara-Keşan 14. Topçu Taburu. 3. altı ay, İstanbul-Selimiye 1. Ordu Komutanlığı. Askerlik görevi 24 aydı o yıllarda. Selimiye’deki 3. dilimde 6 ay kısaltıldı. Karşıyakalı milli yüzücü Murat İşçimenler’le birlikteydik Selimiye’de. Murat, 24 ayı tamamlamıştı. Benden altı ay kıdemliydi. Genelkurmay’dan 6 ay kısaltma gelince, “Ne ballısın ulan” demişti.

1966’da gittiğim İstanbul’dan 1971’de tekrar İzmirspor’a döndüm. 1973’te, genç sayılabilecek yaşta futbolu bıraktım. Heyecanımı yitirmiştim. 22 Ağustos 1974... Günümüzde olduğu gibi sıcak bir yaz... Evin zili çaldı. Karakoldan davetiye, buyurun görüşelim. Gittim, görüştüm verdiler elime sefer görev emrini. Akşamına otobüs ve Keşan... Özellikle Trakya’da Kıbrıs çıkarmasının ertesi, sınırda komşuyla papaz durumları. Günün aydınlanmasına az kala ulaştık Keşan’a. Trakya’da altı ayım geçmiş, bilirim oraları. Buldum bir sabahçı kahvesi, oturdum. Önce bir şekersiz acı kahve ve bir cigara. Ardından bir çay, bir cigara daha... Gün aydınlandığında hareketlilik başladı. Sesler yoğun olarak kulaklarımı tırmalıyor. Dolmuşçular, ‘Evreşe, Evreşe’ diyerek yolcu çağırıyorlar. Sözcük yabancı gelmiyor kulağa. ‘Evreşe yolları dar, bana bakma benim yarim var...’ O sabahın ilk aydınlığında öğreniyordum Evreşe’nin Keşan’ın bir köyü olduğunu. O gün de pazarıymış Evreşe’nin. Uzatmayalım, mesai saati başlayınca Keşan’da askerlik dairesinde işlemleri yaptırıp akşama doğru yola çıktık, sınıra doğru. Gece yarısı Meriç’in kırsal kesiminde ordugâh kurulmuş. Benim birlik hafif Uçaksavar, topçu bataryası. Komutan Üsteğmen M. Ali Okutucu. Bildik sözlerle tanışma. Nereden geliyorsun, İzmir’den. Vay be, olacak şey değil. Üsteğmenin eşi de İzmir’den, Karşıyakalı çıktı. Yüzüne yaydığı sımsıcak gülüşleriyle insan dostu bir adamdı Mehmet Ali Okutucu. İlk geceyi onun çadırında birlikte geçirdik. Bayağı gürültülüydü ama sabahı gördük. Arazide bir miktar eğitim dışında sadece bekleniyor. ‘Hır çıkar mı çıkmaz mı?’ Öğleye doğru bir tabanca, bir de hafif otomatik teslim edildi. Üsteğmene, iyi tamam da ben bunları kullanmayı bilmiyorum dedim. Arazide o koşullarda silahlı eğitim yapılmıyor, yasak. Neyse ki bir arıza çıkmadı. Ben de öteki teğmen arkadaşlarla fotoğraf çektirdim. Dönüşte hava basmak için. İlerleyen günlerin birinde alay komutanından sportif etkinlikler düzenlenmesi emri geldi. Voleybol ile futbol ağırlıklı. 

Üsteğmen, haliyle yıktı meseleyi üstüme. Hem oyuncu hem hakem, üstesinden geldim becerdim olayı. Bayağı da güzel günler geçti. Görevimin bitimine bir hafta kala alay komutanından üsteğmene telefon talimatı geldi. Sosyal etkinliklerde Bülent Buda’nın çok katkısı oldu. O nedenle 7 gün önce terhis edin. Şimdi şaşacaksınız ama, sevinmedim bu armağana. Sımsıcak bir ortamdı. Sıradışı bir deneyim yaşıyordum. Bir gece tüm subayların katıldığı yemekle içkili bir gece düzenlendi çadırlarda. İki kadeh parlattıktan sonra...

Gülümse

Amerikalı bir bilim adamı, konferans için geldiği Trabzon’un Hamsibey köyünde halk tarafından çok sevilir. Dönüşte köylüler Amerikalıya bir hediye vermek isterler. Toplantı yaparlar. Fakat hediyenin ne olacağı konusunda anlaşamazlar. Her kafadan bir ses çıkınca Dursun, kalabalığa dönerek: “Arkadaşlar, öyle yeyup bitecek hediyenin kıymetu yok. Adama öyle bir hediye verelum ki, eline her aldığında bizi hatırlasun.” 

Temel, kalabalık arasından “Öyle bir hediye buldum vallah” diye seslenir ve ekler: “Amerikalıyı sünnet edelum!”

Önyargılar görüşümüzü kapatabilir

Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan, hamile bir kadın vardı. Kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başladı. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmazdı. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da oldukça uysallaşmıştı. Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğdu. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak oldukça zordu. Günler geçti, kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa, evden ayrılmak ve yavrusunu yalnız bırakmak zorunda kaldı. Gelincik ile bebek, evde yalnız kalmışlardı. Aradan biraz zaman geçti ve anne eve geldi. Gelinciği ve kanlı ağzını gördü. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırdı ve oracıkta öldürdü hayvanı. Tam o sırada içerideki odadan bir bebek sesi duyuldu. Anne, odaya yöneldi ve odada beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı gördü. (Ken Blachard) 

Günün sözü

‘Dostluk dediğin güzel bir kitap. Hava gibi, su gibi, ekmek gibi. Vazgeçilmez bir tad. Sonuna kadar dayanmak şart. Dostluk dediğin eşsiz bir kitap. Sevmediğin sayfaları varsa atla (B. Rahmi Eyüboğlu)

‘Gürler zaferin teranesiyle coşkun sesi bir topun derinden derine...’

Sözleriyle bir topçu marşı patlattım ki, bütün herkes ağzı açık hayranlıkla dinledi beni. Yaşamda unutulmaz anlar vardır. Onlardan sizde de varsa zenginsiniz demektir... Mehmet Ali Üsteğmen ısrar edince, hadi ben gideyim bari dedim. Bu kez de güzel komutanım salya sümük, ben şimdi ne yaparım sensiz!? Nüfus cüzdanımı istedi. Siyah bir çini kalemle sefer görev emrinin tamamlanışını kendi el yazısıyla kimliğimde belgeledi. Bazen düşünürüm, “Bu kadar insan yerine biraz da para biriktirseydim. Hayat daha mı güzel olurdu acaba?” Sanmıyorum. Yaşamın bana verdikleriyle yetinmek iyi geliyor bana. Komutanımı çok özlüyorum. Şu sıralar nerede acaba? 


Düşünceler denizinde

Durgun, sakin ve sessiz.
Hatta hissiz, ruhuma
Azıcık titreşimler
Öylesine gebe ki...
Bir yudum ilgi, sevgi
Bir küçücük dokunuş.
Öyle çok özledim ki...
Yaşam, tatsız ve bomboş
Duygularsa pörsümüş
Sağlık inişe geçmiş
korkutuyor bekleyiş
(Gülderen Alpagud)

Fazla ciddiye almayın hayatı. Nasılsa içinden sağ çıkamayacaksınız..  ( Sunay Akın)

1933'den 1945'e kadar Almanya'da Nazilere liderlik eden kimdir?
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.