Kılıçdaroğlu: Yargı iktidarın baskısı altında

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Ergenekon gözaltılarıyla ilgili olarak, “Susurluk olayı ile beraber, o olayla yakından uzaktan ilgisi olmayan kişilerin bir bahane ile bu sistemin, bu sorgulamanın içine dahil edilmesinden ciddi endişe duyuyoruz” dedi. Kılıçdaroğlu, yargının siyasal iktidarın baskısı ve güdümü altında çalışmaması gerektiğini de söyledi.

Ordu’dan sonra dün akşam Samsun’a gelen CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İl Binası’nnda gazetecilere açıklamalarda bulundu. Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlarla ilgili soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Susurluk olayının aydınlatılmasıyla ilgili daha önce ‘sürekli aydınlık için bir dakika karanlık’ kampanyasına CHP olarak destek verildiğini, ancak bütün çabalara rağmen bu konunun aydınlanamadığını anlattı. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Eğer bu süreçte Susurluk’ta kullanılan, Susurluk kavramı içinde değerlendirilip, pek çok faili meçhul cinayetin ortaya çıkaracağı deliller bulunur, ele geçirilirse ve kişiler yargılanırsa, önce bundan mutluluk duyacağımızı ifade etmek isterdim. Ama biz bu endişeyi henüz üzerimizden atmış değiliz. Susurluk olayı ile beraber, o olayla yakından uzaktan ilgisi olmayan kişilerin bir bahane ile bu sistemin, bu sorgulamanın içine dahil edilmesinden ciddi endişe duyuyoruz. Bu kaygımızı her ortamda dile getiriyoruz. Yargının bağımsızlığı üzerine de özellikle bu noktada durmak istiyoruz. Yargı siyasal iktidarın baskısı ve güdümü altında çalışmamalıdır.”

‘YARGI YÜRÜTME İŞBİRLİĞİ OLMAZ’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Yargı ve yürütme iyi bir işbirliği halinde çalışmaktadır’ şeklinde açıklama yaptığını da hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Yürütmeyi anladık da, yargı ile yürütmenin beraber çalıştığı bir model hiç bir ülkede yoktur. Yargı bağımsızdır. Yargı bağımsızsa, Sayın Başbakan yargı ile yürütmenin uyum içinde çalıştığını nerden söylüyor acaba, hangi gerekçe ile söylüyor. Bunlar bizim kafamızdaki çok ciddi kuşkular” dedi.

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk’un “20 yıllık meslek hayatımda böyle bir iddianame görmedim” dediğini de hatırlatan Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Eğer bir Yargıtay Başkanı, bütün çalışma yaşamı boyunca böyle bir iddianame görmediğini söylüyorsa, herhalde bu iddiayı, bu söylemi ciddiye almamız gerekiyor. Asla ‘suçlular yargılanmasın’ diye bir kaygımız, öyle bir önerimiz söz konusu değil. Suçlular yargılanmalı, adaletin önüne çıkarılmalıdır. Ama suçlular yargılanıyor diye, hükümete karşı olanları da intikam duygusuyla, o sistemin içine alıp gece yarıları tutuklayıp mahkemeye çıkarmak, ertesi gün serbest bırakmak doğru bir olay değil. Bizim kaygı duyduğumuz noktalardan birisi budur.”

‘DELİLDEN SANIĞA GİDİLMELİ’

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olan ve şu anda da Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı titrini taşıyan Sabih Kanadoğlu'nun evinde arama yapldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu sunları söyledi:

“TRT 2’de kendisinin tutuklandığına ilişkin haber yayınlanıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz bunu? Düşünün içeride pek çok insan yatıyor. Ortada iddianame yok. O zaman sizleri, bazın mensuplarını topluca tutuklasak, ortada iddianame yok. Uzun süre hapis kalacaksınız. Ondan sonra da beraat edeceksiniz veya serbest bırakılacaksınız. Onun adı hukuk olabilir mi?. Avrupa Birliği süreciyle beraber bize şunu söylediler. Delilden sanığa gideceğiz dediler. Öyle değil mi? Önce delil bulunacaktı, kesinleştirildikten sonra da sanığa gidilecekti. Baktığımız modelde önce sanığa ulaşılıyor. Sanık söyleniyor, sonra deliller arkadan gelsin. Biz arkadan delilleri toplarız. Bu hiç bir çağdaş ülkenin kabul etmediği bir modeldir. Bu model dolayısıyla bizim kaygılarımız var. Bu kaygıları dile getirmek de bizim görevimiz. Çünkü biz bir muhalefet partisiyiz. Ezilenlerin, haksızlığa uğrayanların haklarını korumak CHP’nin görevleri arasındadır. Bu sadece bizim değil. Diğer muhalefet partisinin de görevleri arasındadır. Aslında AKP hükümetinin de bu konuda gerekli titizliği göstermesi lazım. Ama gördüğümüz kadarıyla bu titizlik maalesef gösterilmiyor.”

BAŞBAKAN SAVCI GİBİ

AKP hükümetinin, demokrasi anlayışını farklı algıladığını ve uyguladığını da öne süren Kılıçdarığlu, ‘Güçler ayrımı’ ilkesinin de Türkiye’de büyük ölçüde zedelendiğini savundu. Yasama, yargı ve yürütme arasında kurulması gereken demokratik dengenin, yürütme organı lehine büyük ölçüde bozulduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “Özellikle Sayın Başbakan'ın, Ergenekon davasının savcılığını üstlenmesi yargının yürütmenin ne kadar baskısı altında olduğunu açıkça göstermektedir” dedi.

SADAKA DEVLETİ

Başbakan’ın sosyal devlet ile sadaka devletini karıştırdığını da öne süren Kılıçdaroğlu şu değerlendirmede bulundu:

“Sayın Başbakan, hiç bir AB ülkesinde uygulamasına rastlanmayan bir modelle sadaka devlet modeli oluşturmaya çalışmaktadır. Bu model Türkiye açısından sağlıklı bir seçim ortamının yerleşmesi, gelişmesi açısından ciddi sakıncalar oluşturmaktadır. Kişilerin özgür iradeleriyle oy kullanmalarına engel olunmaktadır. Bu modelle sadaka devlet modeli, 21'inci yüzyılın Türkiyesi’ne yakışmamaktadır. İnsanlar sadaka alarak, insanlara sadaka dağıtarak onların oylarını etkilemek ancak Orta Çağ’da rastlanan bir uygulamadır. 21'inci yüzyılda Sayın Başbakan böyle bir modelin arkasına sığınıyorsa, sosyal devlet kavramına ihanet ediyor demektir” dedi.

YARGI BAGIMSIZ DEĞİL

CHP Grup Başvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığını da savunarak şöyle konuştu:

“Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı, 2005 yılında yayınlanan Yargıtay Başkanlar Bildirisi’nde açıkça söylenmektedir. 2005 yılından bu yana yargının bağımsızlığı konusunda acaba AKP hükümeti ne yaptı. AKP hükümeti Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu mu, kurulun yapısını mı değiştirdi? Hayır. Doğrudan yürütme organına bağlı olan ve adalet mekanizmasını denetleyen teftiş kurulu başkanını mı yüksek hakimler savcılar kuruluna bağladı hayır. Hakimler ve savcılar yüksek kurulunda bakan ve müsteşarın görev almadığı bir model mi oluşturdu hayır. Hakimler ve savcılar yüksek kuruluna bağımsız bir bütçe mi verdi, hayır. O zaman şu açıkça görülüyor. Yargı yürütme organının baskısı altındadır. Bizim bütün çabalarımıza karşın AKP bu konuda hiç bir olumlu adım atmamıştır. Bütün Avrupa Birliği ilerleme raporlarında Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı, yargının bağımsız olmadığı bir ortamda yolsuzluklarla ciddi bir anlamda mücadele edilemeyeceği açık ve net yazılmaktadır. Bugüne kadar AKP hükümeti Avrupa Birliği’nin bu önerilerine, ilerleme raporunda yeralan bu önerilerine tümüyle kulak tıkamıştır. Tümüyle görmezden gelmiştir. Dolayısıyla yargı batıda olduğu gibi, çağdaş ülkelerde olduğu gibi bağımsız bir organ olmanın özlemini çekmektedir. Ama yargı bütün istemlerine karşın bu bağımsızlığını sağlayamamıştır.”

AKP 29 MART'TA DERS ALMALI

AKP hütkümetinin, sivil toplum kuruluşları üzerinde de ciddi bir baskı uyguladığını da kaydeden Kılıçdaroğlu, “Eğer sivil toplum kuruluşlarından herhangi bir eleştiri geldiği zaman ilk yaptığı iş o sivil toplum kuruluşunda denetleme sağlamak, o sivil toplum kuruluşunu sindirmek olmuştur. Bu bağlamda biz demokrasi kültürünün Türkiye’de gelişmesi için öncelikle AKP hükümetinin 29 Mart’ta ciddi bir ders alması gerektiği kanısındayız. Türk halkı bu dersi vermiş olduğu zaman, Türkiye’de demokrasinin kökleşmkesi açısından önemli bir adım atacağımız kanısındayım” diye konuştu.

Polis, trenin çarpmak üzere olduğu aracın sürücüsünü son anda kurtardı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber