Diyabetli Hastalarda Diş Tedavileri

4 Temmuz 2019

‘Diyabet’ ya da halk arasında ‘şeker hastalığı’ diye bildiğimiz hastalık, kanda insülin değerlerindeki düzensizlik sebebiyle ortaya çıkan kan şekerindeki yükselmeyle karakterize bir hastalıktır. Ağız kuruluğu, ağızda yanma hissi, çok idrara çıkmak, çok susamak, çok yemek yemeye rağmen kilo kaybı yaşamak, yorgunluk, ayaklarda uyuşukluk, ciltte kuruluk, kaşıntı, bulanık görme gibi belirtiler diyabetin klinik bulguları olup böyle bulguları olan kişilerin bir doktor kontrolüne gitmesinde fayda vardır.

Yukarıda bahsettiğim bulgular arasında biz diş hekimleri açısından en önemlisi ağız kuruluğudur çünkü tükürük akışındaki azalma ağızda çürük riskini ve diş eti hastalığı oluşmasını arttırmaktadır. Ağız kuruluğu yaşayan hastalarda beslenme ve konuşma sırasında ağız mukozası tahriş olabilir ve mantar enfeksiyonları gelişebilir. Ayrıca ağız kuruluğu yaşayan hastalarda hareketli protez kullanımı da güçleşmektedir. Diyabetin bu belirtilerini çözmek için hastalarımıza, günde 3 kez yirmişer dakika ksilitollü sakız çiğnemelerini önerebiliriz ya da tükürük destekleyici ve nemlendiriciler önerebiliriz.

Diyabetli hastalarda plak eliminasyonu yani diş yüzeyinde oluşan sarımsı tabakaların

Yazının Devamı

Çene Eklemi Hastalıkları

19 Haziran 2019

Konuşmamızı, çiğnememizi, gülmemizi, şaşırmamızı aklınıza gelecek bütün çene hareketlerini sağlayacak eklem, alt çene ile üst çeneyi birbirine bağlayan temporamandibular eklemdir ve her haliyle kendine hastır. Hem yapısal olarak hem de yaptığı hareketlerin çeşitliği bakımından vücudumuzun özel incelenmesi gereken bir kısmıdır.

Toplumsal yaşamın gitgide zorlaşması ve daha stres altında hayatlar yaşanmasıyla çene eklemi hastalıklarında artış göstermiştir. Evet, birçok hastalıkta olduğu gibi çene eklemi hastalıklarında da stresin rolü oldukça fazladır. Stresle beraber gelişen gece veya gündüz diş sıkma problemleri eklemlerde ciddi ve hatta bazen geri dönüşü olmayan hasarlara sebep olmaktadır. Birden fazla çeşit eklem rahatsızlığı tanımlayabilmekteyiz. Bazısı çiğneme kaslarının rahatsılıklarından kaynaklı olabilir. Bazıları alt ve üst çene eklem parçaları arasında bulunan diskin yapısının ve pozisyonun bozulmasına bağlı olabilir. İltihabi rahatsızlıklar olabilir. Alt çene hareketliliğinin kısıtlanması gibi hastalıklar olabileceği gibi bazende gelişimsel bozukluklar da olabilir. Hekiminiz rahatsızlığınızın kaynağını tespit ettikten sonra gerekli tedavi protokolünü de sizinle

Yazının Devamı

20 Yaş Dişlerimizi Çektirmeli miyiz?

17 Haziran 2019

Diş arklarımızın en sonunda çıkan, her yarım çenede bir tane olmak üzere toplam dört adet olan ve genellikle yirmili yaşlarda ağızda görülmeye başladığı için adına yirmilik diş dediğimiz dişler günümüzde büyük oranda problem yaratmaktadır. Peki ne yapalım bu yirmilikleri çekelim mi? Yoksa kalsın mı? Evet bu hafta ki yazımda bu konu hakkında bilgi vermek istiyorum.

Bin yıllar içinde beslenme alışkanlıklarımızın değişmesiyle beraber çenelerimizde bazı değişiklikler meydana gelmeye başlamıştır. Ateşin bulunması ile başlar bu süreç. Teknolojinin ilerlemesi ile etlerin daha kıyma halinde ve besinlerin çok iyi pişmiş ya da püreli olarak tüketilmeye başlaması ile çiğneme işlevimiz eskiye göre azalmıştır. Bu da çenelerin küçülmesini beraberinde getirmiştir. Bütün bunların sonucu olarak yirmi yaş dişlerimize yer kalmamaya ve sürme problemleri oluşmaya başlamıştır. Bu problemler bazen sadece sıkışıklık olabileceği gibi bazen de şiddetli ağrılara ve şişliklere veya kistik lezyonlara kadar ilerleyen daha büyük sorunlar yaşamamıza neden olabilir.

20 Yaş dişlerimizi ne zaman çektirmeliyiz?

Eğer tamamen gömülü kaldılar ise ve diş hekiminiz sürmesinin mümkün olmadığını öngörüyorsa çekilmesi

Yazının Devamı

Dişlere Flor Uygulaması Yararlı mı? Zararlı mı?

30 Mayıs 2019

Yakın zamanda dişlere flor uygulamaları konusunda çıkan haberler hepimizin kafasını karıştırmıştı. Hadi gelin bu konuyu biraz konuşalım. Öncelikle flor nedir? Biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Flor yaşam için gerekli bir iz elementtir. Minenin oluşumunda rol oynar kemik ve dişlerde depolanır. Floridler tüm deniz ürünlerinde, çay ve kuyu sularında bulunur. Vücuda giren her şeyin faydası veya zararı miktarı ile belli olur. Gereğinden fazla alınan her şey zehire dönüşür. Sadece flor için değil suyu bile fazla içseniz zehirlenirsiniz. Floru da bu açıdan değerlendirmek gerekir. Topikal yani yüzeye tatbik edilen florların faydası oldukça fazladır. Bunları sıralamak istersek;

Çürük atakları sırasında minenin bozulmasını önler
Minenin kendini tamir edebilme yeteneğini destekler
Başlangıç çürüklerinin durmasını sağlar
Çürük yapan bakterileri etkileyerek ağızda asit ortam oluşmasını engeller
Diş yüzeyinde oluşan plak tabakasının yapışkanlığını azaltır

Yazının Devamı

Hamilelerde Ağız ve Diş Sağlığı

6 Mayıs 2019

Hamilelik hiç şüphesiz bir kadının hayatının en önemli ve en büyülü dönemidir. Çünkü anne adayı, artık sadece kendinin değil aynı zamanda dünyaya getireceği bebeğinin de beslenmesi ve sağlığının birinci sorumlusudur. Bu duygu yoğunluğunun üst seviyede olduğu süreçte hamilelerin hem kendi diş sağlığı için hemde bebeğin gelişimi açısından neler yapılması gerektiğinden bahsetmek istiyorum.

Gebelikte hormonlarımız büyük değişiklikler gösterir. Hormonlardaki bu artışlar vücutta bir çok değişikliğe sebep olur. Ağız ve diş sağlığı açısından bakıldığında ise diş etlerimiz bu durumdan en çok etkilenen kısımlardır. Diş etleri özellikle ikinci trimestrda plak içindeki mikroorganizma çeşitliliğinin değişmesine bağlı olarak daha kanamalı bir hale gelebilir. Biz bu hastalığa hamilelik gingivitisi deriz. Kanamalar özellikle ön dişlerin ara yüzeylerinde daha belirgin olur. Eğer bebeğimiz hayatımıza katılmadan önce ağız ve diş bakımımız optimum düzeyde ise korkulacak bir durum yoktur. İyi bir ağız bakımı ile sorunun üstesinden gelebiliriz. Fakat hamilelik öncesinde diş eti sağlığı konusunda problem yaşadıysanız var olan problemlerin ilerlemesine sebep olabilir. Diş etlerinde artan ödem, diş eti

Yazının Devamı

Ağız Kokusu Neden Kaynaklanır?

25 Nisan 2019

Ağız kokusu önemli kişisel problemlerden biridir. Dünyada iki milyar kişiden fazlası ağız kokusundan yakınmaktadır. İnsan sosyal bir varlıktır ve konuşma, sosyalleşmenin en önemli öğesidir bence. Bu hafta ki yazımda, “Ağız kokusu neden kaynaklanır?”ve “Gidermek için neler yapılabilir?” Sorularına cevap vermeye çalışacağım. Hadi şu sosyal yaraya biraz merhem olalım.

İlk ve önemli soru ağız kokusu gerçekten var mıdır? Bazı hastalar şiddetli ağız kokusundan yakınır, etrafında ki herkesin bu konudan şikayetçi olduğunu düşünür ve çözüm arama yoluna gider. Fakat hastaya yapılan testlerde ağız kokusu bulgusu olmayabilir. Bu hastaları bizlerin tedavi etmesi mümkün değildir çünkü sorun psikolojiktir.

Eğer gerçek bir ağız kokusu mevcut ise ve tespit edildiyse sebepleri araştırılmalıdır. Ağız kokusunun birçok sebebi vardır. Bunları medikal sebepler ve dental sebepler olarak iki gruba ayırabilirim. Sinüzit varlığı, bademciklerin enfeksiyonları, akciğer hastalıkları, karaciğer hastalıkları, diyabet, menstruasyon ve geniz akıntısını başlıca medikal sebepler arasında sayabilirim. Fakat ağız kokusu çok büyük oranda ağız ve diş kaynaklıdır. Bu yüzden, ağız kaynaklı problemleri tamamen

Yazının Devamı

Dişlerimi Nasıl Fırçalamalıyım?

16 Nisan 2019

Bin yıllardır söylenen ama nedendir bilmem en çok unutulan bir söz var sevgili okurlarım. Bu söz şudur ‘Sıhhat ağızda başlar’. Ağız vücudun dışarı açılan kapılarından biridir. Eğer ağız sağlığımız bozulursa, genel sağlığımızın bozulması için temel atılmış olur. Sindirimin ilk aşaması ağızda görülür. Diş sayımız azaldığında ilk önce midemiz, buna bağlı olarak bağırsaklarımız bozulmaya başlar. Ağız sağlığını korumak ise çok kolaydır aslında. Dişlerimiz sadece temiz tutulmak ister. Diş kayıpları yaşla beraber gelen olağan bir durum değildir. Eğer ağız bakımımızı çocukluktan beri çok iyi yapar, 6 aylık rutin diş hekimi kontrollerimizi yaptırırsak dişlerimiz bize bir ömür boyu hizmet edebilir. Burda kişiye düşen görev diş fırçalamaktır.

Peki doğru diş fırçalama nasıl olmalıdır? Gelin size adım adım anlatayım,

1- Kendimize alışkanlık haline getireceğimiz bir sıra belirleyelim. Eğer el alışkanlığımızın oturduğu bir sıra olursa her seferinde atlamadan bütün bölgelere ulaşabiliriz.

2- Belirlediğimiz sıra dahilinde, dişlerin diş etleri ile birleştiği hattı hafif ovalayıp daha sonra aşağı doğru süpürme hareketi yapalım. Bu hareketi en az 8 kez tekrarladıktan sonra bir fırça boyu

Yazının Devamı

Daha Beyaz Bir Gülüş

10 Nisan 2019

DAHA BEYAZ BİR GÜLÜŞÜ KİM İSTEMEZ Kİ?

Dişlerimiz, her ne kadar üzerleri dudaklar tarafından örtülüyor olsa da yüz güzelliğimizi oluşturan öğeler arasında neredeyse en önemlisidir. Çünkü yüzümüzün ortasında ve hareketli bir organ olan dudaklarımızın arkasında zaman zaman görünür ve kaybolurlar. Konuşmamız sırasında ve gülümserken gelişen dudak hareketliliği, karşımızdaki insanın dikkatinin dişlerimizin üzerine çekilmesine sebep olur. Yine güzel hatıraların saklanmasının en iyi yolu olan fotoğraflardaki gülümsemelerin estetiği de dişlerden geçiyor elbette. Güzel dizilmiş, temiz ve bakımlı dişler…

Temizliğin ve sağlığın sembolü olan “beyazlık” zaman içerisinde dişlerde de aranan bir özellik haline gelmiştir. Hastalarımızın bizlerden talep ettiği bu beyazlık için de çeşitli ürün ve metotlar geliştirilmiştir. Biz diş hekimleri bu metotların tümüne “bleaching” diyoruz.

Bleaching; en kaba anlatımı ile dişlerin öz renklerinin, kimyasal yollarla ağartılmasıdır ve geri dönüşümlü bir tedavidir. Tıpkı solaryum gibi. Eğer ara seanslar ile tedavi idame ettirilmez ise renk tekrar eski haline gelir. Bu ara seansların sıklığı ise hastanın bakımı ve yeme-içme alışkanlığı ile

Yazının Devamı