HALKIN DERDİ BAŞKA SİYASETÇİNİN KAVGA

Dünyamız siyaset. Günlük hayatımızı yakından ilgilendiren olayları, arada bir de olsa baş köşeye oturtan yok.
Belki de bunu, küçüklük sayıyor, o yüzden ele almıyoruz.
Oysa, olaylar hayatımıza yön veriyor. Her gün bunlarla yaşıyoruz.
Mesela, İstanbul’da 125 bini aşkın riskli bina olduğu aylar önce saptanıyor, ama bununla uğraşan, bu konuyu kalemine dolayan yok.
Oysa ani bir depremde on binlerce İstanbul’lu ölecek veya sakat kalacak..
Ama bunlar bir yana, her gün siyaset siyaset...
Her gün siyasi kavga.
* * *
Şoförlerin bazısı polis, kanun, hukuk tanımıyor.
Nasıl ki, büyük ekseriyeti muayyen bir eğitim ve kazanç sahibi olmayan toplumlarda demokrasi başarılı olamaz, deniyorsa burada da öyle.
Kanunlar neredeyse bu suçlulara yarıyor, onlara çalışıyor ve adamlar hemen serbest bırakılıyorlar.
Şoför, yaya geçidinden geçeni eziyor, kaldırımda yürüyeni altına alıp öldürüyor, alkollü araç kullanıyor, ters yöne dalıp karşıdan gelen araca tosluyor, uykusuz direksiyona geçip okul minibüsünü uçurumdan aşağı düşürüyor, aşırı hız yapıyor, kırmızı ışıkta geçiyor.
Ve bunların çoğu, mahkemede serbest kalıyor.
Oysa, dikkatli olmaları için bunlara uzun süreli hapis cezası lazım. Ehliyetlerinin ömür boyu iptali lazım. Fakat bunların çoğunun mazereti hazır; “lastik patladı, fren tutmadı, direksiyon kilitlendi.”
Medyada da bunlar: “Direksiyon hakimiyetini kaybetti” diye yer alıyor. “Uyudum” diyen yok veya “Uyudu” diyen yok.
Geçen gün bir haber vardı: “İstanbul bütçesinden aslan payı ulaşıma” diyordu.
Peki, bu kazalar, bu ölümler niye?
Yoksa kontroller ve bu kontrollere bağlı cezalar az mı?
* * *
Şu olaya bakın.
İşçi patronun kardeşi tarafından önce sopayla dövüldü.
Sonra sopalı saldırgan tabancasını çekti ve işçiyi ayağından vurdu.
Bunları TV’de milyonlar baştan sona kanı donarak seyretti.
Sonra spiker “Silahıyla adam vuran bu saldırganın yakalanıp mahkemeye çıkarıldığını” söyledi.
“Oh” dedik.
“Hak yerini buldu. Çek bakalım cezanı..”
Ama, bunları boşuna söylemişiz.
Spiker devam etti...
Tabanca ile adam vuran saldırgan serbest bırakılmıştı...
* * *
Her semtte, her sokak arasında bar, pavyon, kafe, diskotek...
Herkesin belinde tabanca, arabasında havalı tüfek.
Haklıyla haksız birbirine karışmış... Bir alacak davası, bir tahliye davası 3-5 yıl sürüyor.
Tazminat davası kazanılana kadar paranın değeri sıfırlanıyor.
Çek-senet tahsil mafyası, tetikçilik boşuna gelişmiyor.
Bir bakıma, bazıları için devlet ortada yok. Adaleti ise ara da bulasın. Belki de haksıza, ahlaksıza, saldırgana, rüşvetçiye, yolsuzluk yapana karşı yok gibi.
Ama namusluysan yandın.
Önce biber gazı, cop karşısında...
Sonra daha mahkum olmadan hapse atılmak da var.
Sanki çelişkiler ülkesi değil mi?

SİVİL DARBE
Uzun uzun yazıları okudunuz. Ben özet edeyim.
Türkiye’de şimdiye kadar görülmeyen bir olay oldu.
Buna “Sivil Darbe” denilebilir. Hükümeti teşkil eden koalisyonun 2 tarafı aralarında kan davası varmış gibi birbirine düştü.
“Sen dershaneleri kapatırsan ben de seni rezil ederim.” İki yıldır bu dosyalar elde niye tutuldu? Yani siyasi hesaplaşma.
Başbakan’ın habersizliğine, savcıların davranışına bakınca Türkiye’de iki devlet var denilebilir.
Başbakan’ın şu cümleleri de olayı açıkça ortaya koyuyor; “Hiçbir güce boyun eğmeyeceğiz. AK Parti’ye yönelik tuzaklar kuruldu. Kim kendine güveniyorsa 30 Mart’taki seçime girsin”

BU ÜÇÜNCÜ
Boğaza teleferik

3. Köprü’nün beton ayakları bitti bitiyor.
Bu, 3. köprü için çalışmaların hızla ilerlediğini gösteriyor.
Ama aynı hızla, ilerlediğine, fikirden tatbikata geçtiğine tanık olmadığımız konular da var. Mesela, Kanal İstanbul ne oldu.
Mesela, yeni havaalanı inşaatı ne safhada?
Çamlıca, Mecidiyeköy arasında teleferik hattı yapılacaktı.
Bu hat, 5,5 kilometre olacak ve Çamlıca’da yapılacak camiye de bu hatla ulaşılacaktı, ne oldu? İstanbul’da Maçka Taşkışla arasında 347 metrelik bir teleferik hattı var.
Eyüp Piyerloti arasında da 384 metrelik bir teleferik hattı var. Çamlıca-Mecidiyeköy arasındaki teleferik ise, İstanbul’un büyük bir ihtiyacına cevap verecek. Ama ne zaman?

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ...
- Bakan Çağlayan çaldı.
Merkez Bankası Başkanı herhalde oynadı.
- Yeni yılın renkleri belli oldu.
Ekseriyet için yine siyah mı?
- Türkiye kar felaketini yaşıyor?
Acaba kutuptakiler ne yapıyor?
- “Memur iş yapmıyor, yatıyor.”
Bunu söyleyen müsteşar memur değil mi?
- Yeter, söz milletindir.
Tayyip Erdoğan’ın zannedilmesin, bu söz Adnan Menderes’in.
- “Yaptım oldu”, devri kapandı.
“Oldu yaptım” devri başladı.
- Telefon konuşmaları yüzde 7 arttı.
Desenize, kadın nüfusu çoğaldı.
- Profesörün tavsiyesi “Mercimek yiyin.”
Tavsiyeye ne hacet, halkın çoğu, zaten onu yiyor.
- Saldırgan kedi Tom
sakinleşsin diye kısırlaştırıldı.
Meclis’teki saldırganlar aklıma geldi de...
- Yurtdışında kartla harcama arttı.
Ödemeyecek olduktan sonra...
- Yılda 2,5 milyar dolarlık yatırım, 25 milyar dolarlık alım yapıyoruz.
Allah artırsın, ama hangisini?