Sık Saç Ekimi

16 Nisan 2019

Kellik, kimi zaman genetik veya hormonlardan dolayı kimi zaman da bir hastalık sonrasında ortaya çıkar. Kadın erkek fark etmeksizin çoğu kişiyi etkileyen kellik, bugün gelişen teknikler sayesinde ise artık çözümsüz değil. Özellikle FUE tekniğinin saç ekiminde kullanılması, bu çözümün en önemli adımını oluşturmuştur. FUE’nin keşfi hem izsiz bir ekime imkan tanımış hem de daha sık saç ekimi yapılmasını sağlamıştır.

Uzun süre kellikle mücadele edilince, saç ekimi yaptırmak isteyen kişilerin ekimden beklentisi de yükseliyor. Yoğun ve sık bir görüntü elde etmek, kişinin birinci isteği haline geliyor. FUE eskiye oranla kişilerin sık saç ekimi isteğini karşılasa da, sık saç ekimini ayrıca kişinin donör bölgesi, ekim alanının genişliği, saçının yapısı ve de doktorunun tecrübesi de belirliyor. Sık saç ekimi yaptırmak isteyen kişilerin bilmesi gereken bir diğer nokta ise sık gerçekleştirilen ekimlerin bazı yan etkilere neden olmasıdır.

Sık Saç Ekimi Mümkün mü?

Sık saç ekimi mümkün mü sorusunun cevabı, donör bölgedeki saç yoğunluğu, saçın yapısı ve de saç ekimi yapılacak alanın genişliğine bağlı olarak değişiklik gösterir. Donör bölgenin saç bakımından yoğun olması, burada yer alan saçların kalın ve kıvırcık bir yapıya sahip olması, karşısında ekim yapılacak alanın dar olması yoğun ve sık bir ekimi mümkün kılar. Dolayısıyla saç ekimi yaptıracak kişi sık saç ekimi yapılmasını isterken, bu hususları göz ardı etmemelidir. Sık bir ekimi belirleyen hususları ise şu şekilde açıklamak mümkündür.

1. Donör Bölgedeki Saç Yoğunluğu

Saç köklerinin alınacağı donör bölgedeki saç yoğunluğunun yeterli sıklıkta olması, sık saç ekimi koşullarından biridir. Sık saç ekimi yapılıp yapılmayacağını belirleyen saç yoğunluğu, normal bir yetişkinde cm2 başına ortalama 300-500 arasında değişir. Kahverengi ve siyah saçlılar yüz bin kıl köküne sahipken, açık renkliler yüzde 10 daha fazla, kızıl renkliler ise yüzde 10 daha az kıl köküne sahiptir.

Saçları dökülmüş bir kişi düşünüldüğünde ise, sık saç ekiminde ortalama cm2 başına 100 kıl kökü gerekir. Bunun için de donör bölgesinin cm2 başına 50-80 kıl kökünün ekilecek yoğunluğa sahip olması gerekir. Dolayısıyla donör bölgedeki kıl köklerinin yeterli sıklıkta olması sık saç ekimi için önemlidir.

Yazının devamı...

Saç Ekimi Sonrası Spor

28 Haziran 2018

Kimi insanların hobi, kimi insanların ise sağlık amacıyla ilgilendikleri spor, günden güne popüleritesini artırarak birçok insanın hayatında önemli bir yer edinmektedir. Sporla ilgilenen ve saç ekimi yaptırmayı düşünenlerin merak ettiği konulardan bir tanesi de, saç ekimi operasyonu sonrası spor yapılmasının ekilen saç köklerine zarar verip vermeyeceğidir. Saç ekimi sonrası spor konulu makalemizde, sporun ekilen saç köklerine zarar verip vermediği, operasyondan kaç gün sonra spora başlanabileceği ve hangi sporların yapılabileceği konusunda ayrıntıları bulabileceksiniz

Makalenin başlangıcında, dikkat çekmek istediğim bir husus var. Saç ekimi tarihçesine baktığımızda ilk uygulanan saç ekimi yöntemi olan FUT, uzun yıllar başarıyla gerçekleştirilmiş, sonrasında ise yerini FUE Yöntemi'ne bırakmıştır. FUE Yöntemi günümüzde yaygın olarak tercih edilen saç ekimi yöntemidir. Çünkü FUE yöntemi ile;

Daha sık ekim yapılabilmekte,

Operasyon sonrası iyileşme süresi FUT'a oranla daha hızlı olmakta,

Saç kökleri, donör bölgeden (ense) FUT'taki gibi bir kesi halinde alınmadığı için iz bırakmamakta,

ve operasyon sonrasında donör bölgede FUT'taki gibi uzun süreli uyuşma, hissizlik ve ağrı olmadığı için daha çok tercih edilmektedir.

Yukarıda da belirttiğim gibi, günümüzde FUT yaygınlığını yitirdiği için, ben de makaleyi FUE Yöntemi'ni baz alarak açıklayacağım.

Yazının devamı...

Kirpik ve Kaş Ekimi Hakkında…

3 Ocak 2018

Kaş ve kirpikler, yüz hatlarını belirginleştirir ve gözlere derinlik katar. Kirpiklerin az olması, kaşların eksik ya da az çıkması yüzümüzdeki dengeyi ve görünüşü tamamen etkilemektedir.

Bu durum, çeşitli makyaj hileleriyle düzeltilebiliyor olsa da doğallık anlamında yeterli başarıyı gösteremeyen bu yöntemler, sürekli olarak tekrarlanması gerektiği için maddi ve manevi anlamda zaman kaybı yaratmaktadır.

“Kirpik ve kaş ekimi, tarihteki ilk saç nakli denemeleri arasındadır.”

İlk saç nakli denemeleri 1950'li yıllarda yapılmaya başlanmış ve kaş bölgesi, kirpik bölgesi üzerinde de çeşitli çalışmalar yapılmıştır ancak o dönemin şartlarında ciddi bir ilerleme sağlanamamıştır. 2000'li yıllar saç ekiminin olduğu gibi kirpik ve kaş ekimi içinde altın çağ niteliğindedir.

Kirpik ve kaş ekimi 2002 yılında FUE tekniğinin bulunması ve gelişmesinden sonra özellikle son yıllarda artmaya başlamış ve ciddi anlamda hem kadınlar hemde erkekler tarafından tercih edilir olmuştur. Kirpikleri seyrek olanlar, kaşları dökülmüş ya da bir sebepten çıkmayan kişiler, kaş şekillerini beğenmeyen hastalarımız veya kirpiklerini daha dolgun görmek isteyen kişiler kaş ve kirpik ekimi operasyonu yaptırabilmektedir.

Kaş ve kirpik ekimi operasyonları yaklaşık 2-3 saat kadar sürer. Kaş ekimi ve kirpik ekimi için donör bölgeden tek tek toplanan kıl kökleri, açılan kanallara yerleştirilir ve ekim tamamlanır. Kaş ve kirpik ekimi operasyonları lokal anestezi ile gerçekleştirilir böylece hasta operasyon süresince bir acı ya da ağrı hissetmez. Operasyon sonrasında ekim yapılan alanların darbeden korunması, yeni ekilen kıl köklerinin sağlıklı bir şekilde uzamaya başlaması için oldukça önemlidir.

Kaş ve kirpik ekimi operasyonu sonrasında iyileşme süreci, kişiye göre değişmekle birlikte yaklaşık 10 gün olarak düşünülebilir. İlk 3 gün istirahat edilmesi yüz bölgesinde oluşacak şişlikleri / ödemleri engelleyebilmektedir.

Yazının devamı...

Kadınlarda Saç Dökülmesi

18 Aralık 2017

KADINLARDA SAÇ DÖKÜLMESİ

Saç dökülmesi problemi, hem erkeklerde hem de kadınlarda sıklıkla karşılaşılan bir problemdir. Saç dökülmelerinin bir kısmı kellikle sonuçlanırken, bir kısmı ise saç dökülmesi sebebinin ortadan kalkmasıyla birlikte ortadan kalkmaktadır. Saçların kadınlar için çok daha büyük bir önemi olduğu gerçektir. Saç dökülmesi, özellikle kalıcı kelliğe sebep olan saç dökülmesi çeşitleri daha çok erkeklerde görülse de kadınlarda da geçici ya da kalıcı saç dökülmesi yaşanmaktadır.

Sizin Saç dökülmeniz geçici mi? yoksa kalıcı mı?

Her kadın yaşantılarının bir döneminde belirli bir süre saç dökülmesi yaşayabilmektedir. Normalden daha fazla ve uzun süre saç dökülmesi yaşayan bir kadın mutlaka saç dökülmesi sebebini öğrenmek için bir doktora gitmelidir. Doktor, saç analizi, kan testi ve çeşitli hormon testleriyle saç dökülmesi sebebini ortaya koyar. Kadınlarda saç dökülmesinin çeşitli sebepleri olabilmektedir. Şimdi bu sebeplere kısaca bir göz atalım…

Hormonal değişiklikler kadınlarda saç dökülmesi yaşanmasına sebep olmaktadır. Hamilelik süreci, Menapoz dönemi, Trioid sorunları hormonal değişiklik yaşanmasına sebep olduğu için saç dökülmesini de tetikleyebilmektedir. Ayrıca kadınlarda sıklıkla karşılaşılan saç dökülmesi sebepleri arasında beslenme bozuklukları yer almaktadır. Yapılan şok diyetler ve dengesiz beslenme saç köklerinin gerekli besinleri almasını engelleyerek saçların zayıflayarak dökülmesine sebep olmaktadır. Beslenme bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan saç dökülmeleri, doğru beslenme sisteminin sağlanmasını takiben kısa bir süre içerisinde yavaşlayacak ve saçlar eski güçlü hallerine kavuşacaktır. Saç dökülmesi konusunda stresin rolü oldukça hafife alınmaktadır. Kadınlarda yaşanan saç dökülmesinde stresinde rolü büyüktür.

Kalıcı Saç Dökülmesi İçin Önceden Önlem Alın

Kadınlarda genetik kaynaklı, kalıcı saç dökülmeleri görülebilemektedir. Kadın tipi ve erkek tipi saç dökülmesi olarak adlandırılan genetik dökülme çeşitleri ailesel yatkınlık sebebiyle ortaya çıkar ve kadınlarda da kalıcı kelleşmenin yaşanmasına sebep olabilir.

Saç dökülmesinin doğru bir şekilde tedavi edilebilmesi için saç dökülmesi sebebinin bilinmesi gerekmektedir. Saçlarınızın gereğinden fazla döküldüğünü düşünüyorsanız ve saç dökülmenizin sebebini öğrenmek istiyorsanız dermatoloji bölümüne görünmeniz gerekebilir. Saç dökülmesi belirli bir seviyeyi geçtiyse yapılması gereken şey saç ekimi doktoruna başvurarak, saç ekimi için uygun olup olunmadığını öğrenmektedir.

Yazının devamı...

PRP Tedavisi İşe Yarıyor mu?

27 Kasım 2017

PRP yani trombositten zenginleştirilmiş plasma günümüzde estetik ve güzellik alanında oldukça yaygın kullanılan bir yöntemdir. İsmini sıklıkla duyduğumuz PRP, güçlü hücre yenileyici özelliği sayesinde cilt yenileme ve gençleştirmeden saç dökülmesi tedavisine kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. Peki, PRP tedavisi gerçekten işe yarıyor mu?

PRP’nin mucizesi aslında kişinin kendi kanında doğal şekilde varolan bir özelliğin kullanılmasından gelmektedir. PRP, kan içerisindeki hücre yenileyici göreve sahip trombositlerin aktif hale getirilerek gerekli bölgeye enjekte edilmesi yoluyla yapılan bir uygulamadır. Yaptığı işlem aslında vücudumuzun doğal olarak yara iyileştirme özelliğinden ortada bir yara yokken faydalanmaktır. Yani bir yaralanma anında aktif olarak yaralanmış bölgeye hücum eden trombositten zengin kan hücreleri o bölgede iyileşme sağlamak için hızlı bir çalışma içerisine girerler. Vücudumunuz bu doğal iyileşme metabolizması kullanılarak, yara olmayan yerlerde de yoğun hücre yenilenmesi sağlanabilir. Prensipte bu kadar etkili olan bu yöntem neden bazı kişilerde işe yaramıyor? Çok iyi bilinmelidir ki, bu PRP işleminin başarısızlığı ile alakalı bir durum değildir. PRP’nin etki edebilmesi için, iki koşul çok önemlidir. PRP’nin düzenli uygulanması ve PRP kitinin uluslararası standartlara uygun olanının tercih edilmesi.

PRP, tek seferlik bir uygulama değildir. Tek sefer uygulanmış bir PRP’den fayda beklemek oldukça yanlış bir durum olur. PRP, ayda 1 kere olmak üzere en az 3 defa uygulanırsa faydası görülmeye başlanacaktır. Ayrıca gerekli görüldüğünde senede 1 kez tekrar edilmesi de önerilmektedir.

PRP, hastadan alınan bir tüp kanın sentüfrüj işleminden geçirilmesi ile gerçekleştirilir. Burada kanınızın içerisine konduğu ve trombositlerinizi aktif hale gelmesini sağlayacak, özel prp kitleri kullanılmaktadır. Piyasada çok farklı çeşitte ve markada prp kiti bulunmaktadır ve tahmin edersiniz ki burada da daha kaliteli ve uygun ürünlerin yanı sıra merdivenaltı ürünlerde mevcuttur. PRP kitlerinin uluslararası standartlara uygun ve kaliteli seçilmiş olması prp işleminin işe yarayıp yaramayacağını etkileyen en önemli etkendir.

İşini iyi yapan doktor arkadaşlarımız, PRP kitlerini de seçerken, oldukça hassas davranarak sizin tedaviniz için en uygun olanı tercih edecektir.

Saç Ekimi Doktorunuz

Yazının devamı...