Yemeği güzel her şehir gastronomi turizmi yapabilir mi?

Cevap net: Hayır… Yemeğim güzel, herkes gelip tatsın, şehrim kalkınsın demekle olmuyor. Titizlikle hazırlanmış bir planlama ve sağlam bir strateji şart. Gelin bu hafta dünyadan ve bizden örneklere birlikte göz atalım

Yemeği güzel her şehir gastronomi turizmi yapabilir mi

Gastronomi turizmine kolları sıvamak için sadece güzel yemekler ya da derin bir yemek kültürü yeterli değil. UNWTO (Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü) bu konuda yayınladığı raporuyla şehirlere 10 maddelik bir yol haritası sunmuştu. Bunlar arasında yerel gastronomiyi “Kültürel Miras” olarak ele almak, dijitalleşmek, şehir için otantik bir hikaye yaratmak ve yerel mutfağı merkez alan yenilikçi farklı ürünler ve deneyimler geliştirmek, etkinlik ve tanıtım programlarına ağırlık vermek gibi başlıkların öne çıktığını görmekteyiz.

Peki, bizde durum nasıl? Gaziantep bu konuda başı çeken şehirlerimizden. Son derece sistematik, uzun vadeye yayılan ve akıllıca planlanmış yurt dışı kulis çalışmalarıyla artık dünyada adından söz ettiriyor. Afyon yakın zamanda mutfağı ile UNESCO’nun yaratıcı şehirler ağına dahil oldu. Urfa, Antakya çalışmalar içinde. Kayseri ise geçtiğimiz günlerde büyükşehir belediyesinin himayesinde yaptığı gastronomi turizmi çalıştayı ile önemli bir adım attı. Bir gastronomi festivali ile işe damdan düşer gibi başlamayı seçmediler. Akıllı ve planlı bir şekilde ilerlemekte kararlılar. Ama en önemlisi bunun için Logos’tan profesyonel danışmanlık alıyorlar. Logos, Adana Lezzet Festivali’nin de arkasında olan bir danışmanlık ve iletişim firması. Başkanı Zeynep Kakınç ise alanında en eski sivil toplum örgütü olan Mutfak Dostları Derneği’nin başkanı.  Çalıştaydan çıkan sonucu bu yönde adım atmak isteyen tüm şehirlere örnek olması amacıyla aşağıda paylaşıyorum:

Kayseri’nin gastronomik mirasını ortaya koyan bir lezzet envanterinin çıkartılması.

Kayseri’deki gastronomik ürünler, üreticiler ve geleneksel artizan gıda sektörüne yönelik girişimlere hız verilmesi.

Gastronomik kültürü yaymak için sürdürülebilir tanıtım etkinlikleri ve aktiviteler düzenlenmesi.

Kayseri mutfağının geleneksel mirasını uygulamalı olarak turistlere aktaracak ve deneyim yaşatacak mekanlar oluşturulması.

Kayseri’de gastronomik araştırma ve eğitim merkezleri kurulması, var olan mevcut kurumların müfredatının geleneksel Kayseri mutfağını gelecekle buluşturacak bir vizyonla ele alınması. 

Gastronomi turizminde özellikle sosyal gastronomi kavramının da planlamalara dahil edilmesi. 

Kayseri’nin gastronomi turizminde izleyeceği strateji ve yapılacak çalışmalar, “GASTROKAYSERİ” markası altında toplanacaktır.

Dünyada söz sahibi olan bazı şehirler

San Sebastian-İspanya: İspanyol Bask’ının yıldızı San Sebastian’ın şu anki haklı popülaritesinin altında köklü bir mutfak mirası yatıyor. Her sokağından lezzet fışkıran bu kıyı kenti, Juan Mari Arzak ve Pedro Subjiana’nın yaptığı mutfak devriminin ardından adını iyiden iyiye dünyaya duyurmuştu. Organize ettikleri ses getiren gastronomi etkinlikleri ve dünyanın her yerinden çok ünlü şeflerin danışmanlık yaptığı Basque Culinary Center ile turizmden, sosyal projelere gastronominin her alanına dokunmaya devam ediyorlar.

Lyon-Fransa: Fransa’nın gastronomi merkezi olarak kabul edilen Lyon’un ününün altında ise “mere” yani anne lokantaları yatıyor. Ama kentin asıl kozu farklı klasman ve amaçları olan şef birliklerinin hepsinin omuz omuza durup dünyaya güçlerini göstermesi.   

Lima-Peru: Kinoa ile çıkış yapan Peru’nun gastronomik başarısının ardında güçlü bir gastro diplomasi yatıyor. Lima’da, alışılmışın dışında malzemelerle yıldızı parlayan şefler bir yana devletin yurt dışındaki Perulu şeflere verdiği destek de takdire şayan.  

Kopenhag-Danimarka: Danimarkalı şeflerin, ellerindeki kısıtlı malzemeye uyguladıkları akıl uçurtan tekniklerle hazırladıkları tabaklar için her yıl milyonlarca insan kente akın ediyor.

Yemeği güzel her şehir gastronomi turizmi yapabilir mi

Bir emektara veda

Şahin Lokantası’nı bilen bilir. Yemek kalitesi olarak eş, hatta üstte olduğu pek çok muadilinin altında, mütevazı fiyatları ile kalbimizi kazanmıştı. Esnaflığı da cabası. İyi malzemeli, usta ellerden çıkan ve ılım ılım kuzinede pişmiş lezzetli tencere yemekleri ile Beyoğlu’na yolu düşen ya da civarda çalışan tatbilirlerin mutlak durakları arasındadır Şahin. Müslim Şahin tarafından 1967’de kurulmuş olan lokantanın mutfağında yeğen İsmail Şahin var. Bir süredir ise oğul işin başında. Kendisi ise gelen gidenle hasbıhal etmek için sağlığı elverdikçe yine dükkanındaydı. Maalesef Şahin Usta’yı geçtiğimiz hafta kaybettik. Sektörün gizli kahramanlarından olan emektar ustayı rahmetle anıyoruz… 

Ruhu şad olsun.