AB ile ilişkilerde 'Kıbrıs' çıkmazı

AB'nin 25 üyesi ilk olarak 11 Aralık'ta dışişleri bakanları seviyesinde sonra da 14 Aralık'ta hükümet ve devlet başkanları düzeyinde bir araya gelecek. Komisyon'un tavsiyesi, AB'nin 25 üyesini bölmüş durumda. AB Komisyonu'nun hava ve deniz limanlarını Rumlara açmayan Ankara'ya "yaptırım" olarak sekiz müzakere başlığının askıya alınması ve müzakerelere açılacak diğer tüm başlıkların Kıbrıs koşuluna bağlanması tavsiyesini içeren karar, AB üyeleri arasında iki kritik toplantıda tartışılacak. Türkiye bu toplantıların arifesinde tabloyu net bir şekilde algılamalı. İngiltere'nin başını çektiği İsveç, İtalya ve İspanya'nın da aralarında bulunduğu bir grup ülke Komisyon'un tavsiyesinin ağır olduğunu belirterek askıya alınacak olan müzakere başlıklarının sayısının indirilmesini istiyor. Türkiye'nin Kıbrıs nedeniyle AB'den uzaklaştırılmasının birliğin uzun dönemli çıkarlarına aykırı olduğuna inanan bu grup, 14 Aralık zirvesinde Türkiye'yi raydan çıkarmayacak net bir yol haritası belirlenmesini istiyor. Bu grup AB zirvesinden, Kıbrıs sorununun çözümü için BM şemsiyesi altında görüşmelerin başlaması çağrısı çıkmasını da talep ediyor. 'Başlıkların sayısı azaltılsın' Türkiye'nin üyeliğine soğuk bakan ve bu yüzden Ankara'yı Kıbrıs konusunda köşeye sıkıştırmak isteyen, başını Almanya ve Fransa'nın çektiği diğer grup da aynı toplantılarda Türkiye'ye zorluk çıkaran taraf olacak. Komisyon önerilerinin daha da ağırlaştırılmasını isteyen bu grubun iki önemli sözcüsü Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, bugün Almanya'nın Metlach kasabasında bir araya geliyor. Askıya alınacak olan müzakere başlıklarının azaltılması bir yana artırılmasını isteyen ikili, Türkiye'ye limanlar konusundaki yükümlülüğünü yerine getirmesi için 18 aylık bir süre tanınması ve bunun sonunda Türkiye'nin üyelik sürecinin AB tarafından yeniden gözden geçirilmesini istiyor. Birliğin iki güçlü ülkesinin bu muhalefeti sürerken, 14 Aralık zirvesinden Türkiye lehine bir sonuç çıkmasını beklemek gerçekçi olmaz. Almanya-Fransa ikilisi Kıbrıs, Türkiye'nin üyeliğini istemeyenler için AB'nin elinde bir koz olmaya devam edecek. AB'nin karar alıcıları isteseler başka birçok konuda olduğu gibi Güney Kıbrıs'ın bileğini bükerek Türkiye'yi tam üye yapacak güçtedir. Ancak AB'nin her üyesine veto hakkı veren karar alma mekanizmasının arkasına sığınılarak Rumlar aleyhine bir tutum takınılmamaktadır. AB'nin karar alma mekanizması değişmediği ve Kıbrıs sorunu kalıcı çözüme ulaştırılmadığı sürece, AB üyeliği Rumların elinde Türkiye'ye karşı her zaman kullanabilecekleri bir silah olarak kalmaya devam edecektir. Hükümetin bu koşullar altında yapması gereken, Kıbrıs sorununun AB sürecinden ayrılması tezini ısrarla savunmasıdır. Türkiye AB sürecinden kopmamalı ancak bu hususta sonuna kadar direnç göstermelidir. AB'nin de Türkiye nedeniyle içine düştüğü bu durumu etraflıca değerlendirerek Birliğin geleceğini Rumların elinden kurtaracak bir karar mekanizması geliştirmesi gerekir. fbila@milliyet.com.tr Ankara direnmeli