Apo'nun iadesi ve dayak

Apo'nun iadesi ve dayak

       POLİSİNİN her fırsatta dövdüğü gazeteciyi, "teröristi" haydi haydi dövüyor tabii!
       Yerlerde sürüklenen, ağzı - burnu kırılan, tekme - tokat dövülen, kan revan içindeki Türk gazetecileri...
       Roma'dan yansıyan manzaraya alışkınız...
       Tek farkla ki... Bu kez polis dövmüyor da, seyrediyor. O işi PKK yandaşları yapıyorlar.
       Bizim arkadaşlar da her zaman olduğu gibi kameralarına, fotoğraf makinelerine yapışmış vuruşuyorlar. Haber uğruna dayak yemeye alışmışlar artık. Ağızlarından burunlarından kan boşalırken, yine haberlerini geçiyorlar.
       TRT muhabiri Abdurrahman Keskin...
       Show TV muhabiri Mesut Gengenç...
       NTV Muhabiri Ahu Özyurt...
       Hürriyet yazarı Fatih Altaylı, Londra muhabiri Faruk Zabcı ve foto muhabiri Hayrettin Karate...
       Kiminin burnu kırık, kiminin dişleri, kiminin ağzı kanıyor, kiminin kolu -bacağı...
       Arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyor, bu hali seyreden İtalyan polisini kınıyor ve Türk yetkilileri bu işi "ciddiye almaya" davet ediyoruz...
       * * *
       APO'nun Türkiye'ye iadesinin iki yönü var:
       Hukuk ve siyaset...
       Olay hukuki açıdan incelendiğinde İtalya'nın Apo'yu Türkiye'ye iade etmemesi için bir neden yok. Hatta, hukuk kuralları bunu zorunlu kılıyor.
       İadenin hukuki kurallarını belirleyen Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin, "suçluların iadesi mecburiyeti" başlığını taşıyan 1. maddesi "...suçluları karşılıklı olarak vermeyi taahhüt ederler." hükmünü taşıyor. Bu hüküm, sözleşmeye imza koymuş olan İtalya'yı Apo'nun iadesi konusunda "taahhüt" altına sokuyor.
       Ancak, hukuki alanda gündeme getirilen iki "tereddüt" söz konusu:
       Birincisi Türkiye'de idam cezasının bulunması, ikincisi Apo'yu birden fazla ülkenin (Almanya) istemesi olasılığı...
       Sözleşme hükümleri, araya siyaset karıştırılmadan uygulanırsa, bu iki tereddüdün de yersiz olduğu söylenebilir. Şöyle ki:
       Sözleşme, suçluyu talep eden ülkede idam cezasının bulunmasını bir engel olarak kabul ediyorsa da, "idam cezası" başlığını taşıyan 11. madde hükmü, o ülkede uzun süreden beri fiilen idam cezasının uygulanmaması veya o ülkenin, suçlunun idam edilmeyeceğine ilişkin güvence vermesi halini, iade için yeterli görüyor.
       Türkiye'de 15 yıldan beri idam cezası infaz edilmiyor ve 13 yıldan beri de Meclis idam cezası onaylamıyor. Bu durum iade için sözleşmenin aradığı koşullara Türkiye'nin uygun olduğunu gösteriyor.
       Apo'yu birden fazla ülkenin talep etmesi hususunda da, sözleşme hükümleri Türkiye'den yana. Sözleşme, bir suçluyu birden fazla ülkenin talep etmesi halinde, iadesi istenen kişinin suçları hangi ülkede daha çok işlediğine, tabiyetine ve suç tarihlerine bakılarak karar verileceğini hükme bağlıyor. Bu durumda Almanya ile Türkiye karşılaştırıldığında; gerek suçların yoğun olarak işlendiği yer, gerek tabiyet, gerekse suç tarihleri itibariyle Apo'nun Almanya'ya değil, Türkiye'ye verilmesi gerekiyor.
       Sözleşme hükümleri uygun olmasına karşın, Ankara, bununla da yetinmeyip idam cezasının kaldırılması için de harekete geçmiş durumda. Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu, bu amaçla bugün veya yarın Meclis'e bir yasa teklifi veya tasarısı sunacak. Bu girişim, sadece Apo'nun iadesi için değil, Türkiye'nin çağdaş hukuk kurallarına yaklaşması açısından da mutlaka desteklenmesi gereken bir girişimdir.
       Konunun siyasi yönüne gelince...
       İtalya, hukuka siyaset karıştırarak, Apo'yu iade etmemekte direnebilir veya süreci uzatabilir.
       Böyle bir durum, terörden çok çekmiş bir ülke olmasına karşın İtalya'nın, Apo'yu bir terörist değil, siyasi bir kişilik olarak, PKK'yı terör örgütü değil, siyasal bir örgüt olarak gördüğünü ortaya koyar ki, bu tavrını da hem Türkiye'ye hem de dünyaya izah etmekte zorlanır.
     




Yazara E-Posta: f.bila@milliyet.com.tr