Atina'ya çağrı

Atina'ya çağrı


DIŞİŞLERİ Bakanlığı, dün öğle yemeğinde Milliyet'i konuk etti.
Müsteşar Korkmaz Haktanır ve üst düzey Bakanlık yöneticileri Apo'nun yakalanmasından sonra, Batı'nın Ankara'dan, Ankara'nın Batı'dan nasıl göründüğünü anlattılar.
Yemeğin odak noktasını Atina oluşturdu.
Önce Batı'nın Ankara'dan görünüşü...
Dışişleri, Ankara'nın bir "savunma psikolojisi" içinde olmadığını, aksine "hesap sorduğunu" ve uzun süre de sorması gerektiğinin altını çiziyor.
Apo'nun yakalanmasından sonra Batı'nın yargılama süreci ve normları başta olmak üzere, bazı talepleri gündeme getirdiğini anımsatan Müsteşar Haktanır, Ankara'nın tavrının şu anlayışa dayanması gerektiğini vurguluyor:
Dur bakalım! Sen taleplerde bulunuyorsun ama, önce Türkiye'nin taleplerini karşılamak ve sorularına yanıt vermek zorundasın.
Sen PKK'ya destek vermeseydin, güçlendirmeseydin, para toplamasına, silahlanmasına, uyuşturucu ticaretine göz yummasaydın, ben Türkiye'de binlerce canı kurtarırdım.
Sen daha PKK'ya "terör örgütü" demekten kaçınıyorsun ama, gecenin bir vaktinde köy basıp insanları duvara dizip infaz edilmesine, bazılarının kaçırılmasına, binlerce insanın öldürülmesine ne diyorsun?
Suçüstü yakalanan Atina'ya ne diyorsun?
Bir NATO üyesinin müttefiki aleyhine faaliyetlerine, onun toprak bütünlüğüne, ülke bütünlüğüne, iç huzuruna dönük açık faaliyetlerine ne diyorsun?
Adam MED TV'de hala çıkıp tehdit savuruyor; şiddeti yaygınlaştıracağız, Türkiye'yi yakıp yıkacağız, diyor. Acaba Türkiye'de bir yayın organı sizin ülkenizi böyle tehdit etse tavrınız ne olurdu?
Önce sen Türkiye'nin bu sorularına ve taleplerine yanıt ver, sonra tavsiye ve talepte bulun!
* * *
DIŞİŞLERİ Atina konusunda kararlı...
Atina'nın "kafayı değiştirmesi" sağlanmadıkça, ilişkilerin daha kötüye gideceği inancı hakim. Her taşın altından Yunanistan'ın düşmanca tavrının çıktığını vurgulayan Dışişleri, "Atina'nın hizaya gelmesini veya getirilmesini" talep ediyor.
Apo'nun yakalanması sonrasında üç bakanın istifa etmesini ve Yunan Gizli Servis Başkanı'nın görevden alınmasını Atina'nın bir "hatayı cezalandırması"ndan değil, "Apo'yu korumayı beceremediniz" gerekçesinden kaynaklandığını düşünüyor.
Atina'nın bu düşmanca politikası değişmedikçe, Ankara'nın işin peşini bırakmayacağını vurgulayan Dışişleri yöneticileri, Cumhurbaşkanı Demirel'in "meşru müdafaa hakkımız saklıdır" sözlerini yorumlarken sınırı geniş tutuyorlar:
"Bu kavramın ucu açıktır. Örneğin Genelkurmay, ABD'li pilotların meşru müdafaasını, kendilerine kilitlenme olduğunda karşılık vermek olarak tanımlıyor."
Dışişleri, "Şam'dan daha kötü" diye nitelediği Atina'ya şu çağrıda bulunuyor:
"Aklını başına topla. Çizgiye gel."
* * *
ANKARA'nın Batı'dan görünüşüne gelince...
Dışişleri yetkilileri Apo'nun yargılamansıyla ilgili olarak Batı'nın bir "usul takıntısı" içine girebileceğini belirtiyor.
Sorunun "DGM'lerin yapısı"nda düğümleneceği beklentisi var.
DGM'de askeri yargıç bulundurulması noktasına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin takılması, Dışişleri'ne göre, büyük olasılık.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin daha önceki iki davada Türkiye'yi tazminata mahkum etmesi önemli karine. Eğer, Türkiye, Apo davasında da "askeri üye" sorununu çözmezse aynı noktaya takılabilir.
Dışişleri yöneticileri, Anayasa'nın DGM'lerle ilgili hükmü değiştirilemezse, DGM'de görevli askeri yargıçların sicil ve terfilerinde düzenleme yapılarak sorunun aşılabileceğini söylüyorlar. Askeri yargıçların sicil ve terfii bakımından askeri bağlarının kesilmesi halinde Ankara'nın dışarıda rahatlayacağı inancındalar.
* * *
DIŞİŞLERİ, Apo yargılanırken, sanıldığı gibi Türkiye'nin değil, aksine Apo'yla birlikte ona ve örgütüne destek verenlerin yargılanacağını vurguluyorlar. Apo'yla birlikte sanık sandalyesinde Türkiye'nin değil, teröre yardım eden, destek olan ülke ve kuruluşların oturacağının altını çiziyorlar.
Dışişleri ne yaptığını ve ne yapacağını biliyor.
Darısı seçimlerden sonra da olsa siyasilerin başına...




Yazara E-Posta: f.bila@milliyet.com.tr