Baykal’ın haklı tepkisi

CHP lideri Deniz Baykal, iki vahim olay karşısında haklı olarak sert tepki gösterdi.
Birincisi, CHP Genel Merkezi’nin dinlenmesi, ikincisi de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı Remzi Gür’ün rüşvet teklif etmekten mahkûm olması.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın makam odasında yaptığı konuşmanın dinlenmesi ve basına sızdırılması karşısında Baykal, haklı olarak Başbakan’dan tepki göstermesini hem de gereğini yapmasını bekliyor. Bu beklentisini dünkü görüşmemizde şöyle dile getirdi:

‘Nixon böyle gitti’
“Ana muhalefet partisinin genel merkezi dinleniyor. Genel Sekreteri’nin konuşmaları ortam dinlemesi yöntemiyle kaydediliyor ve iki gün sonra bir gazeteye servis yapılıyor. Bu kabul edilebilecek bir şey değil.
Büyük bir skandal. Başbakan durumun vahametini anlamıyormuş gibi yapıyor. Bir demokratik ülkede böyle bir şey olsa yer yerinden oynar, hükümetler düşer. İşte Watergate skandalı ortada. ABD Başkanı Nixon, muhalefet partisinin genel merkezini dinlettirdiği için görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Oysa bakıyorum, bizim Başbakan’ın hiç oralı olduğu yok. Tepki bile vermiyor.
Oysa, Başbakan bu olayın üzerine gitmek zorunda, sorumlularını ortaya çıkarmak ve gereğini yapmak zorunda. Tabii böyle bir izlenim vermiyor. Nasıl verecek? Çünkü bu işi yapanlar resmi görevliler. Onların atanmasından da faaliyetlerinden de Başbakan sorumlu. Ama o sanki olağan bir şeymiş gibi karşılıyor. Biz üzerimize düşeni yapacağız ve bu konuda Başbakan hakkında bir gensoru vereceğiz. Bu vahameti kayda, Meclis tutanaklarına, tarihe geçirmiş olacağız.”

Gür’ün rüşvet teklifi
Baykal, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bir CHP milletvekiline, Başbakan’a yakın bir işadamının oylamaya katılması ve olumlu oy kullanması için rüşvet teklif ettiğini CNN-Türk’teki Ankara Kulisi programımızda kamuoyuna açıklamıştı. Ancak, işadamının ismini vermemişti.
CHP Milletvekili Mehmet Yıldırım, kendisine yapılan rüşvet teklifini açıklamış ve konuyu yargıya götürmüştü. Yargı kararını verdi. Başbakan Erdoğan’ın yakın arkadaşı Remzi Gür’ü rüşvet teklif etmekten mahkûm etti.
Bu da CHP Genel Merkezi’nin dinlenmesi gibi çok vahim bir olay. Siyasi tarihe geçecek önemde.
Baykal, Remzi Gür olayıyla ilgili olarak şu soruları gündeme getirdi:
“Kim Remzi Gür? Başbakan Erdoğan’ın en yakın arkadaşı, o kadar ki, ruh gibi yanında olan biri. Çocuklarını yurtdışında okutacak kadar Başbakan’a yakın. Tatilini beraber geçirecek kadar yakın. Ve bu işadamı CHP milletvekiline rüşvet teklif ediyor. Hem de AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz’un odasında ve onun yanında yapıyor. Peki Remzi Gür bu teklifi kimin adına yaptı? Başbakan bundan haberdar değil mi? Bana göre bu mahkûmiyetle sadece Gür değil Başbakan da kamu vicdanında mahkûm olmuştur. Cumhurbaşkanlığı seçiminde rüşvet teklif etmekten kamu vicdanında mahkûmdur.”

Devleti kim yönetiyor?
Baykal, bu iki vahim olayın “Devleti kim yönetiyor?” sorusunu gündeme getirdiğini de vurgulayarak şöyle konuştu:
“Devlet kimlerin elinde? Devlet olanakları ve aygıtı hangi amaçlar için kullanılıyor? Güvenlik birimlerine hâkim olan güç nedir? Türkiye tam bir çürümenin içinde. Bu hükümetin elinde devletin ne hale geldiği ve ne amaçlar için kullanıldığı ortaya çıktı. Başbakan bu rezaletin hesabını vermek zorundadır.”