Baykal’ın saptamaları ve uyarıları

CHP lideri Deniz Baykal, “Kürt açılımı” süreci konusunda dün saptamalar ve uyarılarda bulundu. Baykal, Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran partinin genel başkanı olarak tarihe not düştü, diyebiliriz.
Baykal’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üzerinden Genelkurmay’a, uluslararası güç merkezlerine ve topluma verdiği mesajları şöyle özetleyebiliriz:

Başbakan Erdoğan’a

1- Baykal, başlatılan sürecin şimdiden toplumu bölmeye başladığı konusunda Başbakan Erdoğan’ın dikkatini çekti. Özellikle bu süreçte Başbakan Erdoğan’ın “Türk milleti” kavramını kullanmadığını, kullanamadığını vurguladı. Sürekli 30 küsur etnik grubu saymaya çalışarak konuşmasının, toplumda ayrıştırıcı bir etki yarattığını söyledi. Başbakan Erdoğan’ı bir an önce ne yapmak istediğini netleştirmeye ve açıklamaya çağırdı. Başbakan’ın toplumda oluşan gerginliği gözden kaçırmaması gerektiği mesajı yolladı.
2- CHP lideri, bu sürecin sonunda terörün sona ereceği, anaların gözyaşının dineceği beklentisi yaratıldığını, bu beklentiyi yapanların vahim bir yanılgı içinde olduklarına işaret etti. Böyle gitmesi halinde Türkiye’de de Irak’ta ne olduysa, Yugoslavya’da ne olduysa o olur, diyerek, iç çatışma riskine dikkati çekti.

Genelkurmay’a

3- Baykal’ın konuşmasında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üzerinden Genelkurmay’a yönelik mesajlar da vardı. “MGK bilmediği sürece angaje olmamalıdır” diyerek, kurulun asker üyelerine gönderme yaptı. Baykal, MGK üyelerini de kastederek, bu sürece göz yumanların, sorumluluğunu içlerine sindirenlerin, kim olurlarsa olsunlar, kişisel ve kurumsal olarak tarihi bir ayıbı üstlenmiş olacaklarını ifade etti.

Türk milleti kavramı

4- Baykal, Türk milleti kavramının Anayasa’dan çıkarılmak istendiği üzerinde durdu. Bu bağlamda Anayasa’nın 66. maddesinin değiştirilmek istendiğini belirtti ve böyle bir girişimin her etnik gruba siyasal milli kimlik verilmesi gibi Türkiye’yi tümüyle ayrıştıracak sonuçlar doğuracağını söyledi. Bu yolun etnik kimliklere milli siyasi kimlik kazandırmakla sonuçlanacağının unutulmaması gerektiğini belirtti.

Kürtçe eğitim uyarısı

5- CHP lideri, Türkiye’yi asıl bölecek olanın dil olduğu saptamasını yaparak, resmi dil dışında bir dilin milli eğitim sistemine girmesinin Türkiye’nin bölünmesini hızlandıracağı uyarısında bulundu. Anadilin öğrenilmesi, kullanılması ve geliştirilmesine karşı olmadıklarını, ancak -Kürtçeyi kastederek- Türkçe dışında anadille eğitim-öğrenim yapılmasının, kısa sürede etnik ayrışmayı derinleştireceğini, bu dilde eğitim-öğrenim görecek gençlerin Türkiye’ye aidiyet duymalarının mümkün olmayacağını vurguladı.

Devlet eliyle teşvik

6- Baykal, etnik kökenin ve anadilde eğitimin devlet eliyle teşvik edilmesinin büyük bir yanlış olduğunu belirterek, böyle bir sürecin parçalayıcı olacağı uyarısı yaptı. Devletin özgürlük ortamı yaratmasının normal olduğunu, ancak etnik ayrışmayı teşvik etmenin devletin görevi olmadığını belirtti.

Uluslararası ilgi

7- Baykal’ın dikkat çektiği bir nokta da hükümetin başlattığı “Kürt açılımı”na uluslararası ilginin yoğun olmasıydı. Baykal, bu bağlamda Washington’da 13-25 Nisan 2009 tarihleri arasında Atlantik Konseyi adlı düşünce kuruluşunun organize ettiği bir toplantıya dikkati çekti. Bu toplantıya Türkiye’den katılanlar olduğunu ve sonuçta çıkan raporda yer alan önerilerle hükümetin girişimlerinin örtüştüğü saptamasında bulundu.

Muhalefetin kaygıları

İktidar, uzlaşma arayarak yürüteceğini açıkladığı bu süreçte, tam aksi bir yöntem ve söylem sergiledi. Hükümet, muhalefet liderlerinin dillendirdikleri görüşleri günlük polemik malzemesi olarak kullanmak yerine dikkate almayı ve üzerinde çalışmayı yeğlemelidir.