Baykal'a göre Erdoğan 'taksitle ödeme' öneriyor

Baykal, gelişmeleri şu benzetmeyle yorumluyor:"Başbakan Erdoğan Ek Protokol'e imza attırdı. Taahhüde girdi. AB de bugüne kadar diyordu ki, imza attınız, borçlusunuz, borcunuzu ödeyin. Başbakan da izolasyonlar kalkmadan bir şey ödemem, siz kaybedersiniz, iki konu birbirinden ayrıdır, yanıtını veriyordu. Oysa, öyle olmadığını kabul etti. Yaptığı bu öneriyle AB'ye diyor ki, 'tamam arkadaş, borcum borç, kabul ediyorum ama taksitle ödeyeyim. İlk taksit olarak da, buyurun, bir veya iki limanı açıyorum. Olay budur." CHP lideri Deniz Baykal'a göre, Ankara'nın AB'ye yaptığı öneri Başbakan Erdoğan'ın "borcu tanıma"sı anlamı taşıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bu öneri karşısında gösterdiği tepki bir başka tartışmaya neden oldu. Bugüne kadar Kıbrıs politikasını "devlet politikası" olarak tanımlayan Erdoğan'ın son girişiminin bu kapsamda olmadığı anlaşıldı. Org. Büyükanıt'ın, "Resmi görüşten sapmadır" sözleri bunu gösteriyor. Genelkurmay Başkanı, "Bize sorulsaydı (görüşümüz) hükümetin yaptığının tam tersi olurdu" diyerek, öneriyi benimsemediklerini açığa vurmuş oldu. Devlet politikası Türkiye'nin gündeme getirdiği önerinin birbirinden ayrı iki öneri mi, yoksa birbirine bağlı bir paket mi olduğu, bu satırlar yazıldığında hâlâ anlaşılamadı.Türkiye koşulsuz olarak bir veya iki limanı açmayı öneriyor ve karşılığında Ercan Havaalanı'nın açılmasını bekliyor ve bu yapılırsa bir de havaalanı açmayı taahhüt ediyorsa, bu öneri bir "paket" sayılmaz.Ercan Havaalanı açılsın veya açılmasın, Türkiye'nin bir veya iki limanını açacağı taahhüdü anlamına gelir.Eğer, Ercan Havaalanı açılırsa, biz de iki liman, bir havaalanı açarız biçimindeyse, o zaman birbirine bağlı öneriler içeren bir "paket"ten söz edilebilir. Böyleyse, Türkiye'nin görüş değiştirmediği, "izolasyon kalkmadıkça limanları açmayacağı sonucu" çıkar.Önerinin püf noktası budur. Bu nokta Türkiye'nin ne önerdiği resmen açıklanınca ortaya çıkacaktır. Önerinin püf noktası Tabii, Türkiye'nin içine düştüğü çelişkili durum da üzerinde durulması gereken bir yöndür.Erdoğan, bir süredir, "AB ile Kıbrıs ayrı konulardır, iki süreç birbirine bağlanamaz" diyordu. Şimdi ise Kıbrıs'la ilgili olarak liman açmayı öneriyor. Bağı kendisi kuruyor.Kaldı ki, önceki dönemde, AB sürecini Kıbrıs'la ilgili talepleri kabul ederek zaten birbirine bağlı biçimde yürüten de yine Ankara'ydı. Bu da bir çelişkiydi.Türkiye'nin önce kendi görüşünü netleştirmesi gerekiyor.Türkiye-AB ilişkileri ile Kıbrıs süreci birbirine bağlı mıdır, değil midir? Ankara bu konuda net bir tutum almalıdır. Söyledikleri ile yaptıkları uyumlu olmalıdır.Sık sık kendini tekzip eden bir duruma düşmemelidir. fbila@milliyet.com.tr Bağlı mı, değil mi?