Blair'in moral ziyareti

AB Komisyonu'nun tavsiye kararlarının AB liderler zirvesinde tartışılmaya bile gerek görülmeden kabul edilmesi Ankara'yı üzmüştü. İngiltere Başbakanı, bu olumsuz kararın yarattığı üzüntüyü hafifletmek üzere Ankara'ya uğradı.Blair'in çizdiği "olumlu" hava daha çok ileriye dönük "umutlar"la ilgiliydi.Türkiye'nin önemini vurguladı, Başbakan Erdoğan'ı övdü, ancak AB'nin çizdiği çerçevenin dışına çıkmamaya da özen gösterdi. Söz vermedi. İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Ankara ziyareti, "gönül alma" niteliğindeydi. Türkiye ve KKTC'nin İngiltere ve ABD'den beklediklerinin başında Ercan Havaalanı'na doğrudan uçuş başlatılması geliyordu.İngiltere Başbakanı Blair, bu konudaki soruyu yanıtlarken, "İstiyoruz, ama uluslararası hukuk incelememiz sürüyor" dedi. Bu nedenle söz veremeyeceğini de ekledi.AB'nin izolasyonları kaldırma sözünü yerine getirmesi için Türkiye'nin Ek Protokol'ü uygulaması gerektiğine işaret etmeyi de ihmal etmedi.İngiltere, Ercan'a uçmak için hukuki inceleme yapıyor.Ancak, bu yeni başlamış bir inceleme değil. Türk tarafı Annan Planı'na "evet", Rum tarafı "hayır" dedikten sonra yine benzeri sözler edilmişti.Blair, 2004'te de Ercan'a doğrudan uçuş yapılabilmesi için uluslararası hukuku incelediklerini açıklamıştı. Bu kez de aynı ifadeyi kullandı.Demek ki İngiltere 2 yıldır, "hukuki durum incelemesi" yapıyor.2 yılda bir sonuca varamamış! Uzun inceleme Blair'in Ankara'daki açıklamalarında Kıbrıs sorununun çözüm yerinin Birleşmiş Milletler (BM) olduğunu söylemesi, Ankara'nın bu konudaki yaklaşımına uyuyor.Ankara da, AB ile Kıbrıs sorununu ayırmak ve Kıbrıs'ı BM zemininde çözmek istiyor.Ancak, bir fark var:Ankara, Kıbrıs konusunu AB sürecinden ayırırken, bu sorunu AB'nin koşul olarak tutmaması gerektiğini vurguluyor. Sürecin tümüyle ayrılmasını istiyor.Oysa, AB bunu kabul etmiyor. Güney Kıbrıs'ın tanınması ve Türkiye'nin liman ve havaalanlarını açması konusunda ısrar ediyor. Bunu Kıbrıs sorunu olarak görmüyor. Gümrük Birliği hukukunun bir gereği sayıyor.Güney Kıbrıs'ı tanıyıp limanları açtıktan sonra Rum tarafının çözeceği bir şey zaten kalmıyor.Rum tarafının böyle bir sonuca ulaşması da gerekmiyor. Bu aşamada bile Rum yönetimi için bir "Kıbrıs sorunu" kaldığından söz etmek çok zor. BM adresi Bu süreçte iyice ortaya çıktı ki, Kıbrıs'ta başından beri çözüm istemeyen taraf Rum tarafıdır. Rum yönetimi bunun aksini iddia etse de, Annan Planı'nı geri çevirmesi dahil, özellikle AB'ye girdikten sonraki tutumu çözüm istemediğini açıkça kanıtlıyor.Bu koşullarda AB, Kıbrıs sorununu çözmek istiyorsa baskıyı Türk tarafına değil Rum tarafına yapmalıdır.Sorun Rum tarafındadır.AB de artık bu gerçeği kabul etmelidir. fbila@milliyet.com.tr Baskının yönü