Davutoğlu’na göre İmralı zemin değil

Davutoğlu’na göre İmralı zemin değil
Bakan Davutoğlu’nun kahvaltılı toplantısı 2.5 saat sürdü.

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, gazetelerin Ankara temsilcileriyle 2.5 saati bulan, kahvaltılı bir sohbet toplantısı düzenledi. Yapılan çalışmalar kadar, bu çalışmaların kamuoyunca nasıl algılandığının çok önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, samimi, açık, net, sıcak bir üslup içinde sohbet etti.
Davutoğlu’nun kahvaltı boyunca verdiği mesajları şöyle özetlemek mümkün:

Öcalan’ın yol haritası
Abdullah Öcalan’ın 15 Ağustos’ta (PKK’nın 1984’te Eruh ve Şemdinli’ye baskın düzenlediği tarih) açıklayacağı belirtilen yol haritasının, Irak ve ABD ile yürütülen ve çözüm aranan sürece dahil olup olmadığını sordum. Şu yanıtı verdi:
“Türkiye’nin kendi iradesiyle bulacağı çözümler vardır. Hangi zeminlerde konuşacağımız bellidir. Bunlar da Bakanlar Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu’dur. Başka zemin aramamak lazım. Türkiye’nin zeminleri bellidir.”
Davutoğlu, İmralı’yı dikkate alan bir hava içinde değil. Çözümün Ankara’da ve anayasal zeminlerde bulunacağı düşüncesinde.

Sıcak takip konusu
Davutoğlu, Irak’la yürütülen görüşmeler çerçevesinde Mahmur Kampı’nın boşaltılması ve sıcak takibin söz konusu olup olmadığı sorusuna ise şu karşılığı verdi:
“Önemli olan, sıcak takibi gerektirmeyecek şartların doğmasıdır. Bu şartları doğurmak, sıcak takip ihtimalini ortadan kaldırmak önemli. Yürüyen süreçler konusunda çok konuşmayı uygun bulmuyorum.”

Hudutta önlem
Davutoğlu, bu yaklaşım içinde Türkiye’nin alacağı tedbirlerin saklı olduğunu da vurguladı ve şöyle konuştu:
“Türkiye’nin terör tehdidine karşı önlem hakkı bakidir. Temaslar sürüyor. Bu meselenin çözümünde ciddi bir ortam var. Türkiye hudut boylarında ve komşu ülkelerde güvenlik açısından alması gereken her türlü tedbiri alır. Sadece askeri değil bütün tedbirleri alır. Ekim 2007’de Dağlıca olayından sonra çıkan atmosferi düşünün, buna karşın, 8 ay sonra en kapsamlı anlaşmayı yaptık, buna Kürtler de dahil.”

Bağdat-Erbil çatışması
Davutoğlu, Kürt sorununun çözümü bağlamında bir soruyu yanıtlarken Bağdat-Erbil ilişkileri üzerinde de durdu:
“Irak’ta merkezi yönetim ile bölgesel yönetim arasında görüş ayrılıkları var. Büyük çatışmaya dönüşmeden çözülmesini istiyoruz.”

Irak’la kader birliği
Dışişleri Bakanı, Türkiye açısından Irak’ın bütünlüğünün önemini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Irak, Ortadoğu’nun küçük bir modeli. Irak’ın birliğini sağlayan, meşruiyeti bulunan bir parlamento çok önemli. Irak parlamentosu bütün grupları temsil kabiliyetine sahip olmazsa, 4-5 sene içinde sorunlar doğar. Biz,  Erbil’le Basra, Bağdat’la Kerkük arasında fark görmüyoruz. Irak’a içeriden bakıyoruz. Kader birliği yapıyoruz. Bunun için de yeterli kurumsal araçlara sahibiz. Stratejik Konsey bunlardan biri. Bu bağlamda Türkiye ve Irak başbakanlarının birlikte yönetecekleri ortak mini Bakanlar Kurulu toplantısı yapacağız. Buna icracı bakanlıklar katılacak. İki mini kabine birlikte toplanacak. Ayrıca bakanlıklar arasında sıkı temas var. Keza halen işleyen üçlü mekanizma var. TSK ile Irak güvenlik güçleri arasında işbirliği var. Kürt gruplarla da temasımız sürüyor. Her kesimle doğrudan temas olanağımız var.”

ABD, Ortadoğu, Filistin
“Başkan Obama yeni bir dil kullandı. Bu iyimser bir hava yarattı. Obama’dan önce Türkiye’nin katkısıyla Suriye-İsrail, İsrail-Filistin görüşmeleri vardı. Ayrıca, İsrail ile Hamas arasında ateşkes vardı. Bugün bunların üçü de yok. Bir irade var, olumlu yaklaşım var. Mahmud Abbas buradaydı. Ben ve Sayın Başbakan Suriye’ye gideceğiz. Bu temasları rehavete izin vermeyecek önemde görüyoruz. Filistin’de seçimler için hukuki uzlaşma sağlanamazsa çatışmaların nelere yol açacağını Gazze’de gördük. Gazze’de ayrı, Batı Şeria’da ayrı seçim iyi sonuç vermez.”

Kafkasya’da  patlamamış bombalar
Bakan Davutoğlu, Rusya ve Kafkasya ile ilgili olarak da şu yorumu yaptı:
“Rusya ile ilişkilerimiz iyi. 35 milyar dolar ticaret hacmimiz ve işbirliği olanaklarımız var. Putin’in ziyareti bunu geliştirecektir. Kafkasya’da Gürcistan olayı gösterdi ki, dondurulmuş krizler, elimizde patlamamış bombalar gibi duruyor. Bunlar bölgesel, küresel krize dönüşebiliyor. Biz komşu havzalarda istikrarı kurucu ve koruyucu rol oynamak istiyoruz. Bu bağlamda Türkiye-Ermenistan, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin düzeleceğine ve bölgede tarihi barışın yeniden ihdas edileceğine inanıyoruz. Bölgeye bakışımız vizyon bakışıdır, sabırla çözüme ulaşılacağını düşünüyoruz. İşgal altındaki Azeri toprakları sorununun çözüleceğine ve Azeri kardeşlerimizin buralara döneceğine inanıyoruz.”

Kıbrıs konusu
“Kıbrıs’ta Sayın Talat ile Hristofyas arasındaki görüşmelerin son şans olduğunu düşünüyoruz. Kıbrıs’ta stratejik barış hedeflenmeli. Zaman kazanmaya yönelik taktik mücadele gibi görülmemeli. Sayın Talat’a bütün desteğimiz devam edecek. Kimse Türkiye ve KKTC’nin üzerine sorumluluk yıkamaz. KKTC hükümetiyle temasımız var tabii ki, görüşmeleri ise Cumhurbaşkanı yürütür. Eskiden de böyleydi.”

Avrupa Birliği
“Önceliğimiz Avrupa Birliği ve Kıbrıs. İç kamuoyunun hazırlanması, toplumsal uzlaşma, Komisyon’la ilişkiler, Avrupa Konseyi ve Kıbrıs boyutu önceliklerimizi oluşturuyor.”

Çin ve Uygurlar
“Çin’le Uygur olayında kriz yönetimimiz başarılı oldu. Bu konuda bugüne kadar bu hükümet kadar etkili tepki veren hükümet olmamıştır. Çin Dışişleri Bakanı ile 70 dakika süren yararlı bir görüşme yaptım. Hemen özel temsilci gönderdiler. Doğu Türkistan olayını iyi biliyorum. Mao’dan önce kısa bir süre bağımsız Doğu Türkistan Devleti kurulmuştu. Başkanı babamın arkadaşıydı. Bizim evde kalırdı. Bu nedenle neler çektiklerini iyi bilirim.”