Hesaplaşma...

Hesaplaşma...


       Bankacılık Üst Kurulu'nun başlattığı banka operasyonları, Meclis'te bir çeşit "hesaplaşmaya" dönüşecek gibi...
       Muhalefet bir yandan Üst Kurul'un başlattığı operasyonlara destek verirken, bir yandan da geriye doğru bir sorgulama yapmaya hazırlanıyor. Egebank ve Etibank olayları sorgulanırken iktidarı sıkıştırmayı hedefleyen muhalefetin, Hazine Bakanı Recep Önal, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, Hazine eski Bakanı Hikmet Uluğbay'a dönük eleştiri bombardımana hazırlandığı gözleniyor.
       Fazilet Partisi ise banka skandallarıyla ilgili olarak yine Hazine eski bakanlarından, ANAP milletvekili Güneş Taner'e yüklenmesi bekleniyor. Taner'in bakan olarak devrine izin verdiği Etibank'ı alan grupta, daha sonra yönetim kurulu üyesi olarak görev alması ve bankaya el konulmasından kısa bir süre önce istifa etmesi, Fazilet'in üzerine gideceği noktayı oluşturuyor.
       DSP cephesinde ise eleştirileri Hazine'den sormulu Devlet Bakanı Recep Önal ve İstanbul milletvekili Masum Türker yanıtlamaya hazırlanıyorlar. Önal, daha çok teknik bilgi aktarımı yapacak, Türker'in yaklaşımı ise siyasi olacak.
       Genel görüşme talebinin gündeme alınıp alınmaması konusunda yapılması beklenen görüşme banka tartışmalarının ilk raundunu oluşturacak.
       Bir yandan banka operasyonlarıyla ilgili idari ve siyasi hesaplaşma yapılırken, diğer yandan hükümet hukuki düzenlemeleri de sürdürecek.
       Gündemde banka boşaltanların yargılanma usullerine ilişkin yasa hazırlıkları var.
       Bankacılık Üst Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel'in, ihtisas mahkemeleri veya bazı mahkemelerin sadece bu konuyla ilgili olarak görevlendirilmesi talebini Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de olumlu karşılamış durumda. Bakan Türk, dün yaptığımız görüşmede, bu konuda bakanlığının seçenekli bir çalışma yürüttüğünü belirtti ve şu bilgiyi verdi:
     "İhtisas mahkemeleri çok yararlı olur. Çünkü bu tür konular uzmanlık isteyen konulardır. İhtisas mahkemelerine ilişkin bir hazırlığımız var. Bir diğer düşünce de bankacılık olaylarının DGM'lerin kapsamına alınması. Sadece organize suç kapsamına girenlerin değil, genel olarak bu konuların DGM kapsamına alınması seçeneği üzerinde de çalışıyoruz. Sayın Temizel'le nihai bir görüşme yapıp bunları dağerlendireceğiz."
       Cezaevlerindeki hesaplaşmaya gelince...
       Adalet Bakanı Türk, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, Alkatraz türü "ada cezaevi" modelinin yararıyla birlikte çok da sakıncası olduğu düşüncesinde. Bunun yerine (F) tipi cezaevlerinin daha uygun olduğunu düşünüyor. Bir adanın cezaevine dönüştürülmesi halinde, gardiyanların ve hükümlü yakınlarının gidip - gelmesi, barınmaları konusunda önemli sorunlar yaşanacağı kanaatinde. Ayrıca Tantan'ın önerdiği gibi özel idare bütçelerinin böyle bir cezaevi inşasına yetmeyeceğini ve cezaevi yönetim ve inşası görevinin de Adalet Bakanlığı'nda olduğunu vurguluyor.
       Cezaevlerine silah sokulması, çetelerin cezaevlerine hakim olması konusundaki eleştirileri ise şöyle yanıtlıyor:
     "Cezaevlerinin dış güvenliğinden jandarma sorumlu. Dışarıda ilk aramayı onlar yapıyor. Bu insanlar dışarıdan silahsız girip içerde silah alıp mahkuma vermiyorlar ki? İnfaz koruma memurları içeride sorumlu. Dış güvenlik çemberi jandarmanın ve o da İçişleri Bakanlığı'na bağlı. Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin nakilleri sırasında silahlı oldukları anlaşılıyor. Nakli yapan jandarma. Bu nasıl oluyor? Bu nedenle sadece Adalet Bakanlığı'nı veya savcıları suçlamak da doğru değil. Bu birçok yönü olan genel bir sorun. En iyi çözüm de bana göre (F) tipi cezaevleri."
       Banka ve cezaevleri konusu Ankara'nın öncelikli gündemi.
       Her iki alanda da hükümet yeni düzenlemelere hazırlanıyor.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr