İbn-i Sina köprüsü

İbn-i Sina köprüsü


Danimarka’nın Başkenti Kopenhag’da, Kıbrıs’ın kaderini etkileyecek temaslar başladığında, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara İbn - i Sina Hastanesi’ndeki odasına yerleşiyordu.
Denktaş, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras ve Ankara Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu’na, "Türk doktorlarına güveniyorum. Artık size teslim oldum, ne yapacaksanız yapın" dedi.
Yatağına yerleşen Denktaş’ın gözü - kulağı doktorlardan çok Kopenhag’daydı.
Muayene - tetkik sürecince, televizyondan Kopenhag haberlerini izlemeye çalıştı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ziyareti sırasında da iki cumhurbaşkanına, Denktaş’ın göğsünde, deri altında su toplandığı, bunun bir şırıngayla çekilmesinin düşünüldüğü bildirildi. Tetkiklerin sonuçları hakkında bilgi verildi. Denktaş’ın sağlık durumunda endişe verecek bir durum olmadığı belirtildi.
Doktorlar göğüs bölgesinde, deri altında biriken suyun çekilmesi operasyonunun 15.30’da yapılmasına karar verdiler. Bu saatlerde Türk ve Yunan heyetleri görüşmelerini bitirmişlerdi. Başbakan Gül ve Yunanistan Başbakanı Simitis, basına açıklama yapmışlardı. Türk heyeti, İtalya Başbakanı Berlusconi ile görüşmeye başladıklarında, doktorlar da Denktaş’ın odasına girip, operasyon hazırlığına başladılar.

Denktaş o dakikaya kadar Kopenhag’dan danışmanları ve KKTC’nin Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç’tan bilgi alıyordu. Doktorlar odaya girdiğinde, televizyon dışarı çıkarıldı. Telefonlar kapatıldı. Operasyon başladı.
Ankara Tıp Fakültesi Dekanı ve Kalp Cerrahı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu, Denktaş’ın göğsündeki 450 cc’lik suyu bizzat çekti. Çorapçıoğlu ve ekibi KKTC Cumhurbaşkanı’na lokal anestezi uyguladılar. Denktaş’ın, Kopenhag’da en çok merak ettiği görüşmelerin arka arkaya yapıldığı saatlerde, İbn - i Sina Hastanesi’nde su çekme operasyonu yapılıyordu. Operasyondan sonra, Denktaş, doktorların önerisiyle istirahate çekildi ve Kopenhag’la bağlantısı kesilmiş oldu.
Operasyon sırasında Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün ziyaret isteği iletilmiş, ancak, operasyon gerekçesiyle, daha sonra yapılabileceği yanıtı verilmişti.
Denktaş, operasyon sonrası dinlenirken, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kopenhag’a yeni ulaşmıştı. Saat 14.45 sularında, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi Bulunç’le temasa geçmişti. Bulunç, Kopenhag’dan aldığı bilgileri dinlenme sonrası Denktaş’a iletmek üzere sürekli not ediyordu.
Kopenhag - İbn - i Sina köprüsünden gelen haberler, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, tutumunu ve değerlendirmesini değiştirecek nitelikte değildi. Erdoğan - Gül - Simitis - Papandreu görüşmesinden gelen bilgiler, Türk tarafının yaklaşımını değiştirmemişti. Simitis’in, Türk tarafından, Annan’ın yenilenmiş belgesini hemen imzalamasını istediği, ancak, bu haliyle ortada Türk tarafının imzalayabileceği bir belge olmadığı yanıtını aldığı haberi geldi. Türk tarafının verdiği yanıt, belgenin müzakere edilmesi gerektiği, bu haliyle imzalanmasının mümkün olmadığı yönündeydi.
İbn - i Sina Hastanesi’nde Denktaş ve danışmalarının beklentisi, iki gün içinde ortaya imza atılabilecek bir gelişmenin çıkmayacağıydı. Bu ancak sıkı bir müzakere süreci sonrasında ulaşılabilecek bir sonuçtu. Ayrıca, belgeyi imzalamaya sadece KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş yetkiliydi.
Ankara ve Denktaş’ın verdiği karar ise bu haliyle Annan belgesine imza atılmaması ve Güney Kıbrıs’ın, Kopenhag’da, "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla değil, "Yeni Ortaklık Devleti" olarak muamele görmesiydi.
Kopenhag zirvesinin ilk gününde İbn - i Sina’ya, durumu değiştirecek ve Türk tarafını heyecanlandıracak bir haber gelmedi.
Saatler gece yarısını gösterdiğinde Kopenhag’tan Türkiye’ye 2004’te tarih verileceğine dair "sevinçli" haberler yansıtılıyordu ama Kıbrıs’la ilgili "sevinç" uyandıracak bir haber hâlâ ulaşmamıştı.