İlla cumhurbaşkanlığı diye bir iddiam yok

Dört yıllık iktidarını anlatıp soruları yanıtlayan Erdoğan, cumhurbaşkanını mutlaka Meclis içinden seçeceklerini vurguladı, 'İlla ben olacağım diye bir iddiam yok' dedi. Böylece kendi adaylığı için de kapıyı açık tutmuş oldu

BAŞBAKAN ERDOĞAN, GAZETE VE TV'LERİN ANKARA TEMSİLCİLERİNE KONUŞTU: Başbakan, AKP 2. Olağan Kongresi öncesinde, 4 yıllık iktidarına ilişkin "icraatın içinden" niteliğinde sunuş yaptıktan sonra soruları yanıtladı.Başbakan, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda, "İlla ben olacağım diye bir iddiam yok" demekle birlikte kendi adaylığı için de kapıyı açık tuttu. Cumhurbaşkanını mutlaka Meclis içinden seçeceklerini vurgulayarak, dışarıdan cumhurbaşkanı seçmeyeceklerini de yineledi. AKP kongresi ve cumhurbaşkanı seçimi bağlamında "Yeni liderlik olur mu?" sorusuna ise, AKP'de liderlik sorunu hiç yaşanmadığını, bundan sonra da aralarında böyle bir sorun çıkmayacağını söyledi. Erdoğan, kendisinin yasaklı olduğu dönemde Abdullah Gül'ün başbakan olduğunu, yasağı kalkıp Meclis'e girince başbakanlık görevini devraldığını, aralarında bir liderlik sorunu yaşanmadığını, yaşanmayacağını vurguladı.Erdoğan'ın, bu anımsatması, "Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül başbakan" formülünü düşündürdü. Başbakan'ın cumhurbaşkanlığına aday olma niyeti taşıdığı belli, ancak bu konuda gerginlik yaratmamaya özen gösterdiği de üslubundan anlaşılıyor.Erdoğan'ın gündemdeki konulara ilişkin görüşleri özetle şöyle: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazetelerin ve televizyonların Ankara temsilcileriyle dün kahvaltılı bir basın toplantısı düzenledi. "Benimle birlikte olan arkadaşlara yaptığım açıklamalarda medyaya zaten yansımıştı. İlla ben olacağım diye bir iddiam hiçbir zaman yok. Böyle bir şeyin içerisinde de değilim. Bütün bunların kararını özellikle bizim yetkili kurullarımız alır, hatta kamuoyuna bunu yansıtmak suretiyle, kamuoyunun da bu noktadaki düşüncelerini alacağız, ama bir ilke kararımız var o da bu parlamento cumhurbaşkanını kendi içinden çıkarmalıdır, çıkaracaktır. Çünkü uzlaşma illa dışarıdan birileri de bu işe katılacak diye olmuyor. Öyle şey söz konusu değil. Uzlaşma bu parlamentonun içinde neden olmasın? Yani, bu parlamento başbakanını da çıkarabilir, cumhurbaşkanını da ve bu anlamda bu parlamentoda çok arkadaşlar var.Kaldı ki Anayasamızın amir hükmü zaten bunların hepsini kapsıyor. Anayasamızın amir hükmü neyse bunun gereği yerine gelecektir. Bunun dışında herhangi bir şey olmayacaktır. Mademki Anayasa'ya saygılıyız, mademki demokrasiye saygılıyız, o zaman, Anayasa'ya, demokrasiye saygılı olduğumuza göre, bu saygının gereğini de milletçe hep beraber yerine getirmeliyiz. Olacak olan budur. Bakın bunun altını çiziyorum bizim bir defa parlamento dışı bir yaklaşımımız yoktur. Bu konuda bu, bir ilkedir. Çünkü T.C., Millet Meclisi kendi içinden cumhurbaşkanını çıkaramıyorsa bu bir siyasi acz olur. Böyle bir siyasi aczin içinde değiliz. Onun için parlamento içinden biz cumhurbaşkanı çıkarılması noktasında hemfikiriz.""Bizim aslında bu liderlik konusunda sorunumuz yok. Yani, biri gidecek, biri gelecek, vesaire bunlar gündemimizde değil. Bunun belirleyicisi partimizin grubu olacaktır, partimizin il başkanları olacaktır, hatta yapacağımız kamuoyu araştırmalarıyla parlamento içerisinden. Fakat liderlik konusunda, partiyle ilgili noktada, bizim bugüne kadar böyle bir sıkıntımız olmamıştır ve bütün arkadaşlar bugüne kadar elbirliğiyle geldik. İşte Abdullah Bey, bildiğiniz gibi başbakan olmuştur, daha sonra benim siyasi yasağım kalkmıştır. Siyasi yasağım kalktıktan sonra yapılan seçimle parlamentoya girişimi ve olan tabloyu, tekrar Abdullah Bey'le başbakanlık noktasındaki siyasi tabloyu sizler de hep birlikte izlediniz, gördünüz." Cumhurbaşkanlığı seçimi Erdoğan, gazetecilerin AKP'nin siyasi yelpazedeki yerine ilişkin sorusunu yanıtlarken, "Müslüman demokrat" deyimini uygun bulmadıklarını, "muhafazakâr demokrat" olduklarını belirtti. Partisinin din partisi olmadığını vurgulayarak şu yanıtı verdi: "Siyasi yelpaze konusunda bizim partimizin herhangi bir konuda değişikliği yok. Şunu çok açık ve net söyleyeyim. Biz yola çıkarken bir şey söyledik. Biz din eksenli bir parti değiliz. Biz insan eksenli bir partiyiz. 'Din partisi değiliz' Burada da, hatta insanı yücelt ki devlet yücelsin anlayışını kendimize temel bir felsefe olarak ilan ettik. Siyasi anlamda ise bunu biz muhafazakâr demokrat yelpaze olarak ortaya koyduk. Bununla ilgili çalışmalarımızı ortaya koyduk. Hatta bazıları asırlardır böyle bir şeyler ortaya koymadı. Nereden çıktı? Bu gibi yaklaşımlar gösterenler oldu. Asırlardır yok diye şimdi olmayacak mı? Bundan sonra olmayacak mı? Bu tür şeyler çıkabilir.Muhafazakâr demokrat düşüncenin açılımı, içerisinin doldurulmasına yardım için bu sempozyumları yapıyoruz dedik ve bu yöndeki bilimsel çalışmalarımızı da siyaset bilimcilerle, sosyologlarla devam ettiriyoruz. Yani, kolay değil. 5 yıllık bir mazisi olan bir siyasi partide un yerine çelik doldurması bu kadar kısa bir zamanda hem uygulama hem de düşünce noktasında kolay oluşmaz. Bu tabii ki bir taraftan işin düşünsel altyapısı, bir taraftan uygulama. Nerelerde aksama var yok uygulamada görmek suretiyle telafi edilecek ve bunu en ideal noktaya da taşıyacağız, oturtacağız. Ama bir Müslüman demokrat anlayışını biz benimsemiyoruz ve bunu bir istismar olarak görüyoruz. Hıristiyan demokratlar böyle demiş ,siz niye böyle demiyorsunuz, hayır. Bizim dinimizin buna asla müsaade etmesi mümkün değil. Din üzerinden istismar işte bu, din üzerinden siyaset işte bu. 'Felsefemiz; insanı yücelt' Biz din üzerinden siyaset yapmayacağız. Haa, Müslüman kimlik olarak, şahıslar olarak ülkemin yüzde 99'u Müslüman diyorum. O zaman ben nasıl Müslüman demokrat ben olacağım? Yani, diğerleri Müslüman değil mi? O insanlar da Müslüman. Kimlik bakımından bunu söylüyorum. Biz bunun bu şekilde de söylenmesine karşıyız. Çünkü bu bizim ilkelerimizle ters, uyumlu değil. Çünkü biz din üzerinden siyaset yapmayacağımızı, din eksenli bir parti olmadığımızı açıkça söyledik. Haa, kişisel olarak bir dinimi, inancımı, en ideal şekliyle yaşamaya gayret ederim. 'İnancımı yaşarım' Dinini, inancını en ideal şekliyle yaşamaya gayret edenlere de zemin hazırlamanın görevi, sorumluluğu içinde olduğumu da hükümet olarak bilirim. Nasıl ki bütün dünya ülkeleri, zaten laikliğin de 82 Anayasası'nın gerekçesinde olan tanımında da bunu görürüz. Bu orada da var. Bizim de bunu aynı şekilde programımıza aldığımızı göreceksiniz. Bu anlayışla her inanç sahibinin inancını en ideal şekilde yaşayabileceği bir zemini hazırlamak zaten hükümetlerin, devletlerin görevidir." 'Sorumluluğumu bilirim' Haziran 2006 - Hırvatistan ve Makedonya'yı kapsayan gezisinden dönüşte uçakta: Cumhurbaşkanı, özellikle temsilde ve ülkemizi barışa, sevgiye, birliğe, beraberliğe, dostluğa zemin hazırlayacak, bu zemini iyi koordine edecek. Toplumsal gerilimlere asla fırsat vermeyecek, toplumun bütününü kucaklayacak. Cumhurbaşkanı olabilirim gibi bir mesaj vermedim. Bu noktada söylediğimiz vasıflarda herkes cumhurbaşkanı olabilir.Haziran 2006 - İspanyol El Pais gazetesine verdiği demeçte: Ben siyasi bir kişiliğim ve geçen seçimlerde halktan en fazla oy alan AKP'nin lideriyim. Parti grubumuzun üzerinde mutabık kalacağı biri olacak. Sivil toplum örgütlerine soracağız. Anketler yapacağız, bakacağız.Haziran 2006 - Strasbourg'a giderken Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'e: Benim dışında birisi de niye cumhurbaşkanı olmasın? Parti grubumuzun üzerinde mutabık kalacağı biri olacak. Her şeyden önce herkesi kucaklayacak bir kişi olacak.Ekim 2006 - New York'a uçarken Milliyet yazarı Hasan Cemal'in "Cumhurbaşkanı olacak mısınız?" sorusuna yanıtı: Hasan Abi, biz onu kapattık. Nisanda konuşuruz. Erdoğan daha önce ne demişti? "Ben burada çok net bir şey söyleyeyim. İmralı'daki terörist başı bizim verdiğimiz değil yasaların verdiği imkânlarla avukatlarıyla görüşüyor. Şu anda terörist başının devam eden mahkemeleri var. Dolayısıyla bu süreç içinde avukatıyla görüşme hakkı var. Buradan kaynaklanan bir hakla avukatlarıyla görüşüyor, görüşebiliyor. Yoksa ona verilmiş bir istisna hakkı yok. Tabii bu görüşmeler esnasında da istediğini avukatlarıyla görüşebilir. Ama içeriden dışarıya sızan haberler veya gelenler gerçekten terörist başının söyledikleri midir veya avukatların dışarıyla ayrıca söyledikleri bazı düşünceleri midir, bunu bilemem. Ama bildiğim bir şey var ki, böyle bir bağlantı kurulmak suretiyle doğru veya yanlış bu tür ifadeleri sizler nasıl duyuyorsanız, biz de duyuyoruz, izliyoruz, takip ediyoruz. 'Öcalan'a hukuk imkân veriyor' Bizim görevimiz normal veya anormal şartlarda devlet olarak gerek tüm güvenlik güçlerimiz omuz omuza Türkiye'nin huzuru için herhalükârda tedbirlerimizi alacağız. Bu tedbirler alınmıştır ve bu tedbirler istikametinden her an uyanık olarak bu süreç devam etmektedir ve devam edecektir. Yani, mayıstan sonra tutarım tutamam, biz böyle bir şeyi konuşmak, düşünmek, görüşmek istemiyoruz. Yani, mayısı, haziranı bir sene sonrası için böyle bir şey yok. Güvenlik güçleri her an, her zaman tetikte bekler. Bu işin tabiri budur. Onun görevi o zaten. Yani, yeni bir görev kendilerine biçilmiyor. Görevinin gereğini yapıyor, görevinin gereğini yapacak. Operasyonlar konusunda bazı yaklaşımlar oluyor. Güvenlik güçlerimiz durup dururken, hiçbir yere operasyon yapmaz. Operasyonu gerektiren şartlar oluşursa yapılır." fbila@milliyet.com.tr 'PKK için her tedbiri alacağız'

DİĞER YENİ YAZILAR