Fikret Bila

Fikret Bila

fbila@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

PKK’nın sürece siyasi açıdan iyi hazırlandığı görülüyor. Bir taraftan Türk kamuoyuna, 30 yıldır Türkiye’yi kana bulayan ayrılıkçı örgüt değilmiş gibi bir propaganda yürütüyor, bir taraftan da Kürt kamuoyuna, silah tehdidi altında hükümetle sıkı bir pazarlık sonucu, “ayrı bir bölgede ayrı bir yönetim” kuracağı propagandasını sürdürüyor.
Hükümetle müzakerede çıtayı en yükseğe koyarak sürece başlayan PKK cephesinin, silahlı grupları yurtdışına çıkardıktan sonra, koşulları kabul edilmedikçe silah bırakmayacağını açıklaması gözden kaçırılmamalı.
PKK’nın Kandil’deki lideri Murat Karayılan, her cümlesinin çalışıldığı anlaşılan konuşmasında taleplerini madde madde saydı.
Karayılan’ın ikinci ve üçüncü aşama diyerek saydığı talepler ile BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın kamuoyuna biraz daha detaylı duyurduğu talepler aynıydı.

Karayılan ve Demirtaş’ın sözleri
Karayılan, silahlarıyla çekildikten sonra, hükümetin ve devletin atacağı adımları bekleyeceklerini söyledi. Bu bekleyiş içinde ikinci aşamada; anayasal reformların, koruculuk, özel tim gibi kurumların kaldırılmasını bekleyeceklerini kaydetti.
Demirtaş da Taraf’a verdiği röportajda, Meclis’e sundukları anayasa taslağında yer aldığı gibi, bölge meclisleri ve bölge başkanları önereceklerini söyledi. Bölge meclisleri ve bölge başkanlarının, merkezle (TBMM ve hükümetle) paylaşacakları yetkileri olacağını ifade etti. Bu meclislerden bölge hükümetleri çıkacağını belirtti.
Demirtaş, ulusal güvenlik, genel adalet ve savunma dışında eğitim, sağlık, kültür, turizm gibi bütün hizmetlerin bölge meclisleri yetkisinde olacağını da söyledi.
Özetle, yasama ve yürütme yetkisinin dolayısıyla egemenliğin paylaşılacağı bir sistem anlattı.
Karayılan, üçüncü aşama olarak Abdullah Öcalan da dahil olmak üzere herkesin özgür olacağı bir aşamadan söz etti.
Demirtaş, bu aşamayı daha somut şekilde, “Öcalan’ın hapiste tutulmasının nedeni Kürt sorununun çözülmemiş ve savaşın devam ediyor olmasıydı. Bu koşullar ortadan kalkınca belki cezaevi anlamsızlaşır. Öcalan’ı orada niye tutsunlar ki? Yeterince hapis yatmadı mı? On beş yıl yattı” sözleriyle ifade etti.

“Barış sonrası için değil”
Karayılan, bu taleplerinin yerine getirilmemesi halinde silah bırakmayacaklarını açıkladı.
Demirtaş da, tarif ettiği sistem için, “Biz, bu modeli barış sonrası için değil barış için öneriyoruz” diye konuştu.
Karayılan ve Demirtaş’ın koşulları, barış kurulduktan sonrası için değil, barışın kurulabilmesi için saydıkları koşullardı.

Hükümet cephesi
Karayılan ve Demirtaş’ın bu taleplerine hükümet cephesinden henüz bir yanıt gelmedi. Hükümet cephesi, öncelikle PKK’nın silahlı gruplarının sınır dışına çıkmalarına odaklanmış görünüyor.
Ancak, ondan sonraki aşamada, bu talepler önüne gelecek -şimdiye kadar ele alınmadıysa- bu aşamadan sonra müzakere masasında olacak.
PKK cephesi, bu aşama için eğer kabul görmezse silah bırakılmaz, tehdidini şimdiden kamuoyuna ilan etmiş durumda.
PKK’lıların çekilmesinden sonra hükümetin alacağı tutum, sürecin ne yöne evrileceğini de belirleyecek.
Böyle önemli ve hassas bir süreçten geçerken, iktidarın Meclis’teki bazı sözcülerinin CHP ve MHP’yi terörün nedeni, PKK’yı ise “dost eller” olarak tarif etmesi, hatalı ve aceleci bir tutum...