Papandreu'nun ziyareti

Papandreu'nun ziyareti


       Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun Türk - Yunan ilişkilerinde yeni bir iklim yarattıkları açık.
       İki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan "bahar havası"nı kısa bir süre önce, "Öcalan skandalı"nın patladığı dönemle karşılaştırınca, "şaşırtıcı" bir durum doğuyor.
       Yunanistan'ın bir çeşit "suçüstü" yakalandığı Öcalan skandalıyla görevinden ayrılmak zorunda kalan Pangalos'un yerini alan Papandreu, o dönemi kapatmış gibi görünüyor. Papandreu ve Cem'in oluşturduğu diyalog ortamına, iki ülkede deprem felaketlerinin yarattığı psikolojik hava da eklenince, skandala sünger çekmek kolaylaşmış gibi görünüyor.
       Bazı meslektaşlarımızla birlikte dün sabah kahvaltısında dinlediğimiz Papandreu'nun verdiği hava o kadar iyimser ki, Yunan Bakan, neredeyse, "Avrupa'da Türkiye'nin kılavuzu Yunanistan'dır, takılın yedeğimize girin AB'ye" diyecek...
       Papandreu hemen her konuya "iki ülkenin ortak çıkarı" yaklaşımıyla bakmaya özen gösteriyor.
       Örneğin Ankara'nın tezinin tam aksine, Güney Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin, Türkiye'nin tam üyeliğini kolaylaştıracağını savunuyor:
       - Kıbrıs'ın AB üyeliği Türkiye açısından birçok avantaj sağlayacaktır. Kıbrıslı Türkler komisyonlarda, Avrupa Parlamentosu'nda ve Avrupa Konseyi'nde yer alacaklar. Türkçe, AB tarafından resmi dil olarak kabul edilecek. Türkiye daha AB'ye üye olmadan, AB, Türkiye fikrine alışacak ve bu Türkiye'yi AB'ye götüren bir yola dönüşecek.
       Oysa Ankara, Güney Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olması halinde, Atina'nın AB üzerinden Kıbrıs sorununu kendi lehine çözmüş olacağı düşüncesinde. Böyle bir durumda görüşmelere de gerek kalmadan Türkiye ile KKTC arasında entegrasyonun güçlendirilmesi, fiili bir bütünleşme dışında yol kalmayacağını savunuyor.
       Papandreu ise böyle bir gelişmeyi Türkiye'yi AB'ye götürecek köprü olarak değerlendiriyor.
       * * *
       ÖCALAN sorununa gelince...
       Yunanistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin bu konuda "zor duruma" düştüğünü kabul ediyor:
       - Öcalan İtalya'ya gitti. Daha sonra sıcak bir patates gibi oradan oraya atıldı durdu. Biz Kürt sorununu Türkiye ile Yunanistan arasında bir problem yapmak istemiyoruz. Yunanistan'a geldiğinde Pangalos'un bakışı, `biz bu meseleye muhatap olmayalım, bunu sırtımızdan atalım, yalnızca insani yardımda bulunalım' şeklindeydi. Talihsiz bir şekilde, sizin de bildiğiniz olaylar bizi güç bir duruma soktu. Öcalan'ın Kenya'daki Yunan Büyükelçiliği'nde saklanması, Yunanistan'da büyük bir tartışma konusu olmuştur. Eleştiriler olmuştur. Sonuçta sorumlu olanlar bunun bedelini ödemişlerdir. Biz bu konuda Avrupa'nın ortak tutumuna katılıyoruz. Bunun bir Türk - Yunan sorunu haline getirilmesini istemiyoruz.
       Papandreu'nun bu konudaki yaklaşımı, "Atina'nın bölünmüş bir Türkiye'yi değil, demokratik ve çoğulcu bir yapıdaki Türkiye'yi tercih edeceği, Kürt devleti kurulmasının aşırı milliyetçi bir Türkiye yaratacağı nedeniyle Yunanistan'ın çıkarlarına ters düşeceği" mesajı yüklü.
       * * *
       PAPANDREU ve Cem'in sergiledikleri yaklaşım temel sorunlarda olmasa bile en kolayından başlayarak bazı sorunların çözümüyle sonuçlanabilir.
       Eğer yaratılan havada büyük ölçüde bir yapaylık ve takiye yoksa başlayan süreç önemli sonuçlar doğurabilir.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr