Fikret Bila

Fikret Bila

fbila@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Türk siyasetinde partilerin ortak hareket etme gelenekleri yok. Aksine iktidar ile muhalefet, inanmadıkları konularda bile zıt kutuplarda durmayı doğal sayıyorlar.
Oysa siyasi partiler, ülkeyi yönetmeye aday, birbirlerine rakip ama düşman olmayan kurumlardır. Bu nedenle de bazı konularda ülke ve ulus çıkarını gözeterek ortak davranmaları demokrasiye aykırı değildir. İktidarın, muhalefetten gelen her öneriyi gözü kapalı reddetmesi; muhalefetin de iktidardan gelen her öneriyi geri çevirmesi ve yaptığı her işi kötü ilan etmesi gerekmiyor.
Koalisyon hükümetlerine ortak partiler yüzde 100 anlaşamasalar bile sorunlara çözüm bulmak amacıyla uzlaşarak bir yol bulabiliyorlar. Bu iktidar ve muhalefet partileri arasında da uygulanabilir bir yöntemdir. Ne yazık ki, bu Türk siyasetinin hoşlandığı bir yöntem değil.
Karşı partiden geldi diye çok doğru bir politika, iktidar tarafından hiç dikkate alınmıyor, haklı hiçbir eleştiri kabul edilmiyor, gereği yerine getirilmiyor. Muhalefet de iktidarın hiçbir icraatını ve politikasını doğru bulmuyor.
İktidarın “beyaz” dediğine muhalefet “siyah”; muhalefetin “beyaz” dediğine iktidar “siyah” diyor. Siyasilerimiz ve partilerimiz, “siyah-beyaz politika”yı seviyor.
Bu tarz siyaset yapılınca da, çok ihtiyaç olduğu hallerde bile liderlerin bazı konularda ortak dil kullanmaları, siyasi partilerin bir araya gelmeleri mümkün olmuyor. Bu niyetle oluşturulmuş kurullar bile sonuca ulaşmadan genellikle dağılıyor.

İki liderin önerisi
Örneğin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu tarz siyaseti doğru bulmadığını ifade ederek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu talep etti. Başbakan’ı ziyaret ederek, Meclis’teki dört partinin bir araya gelmesini, terör sorununu masaya yatırmalarını ve ortak çözüm aramalarını önerdi.
Bu öneriye iktidardan önce muhalefetten itiraz geldi. MHP, Kılıçdaroğlu’nun önerisine kapalı olduklarını ilan ederek, kapılarını kapattı.
Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun ziyareti sırasında dört partinin bir araya gelemeyeceğinin anlaşıldığını söyledi. Bu durumda iktidar ve ana muhalefet partilerinin birlikte çalışmalarını önerdi.
Kılıçdaroğlu, bu öneriyi orada yanıtlamadı. Dört partinin bir araya gelmesi konusunda ısrar etti. Ortamı uygun gördüğünde MHP lideri Devlet Bahçeli’yi ziyaret edeceğini söyledi. Dört partide ısrarını sürdürdü.
Sonuçta ikili veya dörtlü, terör konusunda bile partiler bir araya gelemedi.

Cami avlusunda buluştular
Ankara’da bir araya gelemeyen siyasi parti liderleri, PKK’nın Gaziantep saldırısında yaşamlarını yitiren vatandaşlarımızın cenaze töreninde Gaziantep’te cami avlusunda bir araya geldiler.
Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, ana muhalefet partisi lideri ve muhalefet partisi lideri ve sivil toplum kuruluşları...
Bu görüntü, halk nezdinde takdir gördü. Kamuoyunda, liderlerin Ankara’da da bir araya gelmeleri isteği dillendirildi.

Çiçek’in çağrısı
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bu beklentiyi dikkate alarak, bütün partilere, kuruluşlara ve vatandaşlara teröre karşı milli mutabakat çağrısı yaptı. Çiçek, 11 maddede topladığı önerilerini kamuoyuna duyurdu.
Çiçek’in bu iyi niyetli çağrısına, siyasi partiler sahip çıkmadılar. “İyi niyetli” olduğunu kabul ettiler, ancak gereğine yönelmekten çok eleştirmeyi yeğlediler.
Sonuçta yine “siyah-beyaz politika” anlayışı hakim oldu ve siyasi partiler, teröre karşı dahi bu çağrı etrafında bir araya gelemediler.