Fikret Bila

Fikret Bila

fbila@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Göktürk 2 uydusunun uzaya fırlatılmasına ilişkin törene katılmak amacıyla gittiği ODTÜ Kampusu’nda yaşananlar malum.
Öğrencilerin iddiasına göre, şiddet içermeyen protesto gösterileri, aşırı polis önlemleri ve polisin daha yürüyüşe bile başlamadan müdahale etmesi nedeniyle çatışmaya dönüştü.
Polisin ve hükümetin iddiasına göre ise çantalarında molotofkokteylleri, taşlar ve sopalarla gelen, polise sapanla misket fırlatan öğrencilerin amacı zaten protesto değil çatışmaydı.
Başbakan Erdoğan, bakanlar bu konuda açıklamalar yaptı, görüşlerini açıkladı.
ODTÜ Rektörü ve öğretim üyeleri başta olmak üzere, polisin aşırı güç kullandığını savunanlar da görüşlerini aktardı.
Savcılık kararıyla, olaylara katılan öğrencilerden bir bölümü “terör” kuşkusuyla gözaltına alındı ve evlerinde arama yapıldı. Poliste, savcılıkta sorgulanan bu öğrencilerden bir bölümü mahkemeye de sevk edildi. Mahkeme bu öğrencilerin tutuklanmasına gerek görmedi. Dava açılıp açılmayacağına ise savcılık karar verecek.

Tansiyon düşerken
Elbette ki protesto gösterisini amaçlayan öğrencilerin şiddet üretecek araç ve gereçlerle bu eylemlere gitmesi tasvip edilemez. Polisin, barışçıl protesto gösterisi yapacaklarını söyleyen gruplara yönelik şiddetli bir müdahalede bulunması gibi.
Güvenlik güçleri elbette provokasyonu amaçlayan eylemcilere müdahalede bulunacaktır ve bu görevidir. Ancak bunu amaçlamayan, barışçıl amaçlarla orada bulunan hatta eylem alanında bulunmayan öğrencileri bile etkileyecek oranda güç kullanılması da tartışmaların bu boyuta ulaşmasında önemli bir etken.
Bütün bu iddiaların ayrıntıları, yargısal süreçlerin sonunda netleşecek. Daha önce de benzer tartışmalarda bunların örneğini gördük.
Ancak tarafların görüşlerini açıkladığı, tansiyonun düştüğü bir aşamada, alışılmadık bir yaklaşım, derin bir kutuplaşmanın yolunu açtı.
Önceki gün Marmara, Yıldız Teknik, İstanbul, İstanbul Teknik, Galatasaray, Hacettepe gibi köklü üniversitelerin rektörlükleri, hiç gereği yokken, ODTÜ Rektörlüğünü ve öğretim üyelerini, öğrencilerini kınayan açıklamalar yaptı. Bu köklü üniversitelerin yayımladıkları bildiriler, sadece 24 saatte aynı paraleldeki açıklamaları artırdı. Bu satırların yazıldığı saatlerde 32 üniversite rektörlüğünden, ODTÜ’yü, yönetimini, öğretim üyelerini, öğrencilerini kınayan açıklamalar yapıldı.

Karşı bildiriler
Elbette, bütün üniversiteleri bağlayan bu bildiri ve tutumların tüm öğretim üyeleri tarafından desteklenmeyeceği ortadaydı. Siyasal görüşler etrafında şekillenen tutumlar, bazı öğretim üyelerinin bağlı oldukları üniversiteleri desteklemelerine bazılarının ise kınamasına yol açtı. Marmara, Yıldız Teknik, İstanbul, İstanbul Teknik, Galatasaray, Mimar Sinan üniversitelerinin öğretim üyeleri imza kampanyaları başlatarak, rektörlüklerinin yaptığı açıklamaya karşı bildiri yayımladılar. Aynı saatlerde YÖK’ün de olaylarla ilgili ODTÜ aleyhinde bir soruşturma başlattığı haberi geldi.

Şiddete eleştiri
Eleştirilerin odağındaki ODTÜ’nün Öğretim Elemanları Derneği ise buna karşılık, dün yaptığı açıklamada, kimsenin itiraz edemeyeceği şu görüşleri sıralıyor:
“Üniversitemiz rektörlüğü şiddet içermeyen, başkasının özgürlüğünü kısıtlamayan, eğitim ve araştırma faaliyetlerimizi engellemeyen ve çevreye zarar vermeyen protestoları üniversite özgürlük ortamının olmazsa olmaz parçası olarak gördüğünü ifade etmiştir. Toplumsal muhalefeti önleme amacıyla şiddet kullanılması ne yazık ki ülkemizde fazlasıyla yaygınlaşmış bulunmaktadır. Şiddet asla uygulanmamalı, canlılara ve doğayı olumsuz etkileyecek araçlar hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.”

Derin ayrışma
Üniversiteler karşılıklı tutum almak yerine ortak bir doğruda birleşmelidir. Zira, tansiyonun daha da yükselmesi, ayrışmanın uzun süreli bir kutuplaşmaya dönüşeceğini hatta öğrencilerin de benzer derin ayrışmalar yaşayabileceğini gösteriyor.
Türkiye’de üniversitelerin hangi yollardan geçtiği, hangi sancıların yaşandığı, kampusların bir dönem hangi görüş ayrılıklarının çatışma alanlarına dönüştüğü biliniyor. Buna üniversite üst yönetimleri arasındaki kutuplaşmaların eklenmesi, dengeli bir sistemi şiddetle arzulayan üniversitelerin daha büyük sorunların alanı haline gelmesinden başka bir işe yaramaz.
Bu nedenle, tansiyonun düştüğü aşamada, üniversitelerin bildirilerle taraf haline gelmesi gibi bir atmosfer, yeni krizlerden başka bir işe yaramayacak, sadece yaşanacak yeni tartışmaların altını alevlendirecektir.