Yılmaz'ın önceliği

Yılmaz'ın önceliği


       ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Avrupa Birliği hedefine kilitlenmiş durumda... Öyle anlaşılıyor ki, Yılmaz, mesaisinin büyük bölümünü başında Büyükelçi Volkan Vural'ın bulunduğu, Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nin çalışmalarına ayırıyor.
       Genel Sekreterliğe ayrılmış yeni çalışma binasında yaptığımız görüşmede edindiğimiz izlenim, ANAP liderinin hem Türkiye, hem de partisi için çizdiği rotanın, Avrupa Birliği'ne üyelik çalışmalarını esas aldığı yönünde. Bu yolda Ankara'nın kat edeceği mesafenin, Yılmaz'ın geleceğe dönük siyasetinin eksenini oluşturacağı anlaşılıyor. Yılmaz'ın, "Türkiye'yi Avrupa'ya taşıyan veya taşıyacak lider" konumunu hedeflediği söylenebilir.
       Avrupa Birliği çalışmalarında Yılmaz'ın kafasını meşgul eden iki öncelikli konu var:
       1- Düşünceyi ifade özgürlüğü,
       2- İdam cezası.
       ANAP lideri, genel olarak demokratikleşme ve özel olarak da düşünceyi ifade özgürlüğü konusunda Türkiye'nin zaman yitirmeden adım atması gerektiğini düşünüyor. Avrupa'nın beklentisinin de bu yönde olduğunu vurguluyor. Erbakan'ın yasağı dışında da genel olarak düşünceyi ifade özgürlüğüne ilişkin alanın genişletilmesi gerektiği kanaatinde. Bu amaçla Türk Ceza Yasası'nın 312. maddesi ve Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesinin öncelikli çalışma alanları olduğunu belirtiyor. Bu konuda Türkiye'nin zamanı kalmadığını, bir an önce değişikliklerin yapılması gerektiğini vurguluyor.
       Kürtçe eğitim, Kürtçe televizyon yayını gibi konulardaki soruları yanıtlarken ise çok dikkatli bir üslup kullanıyor:
     "Bu konular ancak bireysel hürriyetlerin genişletilmesi çerçevesinde ele alınabilir. Bütün vatandaşlar için geçerli bir yaklaşım olarak ele alınmalı. Bir azınlık hakkı veya bir grup hakkı gibi yaklaşılır ve böyle algılanırsa, bunu kabul etmemiz mümkün olmaz."
       İdam cezasının kaldırılması konusunda ise görüşü şu:
     "İdam cezasını kaldırmadan Avrupa Birliği'ne giremeyiz. Bu mümkün değil. Ancak, Avrupa, `hemen kaldırın' diye bir baskı oluşturmuyor. İdam cezasını, Avrupa Birliği'ne girdikten sonra kaldıran ülkeler var. Örneğin İngiltere. Ancak, bizden beklenen, idam cezasını kaldırmayı programımıza almamız ve bu konuda bir takvim vermemiz. Türkiye bunu yapmalı."
       Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusunda tek engel Yunanistan mı?
       Yılmaz, böyle düşünmüyor...
       Helsinki'de Yunanistan engeli ortadan kalkınca, bu engelin arkasına saklanan, ancak Türkiye'nin üyeliğine taraftar olmayan diğer devletlerin de açığa çıktığını düşünüyor. Örneğin, uzun süreden beri Alman Hıristiyan Demokratlarının Türkiye'ye engel oluşturduğunu ama bunu hep Yunanistan'ın arkasına saklanarak yaptıklarını anımsatıyor.
       Yunanistan'ın da Helsinki'den sonraki politikasını şöyle değerlendiriyor:
     "Yunanistan, Avrupa Birliği'ne girmek için kendilerine mecbur ve mahkum olduğumuzu düşünüyor. Bu nedenle görüşlerini bize kabul ettireceklerini, Ankara'nın Kıbrıs ve Ege'de ödün vereceğini tahmin ediyordu. Ankara'nın `diyalogla hallediyoruz' diyerek, Atina'nın isteklerini kabul edeceğini sanıyordu. Diyaloğu bir kılıf olarak kullanacağımızı hesaplıyordu. Oysa öyle değil. Biz gerçek bir diyalog istiyoruz, onlar görüntüde diyalog istiyorlar. Türkiye'nin, onların tahmin ettiği gibi davranmadığını anlayınca da tavırlarını değiştirdiler. İlişkileri gerdiler, yeniden geriye dönüş başlattılar."
       Yılmaz, Avrupa'da Yunanistan dışındaki engellerin iyi görülmesi için yeni çıkan kitabın okunmasını salık veriyor. Almanya eski Başbakanı Schmidt'in yazdığı, "21. Yüzyılda Yeni Perspektifler" isimli kitabında Türkiye'ye geniş yer ayrıldığını belirttikten sonra şu bilgiyi veriyor:
     "Schmidt, bu kitabında açıkça Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmaması gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin bu yüzyılın sonunda çok büyük nüfusa sahip olacağını, Türk nüfusunun Almanya ve Fransa nüfusunun toplamından fazla olacağını belirten Schmidt, `eğer Türkiye bu nüfusla Avrupa'ya girerse bütün dengeler altüst olur'
diye uyarıyor. Bu görüşlere dikkat etmemiz lazım."
       Yılmaz, bütün sorun ve engellere karşın, Avrupa'da, "Türkiye'siz Avrupa Birliği olmaz" düşüncesinin giderek yaygınlaştığına da dikkat çekiyor.
       Başbakan Yardımcısı, "Türkiye'nin işi çok zor ama imkansız değil" görüşünde...



Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr