YÖK'süz Milli Eğitim Şûrası

Eğitim, Türkiye'nin temel sorunlarından biri, belki de en önemlisi. Bu nitelikte bir sorun olmasına karşın konuyu "imam hatip"ten ve "türban"dan ibaret sayan bir yaklaşımla ele almak Türkiye'ye zaman kaybettiriyor.Eğitime siyasallaştırılmış dini simgelerle yaklaşmak, terk edilmesi gereken bir siyaset anlayışı.Türkiye, bu bağlamda "imam hatip" tartışmalarından çok çekti. Üniversiteye giriş gibi ürkütücü boyutlara ulaşmış bir sorunun dahi, "imam hatip liseleri" açısından delinmesi gereken bir "hedef" olarak görülmesi sığ bir yaklaşımdır. Bu dev sorunun çözümüyle uğraşmak yerine, siyasi kaygılarla hareket etmek, eğitim sorununu daha da karmaşık hale getirmekten başka sonuç doğurmuyor. Milli Eğitim Şûrası çalışmalarını tamamladı. Şûra çalışmaları süresince tartışmalara yine imam hatip konusu hâkim oldu. Şûranın aldığı tavsiye kararları da bu konu etrafında yorumlandı. Milli Eğitim Şûrası toplanıyor, üniversiteye girişle ilgili yeni kurallar öneriyor, ancak bu çalışmanın içinde YÖK yok.YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, şûranın doğal üyesi ve davetlisi olduğu halde şûraya katılmadı.Teziç gibi titiz, dikkatli birinin şûraya katılmamasının kuşkusuz bir anlamı var. Prof. Dr. Teziç'in bu tutumuyla "YÖK'ü engel ve hedef" olarak gören "milli eğitim" yönetimi ve anlayışına karşı mesaj verdiği açık.YÖK'ün onaylamadığı kararların uygulama olanağı yok. Anayasa'nın 131. maddesi ile 2547 sayılı yasanın 45. maddesi üniversiteye giriş koşullarını belirleme yetkisini YÖK'e veriyor. Bu hükümler yürürlükte oldukça Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Milli Eğitim Şûrası'nın bu konuda aldığı kararlar, "tavsiye, temenni, niyet" niteliğinden öteye geçmiyor.Üniversiteye giriş konusunda YÖK'le çalışmayan, ortak çözümler üretmeyen bakanlık veya şûranın aldığı kararlar, kamuoyuna duyuru, tabana mesaj dışında bir anlam taşımıyor. YÖK olmadan YÖK devre dışı bırakılarak üniversiteye giriş sistemini değiştirmek mümkün değil. YÖK benimsemedikçe şûranın tavsiye kararlarını uygulama şansı yok. Nitekim ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2007'de üniversiteye giriş sisteminin mevcut haliyle uygulanacağını belirtti. Sistem değişmeyecek İmam hatip liselerini gözetmek amacıyla alınan kararlar, sonuçta genel liseler aleyhine sonuç veriyor. İmam hatip liselilerin kendi alanları dışında yükseköğretim programlarına girebilmelerini kolaylaştırmanın temel hedef olduğu açık. Oysa ortaöğretim ve yükseköğretimdeki temel sorun imam hatip liselilerin kendi alanları dışındaki fakültelere girmeleri değil.Adı üzerinde "milli eğitim".Ama "milli eğitim"i, "dini eğitim" olarak algılar ve sorunu buraya indirgerseniz, kaç şûra yaparsanız yapın, eğitimin temel sorunlarını çözemez, aksine sorunu ağırlaştırırsınız. fbila@milliyet.com.tr Milli mi, dini mi?

DİĞER YENİ YAZILAR