Yolsuzluk idaresi

Yolsuzluk idaresi


       İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin "yolsuzluk ekonomisi" olduğunu belirtti. Tantan'ın kavramı, basından da büyük ilgi ve destek gördü.
       Yasalarca yasaklanmış faaliyetler "yeraltı"nda yürütülür. Uyuşturucu ticareti, kadın ticareti, her türlü kaçakçılık, kumar ve benzeri faaliyetler gibi.
     "Yolsuzluk" ise daha çok "yerüstü"nde yürütülen ve ekonomik olmaktan çok "idari ve mali" bir faaliyettir. Genellikle kamu gücünün paraya dönüştürülmesi halidir. Kullanılan araç ise çoğunlukla siyasi nüfuz ve rüşvettir.
       Kamu gücü bu nedenle hem idare, hem yargı, hem de yasama denetimi altındadır.
       İçişleri Bakanı Tantan'ın "yolsuzluk ekonomisi" diye isimlendirdiği faaliyetlerin, kendi deyimiyle "bir numaralı" tehdit haline gelmiş olması, ortada bir "idare ve denetim" sorunu olduğunu göstermektedir.
       1980'den sonra Özal felsefesinin Türk bürokrasisine getirdiği yeni anlayış, "denetimin yönetimi engellediği" düşüncesidir. Özal döneminde bu düşünceye uygun olarak yapılan operasyonlarla çok sağlam ve köklü bir denetim geleneği ve sistemine sahip olan Türk bürokrasisinin bu kanadı kırılmıştır. İdare güçlendirilirken, idare, yargı ve yasama denetimi güçsüzleştirilmiştir.
       Bugün gelinen noktada durumun Özal'ın saptamasının tam tersi olduğu söylenebilir. Artık Türkiye'de, "denetim yönetimi" değil, "yönetim denetimi" engellemektedir.
       Türkiye, köklü devlet yapısıyla iç denetimi yürüten idare denetimini yeterli görmemiş, yargı yetkisini haiz dış denetimi de yüzyıldan fazla bir süredir yürütmektedir. Ancak, "iş bitir de nasıl bitirirsen bitir" anlayışı hem iç, hem de dış denetimi felç etmiştir.
       Ağır - aksak koşullarda bile denetim görevini yerine getirmeye çalışan kurum ve kişilerin ortaya koyduğu raporlar ise "yönetim" tarafından sümen altı edilmiş ve denetim denize ulaşamadan kuruyan derelere dönmüştür.
       Aksi halde düzenli yapılan iç ve dış denetimlere rağmen, Bakan'ın deyimiyle "yolsuzluk ekonomisi"nin bu kadar büyüyüp, serpilmesi mümkün olabilir miydi? Deveyi havuduyla götürenler aylarca, yıllarca "büyük işadamı" payesiyle ortalıkta dolaşabilirler miydi?
       Eğer Tantan'ın teşhisine hükümet de katılıyorsa, yapılacak ilk iş denetim organlarını gerçek işlev ve eski güçlerine kavuşturmaktır.
     "Yolsuzluk ekonomisi"nin kökünün kazınması için atılması gereken ilk adım budur.
     "Yolsuzluk idaresi" çökertilmeden, "ekonomisi" çökertilemez...


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr