Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

Prof. Dr. Vamık Volkan ABD’nin saygın üniversitelerinde öğretim üyeliğinin yanı sıra Beyaz Saray siyasal psikoloji danışmanlığını da yapmıştır.

Nobel Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Önemli dış siyaset olaylarına imza atmıştır.

Örneğin...

İki yıl boyunca bir İskandinav köyündeki dağ evinde Filistin ve İsrailli ekiplerin “kozmik gizlilikte” yürütülen görüşmelerinde katkısı vardır.

İki taraf arasında sürtüşmeleri yumuşatan, yatıştıran ve görüşmelerin kopmadan devamını sağlayan psikolojik katkı önemlidir.

.................

Haberin Devamı

Vamık Volkan sağlam bir Atatürk tutkunudur.

“Atatürk’ün Psikonalitik Biyografisi” ve “Ölümsüz Atatürk, Yaşamı ve İç Dünyası” adlı çok değerli iki eseri vardır.

Cumhuriyet’le birlikte fener alaylarının, baloların, bayramların 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim bayramlarındaki gösterilerin psikolojik tahlillerini yapar.

Prof. Volkan’ın anlattıklarını özetle yansıtayım...

Atatürk’ün psikolojisi

YASLI ANA

Atatürk’ün Ahmet

adlı bir ağabeyi vardı.

Çocuk yaşta öldü.

Mezarı daha taptazeyken sel bastı.

Dere yatağına yakın olan mezarın bulunduğu toprakları sürükledi.

Sel Ahmet’in mezarını da açmıştı.

Zavallı Ahmet’in bedenini kurtlar yemişti.

Aile perişan olmuştu.

İşte Mustafa Kemal böyle yaslı ve kederli bir ortamda geçirdi çocukluk yıllarını.

Sonrasında babası Ali Rıza Efendi’yi yitirdi.

Mustafa Kemal neşesiz ve hep yaslı görünüşlü annesinin yüzünü güldürebilmek için, ona muziplikler yapardı.

İlerleyen yıllarda askeri okullarda okurken eve izinli geldiğinde de annesine zeybek oynardı.

Eğlendirmeye çalışırdı.

YASLI İMPARATORLUK

Harbiye öğrenciliği yıllarında imparatorluk topraklarının tek tek elden çıkışı hem Mustafa Kemal ve okul arkadaşlarının yüreklerini kanatıyordu hem de millet kederliydi.

Subaylık yıllarında da doğduğu şehir Selanik tek mermi patlamadan Yunanistan’a geçmişti.

İmparatorluktan ayrılan Meriç’in ötesindeki topraklarda Türkler bin bir eziyet ve sefalet içinde göç kafileleri halinde İstanbul’a akıyordu.

Onların içinde Mustafa Kemal’in annesi ve kız kardeşi de vardı.

Halk açtı, kederliydi, güvenini ve neşesini yitirmişti.

Haberin Devamı

Yorgundu, bezgindi.

Sonunda İstanbul dâhil imparatorluk topraklarının ve Anadolu’nun büyük kısmı işgal edildi.

BÜYÜK ZAFER MİLADI

İşte bu kederli, bitkin, bezgin...

Savaşlarda hep kaybetmekten hüzünlü, neşesini yitirmiş toplumdan Atatürk, arkadaşlarıyla birlikte “büyük zafer” gururunu var etti.

Cumhuriyet’i kurdu.

Türk milletine “özgüven” ve “yaşam sevinci” kazandırmak misyonunu sahiplendi.

Üzgün anasını neşelendirircesine, hüzünlü Türk milletine de coşku yaşatmaktı hedefi.

“Ne mutlu   Türk’üm diyene” söylemi bu psikolojinin ürünüdür.

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim bayramları stadyumlardaki gösteriler, hipodromdaki geçitler, fener alayları, balolar, resepsiyonlar...

Bunların hepsi gülmeyi unutmuş bir millete yeniden “öz güven” ve “coşku” psikolojisini kazandırmak içindi.

Onun izindeyiz...

EFSUNKÂR HÜRRİYET

30 Ağustos milletin yürekten coşkusuyla kutlandı.

Size sunduğum fotoğraf Bodrum’da bulunduğum yazlıktan.

Önce...

Sabah bu sitenin kurucusu İsmet Öztürk’ün büstü önünde toplanıldı.

Haberin Devamı

Konuşmalar yapıldı.

Atatürk’e sevgi sloganları atıldı.

Türkiye’nin düşman istilasından kurtuluşu anıldı...

30 Ağustos kahramanlarına yürekten şükran ve rahmet dilendi.

Düşünün ki...

Bodrum’un bağlı olduğu Muğla’dan İzmir’e gidebilmek için işgal kuvvetlerinin görevlisi olan subaydan “seyahat izin vizesi” almak gerekiyordu.

COŞKU KIVILCIMLARI

Ne demiş şair:

“Ne efsunkârsın ey didar-ı hürriyet!.. (Ey güzel çehreli hürriyet ne sihirlisin)”

Sitenin bütün evlerinin balkonlarında, plajlarda ay yıldızlı bayraklar, Atatürk posterleri dalgalanıyordu.

Akşam 19’da Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren gelenek haline gelmiş Fener Alayı düzenlenmişti.

Gece de sitenin en büyük plajında yemek ve şenlikler...

Eminim, Türkiye’nin her yerinde böyle neşe kıvılcımları uçuştu 30 Ağustos’ta.

81 milyon insanımızın yüreklerini ısıttı.

Topraklarımızı düşman işgalinden kurtaran, Büyük Zafer’in Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun silah ve yol arkadaşları İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak ve bütün komutanlarını, Şeyhülislam’ın “İdamı caizdir” fetvasına rağmen Atatürk’ün yanında yer alan Ankara Müftüsü Fuat Börekçi’yi, Birinci Meclis’in bütün mensuplarını, şehitlerimizi, gazilerimizi sevgi, şükran ve saygıyla anıyoruz.

Atatürk’ün psikolojisi