MEDENİYETLER ŞEHRİ MARDİN

14 Mayıs 2019

Kaldırımın ortasında durmuş fotoğraf çekiyorum, haliyle yolu kapatıyorum. Beni bekleyen beyefendiyi görünce “Çok pardon, beklettim” diyorum. “Olur mu?” diyor; “Mardin medeniyetler şehrindesiniz, tabii ki müsaade ederiz.” Farklı medeniyetlerin izini taşıyan, büyülü bir şehir Mardin... Camiyle kiliselerin yan yana dizildiği sokaklarını, türkü ve dans süslüyor. Şehre, Payda ile birlikte gittim.
Payda, maddi imkanların yetersizliği yüzünden okuldan vazgeçmek zorunda kalan, kız çocuklarına okumaları için destek olan, rehberlik eden, okul dışı yabancı dil ile sanat eğitimlerini arkasında duran, öğrenci kampları düzenleyen ve aynı zamanda girişimci kadınları teşvik eden, harika bir sivil toplum kuruluşu. Payda’nın öğrenci sorumluları, ilham veren kadınlar...
Öğrencilere sadece maddi yardım vermenin yeterli olduğuna inanmıyor, yakından bir bağ kurarak ve sürekli iletişimde kalarak, aynı zamanda rehberlik de yapıyorlar. Öğrenciler ise pırıl pırıl genç kızlar... Hepsi kendine güvenli, cesur ve başarılı. Payda kadınlarının, genç kızların hayatını nasıl değiştirdiğini bizzat görünce çok etkilendim.
Şimdilerde her yıl gerçekleştirdikleri ‘Umut Halkası Projesi’ için bağış topluyorlar. Toplanan bağışla, Türkiye’nin farklı kesimlerinden genç kızları İzmir’de kampa götürüyorlar. Bazı çocuklar ilk defa denize giriyor. Hepsi çok mutlu oluyor. Bağış yapmak isterseniz; http://www.paydaplatformu.org/umut-halkasi-projesi/ sitesinden ziyaret edebilirsiniz.

GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER
Payda’dan ve yaptıklarından o kadar etkilendim ki, bu seferlik Türkiye’nin en mistik şehirlerinden biri Mardin bile benim için ikinci planda kaldı. Ancak, mutlaka görülmesi gereken bir şehir...

Yazının devamı...

HER ŞEY DAHİLE RUH DA DAHİL Mİ?

30 Nisan 2019

Geçen hafta ailece Antalya Belek’in her şey dahil sistemiyle çalışan en meşhur otellerinden birindeydik. Otel yepyeni... Yüksek tavanlar, yeni mobilyalar, vızır vızır çalışan bir ekip; kelimenin tam anlamıyla harika. Daha kapısından girer girmez bütün tatil boyunca size yardım etmekle görevli asistanınız tarafından karşılanıyorsunuz. Yorgunluğunuzu gidermek için serin içeceklerinizi yudumlarken o resepsiyona gidiyor, girişinizi yapıyor, bavullarınızı odaya gönderiyor. Asistanınız aynı zamanda hemen bir WhatsApp grubu kuruyor; bütün seyahat boyunca ne dilerseniz bu gruba yazıyorsunuz ve dakikalar içinde gerçekleşiyor. İlaç olsun, çocuğunuz için deniz gözlüğü olsun, ne dilerseniz Alaaddin’in cini gibi hemen hayata geçiriyor.
Odalar da aynı otel gibi yeni ve oldukça geniş. İçinde plaj çantasından, çocuklara özel diş fırçasına kadar akla gelebilecek bütün ihtiyaçlar var. Eğitimli bir ekip tarafından yönetilen kocaman SPA’da da yok yok. Havuz, jakuzi, farklı derecede çalışan saunalar ve türlü türlü terapiler mevcut... Yemek deseniz, imkanlar çok. Otelin bünyesinde birçok farklı mutfağı servis eden restoranlar var. İtalyan’ı, Türk’ü, Teppenyaki’si veya balıkçısı; ne isterseniz... Dondurmacısı, pastacısı, gözlemecesi hatta bir çikolata dükkanı...
Seçeneklerde kayboluyorsunuz
Açık büfesinde türlü türlü zeytinyağlılar, çeşit çeşit et yemekleri, hamur işleri ve tatlılar elinizin altında. Gezerken yoruluyor, seçeneklerin içinde kayboluyorsunuz. Herkes tabağını dolduruyor da dolduruyor. Halbuki lezzetleri ortalamanın altında.
Çocuklar için durum daha da muhteşem! Farklı farklı mini kulüpler, lunapark, kaydıraklar, macera parkı, su oyuncakları ve ısıtılmış deniz suyundan özel bir havuz. Mini kulüpte çalışan oyun ablası “Çocuklara kahvaltı, öğle ve akşam yemeği de veriyoruz. Aralarda da hep aktivitemiz var, sabah bırakın, uyumaya alın” diyor gülerek. E bütün günü ayrı geçireceksek, nerede kaldı bizim aile tatili?
Havuz başı servis deseniz orada da ayrı bir hizmet. Servis daha hızlı olsun diye patenlerle hizmet eden garsonlar, “Çok güzel bacak kası yaptık” diyor, gülümseyerek. Beş dakikada bir isteklerimizi soruyorlar.
Derken, elinde sepetiyle güler yüzlü bir kız beliriyor; “Güneş gözlüğünüzü silmemi ister misiniz?” “Yok artık!” diyorum içimden!

Yazının devamı...

EZBER BOZAN BİR RESTORAN

26 Nisan 2019

Türkiye’de yenilikçi olmak zor. Hele ki bu kriz ortamında... Herkesin alışılagelmişi yapıp, tutunmaya çalıştığı bu devirde, ezber bozan girişimlerde bulunan girişimcileri ayakta alkışlamak lazım.
Geçtiğimiz hafta Çeşme’deydim. Belde, gastronomi meraklılarına gitgide daha fazla opsiyon sunan bir yer haline geldi. İzmirliler yemek işinden iyi anlıyor ve doğadan gelen her hediyeyi en güzel şekilde değerlendirmeyi seviyorlar. Sofranın bir kültür, iyi yemeğin ise sanat olduğunu biliyorlar. Mesela yılların vazgeçilmez restoranı Asma Yaprağı’nın mezeleri ve yumuşacık tandırı, nefis Ege mutfağının en güzel örneklerinden biridir. Senelerdir dokusunu ve kalitesini bozmadı mekan... Her gittiğinizde sofradan memnun kalkarsınız.
Ya da Horasan. Daha üç sene evveline kadar sokak arasında ufacık bir dükkan olan Horasan, büyüse bile aynı yaratıcı lezzetleri yapmaya devam ediyor. Sahibi korkusuzdur, menüde olmayan bir şeyi bile isteseniz eğer malzemesi varsa hazırlar, getirir. Hem de hakkını vererek.
Hem geleneksel hem modern
Bu gidişimde ise Urla’da yeni açılan Od Urla’da buldum aynı keyfi. İyi yemek yeme keyfini... Semtin güzelliği ve samimiyeti dillere destan. Bambaşka bir enerjisi var... Mavisi ayrı, yeşili ayrı güzel. Hem eski hem yeni... Hem geleneksel hem modern. Mekan tam olarak bu hisleri yansıtıyor.
Kesin yanlış yola saptım dedirten bir köy yolunun sonunda Od Orla. Sizi çocukluğunuza götüren zeytin ağaçlarıyla kaplı bir bahçenin içinden, dört tarafı camla çevreli, yüksek tavanlı, oldukça modern bir restorana giriyorsunuz. Gizlisi, saklısı yok! Mutfak en ortada, apaçık duruyor. Mutfağı çevreleyen bar ise bence restoranı deneyimlemek için en güzel konumda. Mutfaktan yükselen kokuları duyarak, yeri gelince şefle sohbet ederek bekliyorsunuz yemeğinizi.
Servis yurt dışındaki şık restoranlar gibi... Masaya gelen her bir tabak özenle anlatılıyor mutfak ekibi tarafından. Ancak burnu havada bir restoran değil. Yemekler yaratıcı ama zorlama değil. Od Urla’da dilerseniz tadım menüsü seçip, kendinizi şefin ellerine bırakabiliyorsunuz. Biz menüdeki her yemeği merak ettiğimiz için kendimiz sipariş ettik. Özellikle başlangıç ve tatlılarını çok beğendim. Mutlaka gidip denemenizi tavsiye ederim.

Yazının devamı...