Kurtuluş reçetesi: Oyuncu yetiştirmek

Son günlerde Türk futbolunda herkesin görüş beyan ettiği konu yabancı oyuncu sınırlaması. Yabancı oyuncu sayısındaki artışla beraber bazı takımların sahaya tamamen yabancı oyunculardan oluşan kadrolarla çıkması gözden kaçmıyor. Yabancı oyuncu sayısı ile ilgili yapılan düzenleme, kulüplerin Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile aldığı bir karar neticesinde ortaya çıktı. Bu açıdan bakıldığında, bazı kulüplerin yabancı oyuncu sayısının artırılmasını, düzenleme yapılmadan önceki dönemde hararetle savunduklarını biliyoruz.

***

Kulüplerin yabancı oyuncu sayısının artırılması yönünde görüş bildirmesinin altında yatan nedenleri incelediğimizde, yerli oyuncuların çok yüksek ücretler istemesi en önemli faktör olarak görülüyor.

Bugün, Avrupa futbolunda ekol olarak görülen ve dünyanın en büyük yıldızlarını yetiştiren Portekiz, Hollanda, Almanya, Fransa, İspanya, Belçika gibi ülkelerin liglerinde yabancı oyuncuyla ilgili birbirinden farklı uygulamalar olmakla birlikte tamamında sayının yüksek tutulduğunu görüyoruz.

***

Buna karşın, ulusal takımlar oyuncu bulmakta hiçbir zorluk yaşamamakta ve dünya futbolunun en büyük şampiyonalarında zafer için mücadele etmektedirler.

Bunu, güçlü özkaynak sistemleri aracılığıyla sürekli olarak yetenekli oyuncular yetiştirerek ulusal takımlarını ve kulüplerini besleyen sistemlerine borçlular.

TFF yabancı oyuncuya sınırlama getirmek yerine, defalarca anlatıldığı gibi ülke çapında uygulanan başarılı bir özkaynak sistemi kurmalıdır.

Türk futbolunun en büyük sorunu, takımların kendi bünyesinden oyuncu yetiştirememesidir.

***

Her ne kadar FIFA’nın ‘Finansal Fairplay’ kıskacına giren futbolun üç büyükleri diye adlandırılan kulüplerin imdadına ‘Devlet Baba’ yetişmiş gibi görünse de, ara transferde yapılan yüksek bütçeli transferleri de hayretle izliyoruz.

Toplam borcu 10 milyar liraya ulaşan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray gibi kulüplerin borçları devlet bankası tarafından ödenecek. Süper Lig kulüpleri geri ödemelerini 10 yıla yayılacak yüzde 8 gibi düşük bir faizle yapacak.

Tarihi adım, Süper Lig’in yanı sıra alt liglerdeki kulüpleri de kapsayacak ancak ne hikmetse bu kadar borç sarmalı içindeki kulüplerimiz harcamalarına hovardaca devam ediyor.

***

Kulüpleri giderek daha da büyüyen bir girdabın içine çeken bu borç sarmalının ortadan kaldırılmasına yönelik atılacak tarihi adım, bir babanın oğluna yapacağı türden bir jest. Bu noktada devletin ‘babalık’ yaptığını söylemek gerek.

Şimdi sıra kulüplere geldi. ‘Hayırlı’ ya da ‘hayırsız’ evlat profili çizmek artık yöneticilere kalmış durumda. Her fırsatta borç yükünün altından kalkmanın en azından kısa vadede mümkün olmadığını dile getiren yöneticiler, öncelikle sorumluluklarının arttığını ve sunulan bu fırsatın önemini idrak etmeli.

Birçok kulüp iş hayatında son derece başarılı olan başkanlar tarafından yönetiliyor. Artık kimse yarını harap etme pahasına bugünü kurtarmaya çalışmamalı.

Sosyal medyada yabancı oyuncuların varlığından yana görüş bildiren futbolseverlerin çoğunluğu yabancı oyuncu artışının nedenini Türk futbolcuların başarısızlığına bağlıyor.

Türk futbolcular Avrupa’ya göre oldukça yüksek ücretler almalarına karşın profesyonelce davranmadıkları, disiplinsiz yaşadıkları ve yüksek performanslarını uzun süre sürdüremediklerine ilişkin ciddi eleştiriler alıyor. Özellikle aldıkları ücretlerin karşılığını veremedikleri şeklindeki eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor. Bu sorunlar ışığında yabancı kontenjanı konusu irdelendiğinde, Türk futbolunun esas odaklanması gereken konunun altyapıdan genç oyuncu gelişiminin önündeki engelleri kaldırıp onları Türk futboluna kazandırmak olduğu görülüyor. Genç oyuncu gelişimi açısından, Altınordu’nun yaptığı olumlu çalışmalar rol model alınabilir. Yabancı oyuncu transferinin yanında, yerli oyuncuların gelişimine de gerekli önem verilerek Türk futboluna katkı sunulmalıdır.

Borç batağında yüzen ve amatör liglere kadar gerileyen kulüplerimizin kurtuluş reçetesi altyapılarda gizlidir.