Buzdolabına bakakalmak

Yeni teknolojilerin şöyle bir yönü var. İnsanlar sizin muhteşem buluşunuzla ne yapacak, asla kestiremiyorsunuz. Haber yayını yaparlar diye beklerken onlar buzdolaplarını canlı yayınlıyor

Şöyle bir anekdotum var, yeri gelince anlatmayı pek severim. Magazin gazetecisine soruyorlar: “Neden rock yıldızları hep mankenlerle çıkıyor sizce?” Yanıt net: “Çünkü çıkabiliyorlar.”

İşte bazen mesele bu kadar basit. Biri bir şeyi neden yapıyor diye çok fazla düşünmeye, saatlerce tartışmaya gerek yok. Yapıyor çünkü yapabiliyor. Neden her sene kaldırımları söküp yeniden yapıyorlar? Neden akıllara zarar
1000 odalı saray inşa ediyorlar? Neden robot heykelleri dikiyorlar? Neden dinozor ihalesi açıyorlar? Neden Çamlıca’ya dev gibi cami yapıyorlar? Neden refüjlere, otoyol duvarlarına saçma sapan yanar döner çiçekleri döşeyerek vergileri çarçur ediyorlar? Neden İstanbul’a ikinci boğaz açmaya çalışıyorlar? Neden illa da doğayı katlederek üçüncü havalimanı inşa ediyorlar? Neden habire denizi dolduruyorlar? Neden dereleri satıyorlar? Neden vapurları kaldırıp yerine yüzen klimaları koyuyorlar?

Çünkü yapabiliyorlar. Nedeni bu.

Yeni bir çılgınlık

Periscope’u biliyorsunuz. Hani telefonunuzun kamerasıyla canlı yayın yapıp paylaşabildiğiniz sosyal medya uygulaması. Dünyada Periscope’taki en büyük çılgınlık şu anda buzdolabının içini naklen yayımlamakmış. #showusyourfridge hashtag’ine şöyle bir bakın. Periscope sayesinde insanlar sosyal medyada birbirlerine buzdolaplarının içini canlı olarak gösterebiliyor. Periscope’u açıyor, ardından mutfağa gidiyor, buzdolabınızın içini çekmeye başlıyorsunuz.

Yarısı dolu süt şişeleri, akşamdan kalan makarna, üzeri yağ bağlamış çorba, muhtelif yumurtalar, kutu bira ya da kola, yarısı gece film izlerken yenmiş dondurma, bayatlamış tost ekmeği, yoğurt... İnternet bunlarla dolu. Dev firmalar, milyarlarca dolarlık yatırımlar yaparak kurdukları data merkezlerinde harıl harıl bu bilgileri depoluyor. Havalı şehirlerdeki havalı ofislerinde birkaç Türkiye bütçesi büyüklüğündeki paralarıyla yeni yatırımlarının neler olacağına karar veriyorlar. Çıldıracağım galiba sayın seyirciler...

Sıradan insan kafası çok acayip. Ya ne olacaktı? İnsanlar beklendiği üzere canlı yayında eskiden bulamadıkları imkanları buldular diye sanat filmi mi çekeceklerdi? Buzdolaplarının içini çekiyorlar işte. Sefilliği yaşadığı yetmiyor, bir de bu sefilliği, buzdolabındaki dramı, elâleme canlı yayımlıyor. Neden? Çünkü yayımlayabiliyor. Çünkü teknoloji artık ucuz. Eskiden olsa olsa Prenses Diana’nın düğünü ya da savaş canlı yayımlanıyordu, şimdi buzdolabı...

Buzdolabına bakakalmak

Sırada ne var?

Twitter ona buna olur olmaz çemkirmek ve ayar için, Facebook tatilden ayak resmi koymak için, Instagram sevimli kedi köpek ve yemek tabağı resmi paylaşmak için icat olundu.

Sırada hangi teknoloji var hayatımızı daha iyiye, güzele taşıyacak, merakla bekliyorum ben. Bir yandan buzdolabının kapağı açık, durumumuza bakakalıyorum.

Sabah 6.30

Geçen sabah saat 6.30’da yürüyorum. Şehir sessiz, her zaman yaptığım gibi denizde kahvaltı eden karabatakların suya dalıp çıkışlarını, ara ara beliren yunusların yüzgeçlerini tarayarak yürüyorum sükunet içinde. Belediyenin yerleştirdiği sakat kalma garantili spor aletleri var ya, onların üzerinde ileri geri gidip gelen iki adam tartışıyor: “Tek bayrak tek millet olmamalı, herkesin kendi bayrağı olsun.” Diğeri şöyle diyor: “O zaman buradan Antalya’ya gitmek için üç ülkeden mi geçeceğiz?” Sabah 6.30 ya, 6.30. Sabahın altı buçuğu.

N’olur biri şu ülkenin düğmesine basıp üç saniye beklesin. Ülke komple kapanıp yeniden başlasın, belki kendimize geliriz.

PAZAR ALBÜMÜ

“This is The Sonics” - The Sonics

Su katılmamış garaj rock. 60’ların ve 70’lerin orijinal sound’unu bu sound’u icat edenlerden dinlemek ne güzel. “Ben ara ara moda oluyorum” diyen ailemizin büyüklerinden bir hanımefendiyi hatırladım. The Sonics üyeleri bugün 70’lerinde ve müzikleri şahane bir şekilde gene gözde. Kulaklarımın pası silindi resmen.

DJ’ler yarışıyor

TonIght Presents SoundClash
dünya çapında pek çok DJ’in başvurduğu bir etkinlik. Her ülke kendi elemesini yapıyor ve her ülkenin birincisi Las Vegas’taki finale gidiyor. Burada birinci seçilen isim ya da ekip dünya çapında destekleniyor. Geçen yıl ilki yapıldı. Bu yıl katılımcı ülkeler arasında Türkiye var. Jüride ben de varım. Başvurular tonightsoundclash.com adresinde
29 Haziran’a kadar devam ediyor.