İnce Hitler’e özeniyor

Başbakan Yıldırım, CHP adayı İnce’nin “apolet sökme” ifadesini eleştirirken, “Anlaşılan Hitler’e özeniyor. Hukuk devletinde ister cumhurbaşkanı olun, isterseniz başka bir sorumluluk sahibi olun, peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Seçildiğim gün apoletlerini sökeceğim” dediği 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel’e sahip çıkarak, “Metin Temel Paşa 15 Temmuz gecesi büyük bir kahramanlık yapmıştır, ben buna bizzat şahidim. Bu darbeye karşı çok büyük iş görmüştür. Kendisi bu darbenin bastırılmasının önemli aktörlerinden biridir, onu ifade etmekte yarar var” dedi. Muharrem İnce’nin söylemini eleştiren Yıldırım, “Apolet meselesi çok önemli bir mesele. Bir yandan cumhurbaşkanı olursam hakimler ayağa kalkmasın diyeceksin, sonra beğenmediğin durum olursa apoletlerini sökerim diyeceksin, Hitler’e özeniyor. Buradan anlaşılan odur” ifadelerini kullandı.

İnce Hitler’e özeniyor

Başbakan Yıldırım önceki akşam İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleriyle iftar yaptı. İftarda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve soruları yanıtlayan Yıldırım’ın açıklamaları şöyle:

METİN TEMEL PAŞA BİR KAHRAMANDIR: (İnce’nin apolet sökme ifadesi): Bunun neresini düzeltelim? Apolet meselesi çok önemli bir mesele. Bir yandan ben cumhurbaşkanı olursam hakimler ayağa kalkmasın diyeceksin,sonra beğenmediğin durum olursa apoletlerini sökerim diyeceksin, Hitler’e özeniyor. Buradan anlaşılan odur. Hukuk devletinde herkes hukuka saygı göstermek mecburiyetinde. İster cumhurbaşkanı olun, isterseniz başka bir sorumluluk sahibi olun, peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz. 15 Temmuz’u yapanlar oldu, mahkeme söküyor apoletleri, biz sökmüyoruz. Cumhurbaşkanının talimatıyla sökülmüyor. Belli ki hukuk devletiyle ilgili kafasında bir karışıklık var Sayın İnce’nin. Metin Temel Paşa 15 Temmuz gecesi büyük bir kahramanlık yapmıştır, ben buna bizzat şahidim. Kendisi bu darbenin bastırılmasının önemli aktörlerinden biridir, onu ifade etmekte yarar var. Afrin Operasyonu’nda da tartışılmaz bir başarısı var, Cerablus’ta da öyle, değerli bir komutandır. Değerli komutanlar kolay yetişmiyor. Onun için böyle sorumsuz beyanatlardan adayların kaçınmasında yarar görüyorum.

FİZİKÇİ İNCE MERKEZKAÇ KUVVETİYLE SAVRULUYOR: (Demirel’in yaptığı köprüler bayramda ücretsiz, Erdoğan’ın yaptığı ücretli)Muharrem İnce fizik öğretmeni, ama konuşmalarıyla merkezkaç kuvvetin formülünden uzaklaşıyor yavaş yavaş. Kritik hızın üzerine çıkınca savrulma olur biliyorsunuz, şu anda savrulma fazına geçmiş durumda. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü milli bütçeyle yapılan köprüler. Yani devletin kendi parasıyla, vatandaşın vergisiyle yaptığı köprü bunlar. Ama Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Osman Gazi Köprüsü yap-işlet-devret modeliyle yapılmış köprüler. Adama diyoruz ki, biz size şu kadar trafik garantisi veriyoruz. Bu köprüyü yapacaksın, şu kadar sürede işletip bize teslim edeceksin. Formül çok basit. Adam bu parayı harcadı, işte birim geçiş ücreti şu kadar, çarpı şu kadar trafik. Eğer bizim garanti ettiğimiz sayıyı aşıyorsa problem yok, aşmıyorsa farkını biz veriyoruz; olay bu. Ama ne var? İşte geçen süreyi de düşünürsek, birisi 7-8 sene sonra, birisi de 16-17 sene sonra bize geri dönecek. Ondan sonra ister bedava yaparız, ister paralı yaparız.

SEMBOLİK ÜCRETLER: Yani şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde harcanan maliyeti karşılayacak ücretler mi uygulanıyor? Yok, sembolik ücretler uygulanıyor. Farkını aldığımız vergilerden veriyoruz. Öbüründe de kullanıcı ödüyor. Tamam, bayramlarda da bedava yapar, yapılabilir. Ama ne olacak bedava yapsan, biz vereceğiz. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü kullanan da kullanmayan da gören de görmeyen de ödemesini yapıyordu. Burada durum farklı. Hizmet alan ödeme yapıyor. O yüzden bu tamamen bir kafa karıştırmaya yönelik bir değerlendirme.

YERLİ OTOMOBİLE KARŞI ÇIKMAK AKLA ZİYAN İŞ: (CHP-Saadet Partisi-İyi Parti ittifakının ‘yerli otomobili durduracağız, Kanal İstanbul iptal edilecek, TRT satılacak, TİKA kapatılacak’ vaatleri) Bunlar en iyi kapatmayı, geriye gitmeyi biliyor. Dünyanın hiçbir yerinde devlet televizyonu olmayan ülke yok. Birçok televizyon kanalı, internet sitesi var, TRT onlardan bir tanesi haline geldi. Ama geçmiş yıllarda TRT belirleyici bir medya organıydı, her şey TRT’ye göre, kanunlar bile TRT’ye göre yazılıyordu. TRT kapatma işi duygusal. Yerli otomobile karşı çıkmanın akla ziyan bir iş olduğunu düşünüyorum. Türkiye otomotiv sektöründe 8 senedir şampiyon oluyor, ihracatta şampiyon oluyor. Yani müthiş bir istihdam alanı var. Dolayısıyla yerli otomobil yapmaya karşı çıkmak akla ziyan bir iştir. Türkiye’nin özgün projesi olan ve bizim cari açığımızı azaltacak teknolojilere sahip yerli otomobile ihtiyacımız var. Önceki gün gazetelerde gözüme ilişti. Sayın Kılıçdaroğlu ‘Buzdolabı, çamaşır makinesi yaptık diye övünüyorlar. Bunlar 17. yüzyılın ürünleri’ diyor. Yani böylece cahilliği de ortaya çıkmış oluyor. 17. yüzyılda daha elektrik yok. Bir vatandaş ‘Cumhurbaşkanımız aya dört şeritli otoban yapacağız dese inanırım’ diyor. Bu Cumhurbaşkanımıza güveni gösteriyor.

‘İlk turda iş bitecek’

(İkinci tura kalma ihtimali var mı) İlk turda bu iş bitecek inşallah. Seçime yönelik oran vermek, tahmin yapmanın seçmenin iradesine saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Gerçek anket sandıktaki sonuçtur.

TORNİSTAN OLMAZ: (Parlamenter sisteme dönüş vaatleri) Bizde tornistan olmaz, o kararı verdik. 16 Nisan’da verilen kararlar açık ve net. 94 yıllık Türkiye’deki yönetim sisteminin değişikliğidir. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine gidiyoruz. Görüyorum ki muhalefet partileri 16 Nisan’ı hala zihinlerinde kabul etmemişler, içlerine sindirememişlerdir. Dolayısıyla bütün rakipler, parlamenter sisteme geçeceğiz diyorlar. İyi, güzel de parlamenter sistemde cumhurbaşkanlığı makamı sembolik, icracı bir makam değil. Ey Muharrem İnce! Dağlar gibi vaatler veriyorsun, nasıl yapacaksın parlamenter sistemde, böyle bir yetkin yok ki.

KARARI KİM VERECEK? (Kılıçdaroğlu, ‘Akşener’le parlamenter sisteme dönüş çalışmalarına başladık’ diyor) İyi de, irade kimde kardeşim onu bilelim; Kılıçdaroğlu’nda mı, İnce’de mi? Yani parlamenter sisteme geçiş kararını Meclis vermeyecek mi? Yani Muharrem İnce mi verecek bu kararı? Kararı Meclis verecek. Meclis kompozisyonu ortada değil, kimin ne aldığı-ne verdiği belli değil. Ama vatandaşımızın kanaatinin bir yılda değiştiğini ben düşünmüyorum. Bizim düşüncemiz, vatandaşımızın böyle bir maceraya, geriye dönüşe izin vermeyeceği yönündedir. Bir intikam duygusuyla, rövanş duygusuyla hareket etmek Türkiye’ye zaman kaybettirir, başka bir işe yaramaz.

CHP EL ALTINDAN HDP’YE ÇALIŞIYOR: (HDP barajı geçiyor mu?) Bilemem. Çıkıp ‘PKK’yla bizim alakamız yok, kınıyoruz, lanetliyoruz, PKK bir terör örgütüdür’ diyemediler. Er ya da geç Kürt vatandaşlarımız HDP’nin, PKK’nın esiri olduğunu görecektir. Tabii bugünlerde HDP sevenler çoğaldı. CHP başta olmak üzere HDP’yi barajı açtırmak için el altından çalışıyorlar. Bana seçmenlerden geliyor, CHP’li yöneticiler, teşkilat mensuplarına oylarınızın bir kısmını HDP’ye verin diyorlarmış. HDP’nin barajı aşması lazım diyorlarmış. Zaten Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu ‘HDP barajı aşmalıdır’ diyor. Atatürk’ün partisinin düştüğü hallere bakın. Terör örgütünün destekçisi bir partiye örtülü bir şekilde destek veriyor.

İnce Hitler’e özeniyor

‘Hassasiyet var bedelli yok’

(Bedelli tartışmaları) Bazı bilgileri ben paylaşayım, ondan sonra ne yapacağımıza karar verelim. Şu anda askerlik çağı gelenlerin sayısı 585.210, yoklama kaçağı 570.422, bakaya 56.947, firar 5772. Askerliğini erteleyenler 2.930.279, öğrencilik nedeniyle ertelemiş olanlar 1.885.438. Silah altındaki er sayısı 360.869. 2019’da planlanan silah altına alınacak sayı 345.933. Toplam 5.448.858 kişi var askerlikle ilişkisi devam eden. Önümüzdeki sene 345.933 kişi alabileceğiz. 5.448.858 kişiyi 345.933’e böldüğümüz zaman 15.7 yıl, yaklaşık 16 yıl sürüyor. Bunların yaşlarını dondursak bile 16 yıl boyunca askerlik bu vatandaşlarımızın önünde bir engel, sorun olarak devam edecek; gerçek bu. İhtiyacımız belli, 350 bin. Ama birikmiş 5,5 milyon vatandaş var, nasıl çözeceğiz? (Bedelliyle mi?) Öyle bir şey demiyorum. Bir şekilde çözülmesi lazım. Tabii esas olan savunma gücümüzde bir zafiyet yaşanmaması. Eldeki rakamlar böyle bir zafiyetin olmadığını gösteriyor; bu bir. İkincisi; özellikle 15 Temmuz’dan sonra Silahlı Kuvvetler’de silah altında vatani hizmet gören askerlerden ziyade profesyonelliğe geçtik. Aldığımız önemli bir karar daha var, operasyonlara, ön plana asla er-erbaşları göndermiyoruz. Arka planda lojistik destek veriyor onlar. O bakımdan bunun siyasi istismar edilecek bir yanı yok, rakamlar ortada. Yani bir yandan operasyonlar yaparken, bir yandan terörle mücadele yaparken, bir yandan da askere alınmayı bekleyen binlerce insan var. Türkiye’nin gerçekleri budur. 5.5 milyon insanın sorununun farkındayız. Tüm hassasiyetler göz önüne alınarak sorunu nasıl çözeriz ileride değerlendirilir. Ama bugünkü gündemimiz değil.

KUZEY IRAK’TA 11 ÜS KURDUK: (Kuzey Irak’taki operasyon bize Kandil’i getirir mi?): Kandil meselesine gelince... Afrin’de, Fırat Kalkanı bölgesinde, yani Fırat’ın batısında 250 kilometrelik bir alanı terörden temizledik. Ama Fırat’ın doğusunda henüz sorunumuz devam ediyor. Irak-İran sınırına kadar devam ediyor. Yani orada 1000 kilometrelik bir sınır boyunda hala sorunumuz var. Irak’ın kuzeyinde varlığımızı iki katına çıkardık. Tam olarak 11 tane üs bölgemiz oldu. Amacımız; o bölgede topraklarımıza sızmadan terörü bertaraf etmek ve sınır güvenliğimizi sağlamak.

AF GÜNDEMİMİZDE DEĞİL: (Bahçeli’nin af çıkışı) Bizim gündemimizde af yok. Ben Sayın Bahçeli’yle bu ilk açıklamasından sonra konuştum. Kendisi hassasiyetlerini dile getirdi. ‘Karar sizin’ tarzında bir ifadede bulundu. Biz de gündemimizde af olmadığını ifade ettik.

UBER YASAL DEĞİL: Türkiye serbest bir ülke, her türlü teşebbüsün yapılabileceği bir ülke. Ama bu yasalar çerçevesinde olmalı. Bizim derdimiz UBER değil. UBER ile diğer dış kaynaklı sosyal medya gruplarının durumu aynı. Yani burada herhangi bir resmi faaliyet göstermeden Türkiye’den kaynak transferi yapıyorlar; bu bir. İkincisi; seçtikleri yöntem yasal değil. Yani aldıkları belgeler yaptıkları işe uygun değil. D-2 ve A1 belgelerinin amacı farklı. Denetim yetersizliğini kullanarak bunu bir şehir içi taşıma ağına dönüştürmüşler. Hem vergi mükellefi değiller, haksız para kazanıyorlar, hem de yasalara uymayan yöntemler kullanıyorlar. Bu iki nedenle biz karşıyız ve üzerine de gideceğiz. Önce gelsinler vergi mükellefi olsunlar. Taksici vergi veriyor. Taksicilerin hiç mi eksiği yok? Mutlaka var. Onlar da kendilerine çekidüzen verecekler. Kaldı ki yani UBER’in iş yapamadığı ülkeler var; Almanya, İtalya, Japonya resmen yasakladı. Londra’da da kısmen yasaklanmış.

‘AB ile yeni bir döneme giriyoruz’

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngörüyoruz. Alınan sinyaller bu doğrultuda. Amerika’nın bizi düne göre daha iyi anladığını düşünüyoruz. Hem Suriye YPG-PYD konusundaki tutum, Menbiç’ten PYD’nin, YPG’nin çıkarılması ve yerine Türkiye-Amerika birlikte orada güvenliği tesis etmeleri hususunda bir çalışma var. Verilen silahların kontrol altına alınması konusu var. Eskiden böyle bir süreç yoktu, müzakere dahi edilmiyordu, karşılıklı restleşmeler vardı. Ama şimdi konu en azından diplomatik düzeyde ele alınacak düzeye geldi. Herhalde seçimden sonra ABD ile ilişkilerimizi zehirleyen, başta FETÖ konusu olmak üzere YPG-PYD konusu ve diğer savunma ihtiyaçlarının temini konusundaki anlaşmazlıklar kapsamlı bir şekilde ele alınacak ve ümit ediyorum ki Amerika bizi daha iyi anlayacak bir düzeye gelecek.

15 TEMMUZ’U AMERİKA YAPTIRDI DEMİYORUZ AMA: FETÖ konusundaki bizim duruşumuz çok açık ve nettir. ABD’den 15 Temmuz’un baş faili FETÖ’yü istiyoruz. Bununla ilgili her türlü resmi girişimimizi yaptık. Beklentimiz; Amerika’nın, Türkiye için hayati öneme haiz bu konuyu ele alması ve bu konuda bir adım atılması. Yani bugün Türk kamuoyunda Amerika’ya karşı destek dibe vurmuşsa, bunun arkasında bu darbe vardır, bunu Amerika görmek zorundadır. Yani Amerika üzerindeki bu şüpheden öyle veya böyle kurtulmak mecburiyetinde. Biz bu darbeyi Amerika yaptırdı demiyoruz, ama FETÖ’yü iade konusundaki isteksizliği Türk kamuoyunda farklı yorumlanıyor.

‘Büyüme olmaza bunlar nasıl olur’

Güven ve istikrarı yakaladığımız an neler yapabileceğimiz ortada. Biz ortalama 5.7 büyümeyi yaparken, demokrasimizi de en az 4 sefer müdahale oldu. Onlara rağmen bu büyümeyi yaptık... 2002’de 7 bin traktör satılıyor 1 yılda, 2017’de satılan traktör sayısı 72.900. Büyüme olmasa traktörü ne yapacak adam, turistik gezi için mi alacak? Otomobil satışı 2002’de 91 bin, geçen sene 723 bin. Motorlu araç sayısı 8,5 milyondan 22 milyona çıktı Türkiye’de, 2,5 kat artış. Beyaz eşya 2002’de toplam satılan 1 yılda beyaz eşya sayısı 2,5 milyon. 2017’de 8,5 milyon. Turistik amaçlı yurt dışına çıkış Türkiye’den, 3 milyon vatandaşımız yurt dışına gidiyordu 2002’de, geçen sene 8.9 milyon Türk yurt dışına tatile gitti. 3 kat. Yeni kurulan şirket sayısı, hani ekonomi büyümüyor diyorlar ya; 2002’de 30.800 şirket kurulmuş, geçen sene kurulan şirket sayısı 73.800. Büyümeyen ülkede bu kadar şirket nasıl kuruluyor? Yabancı turist, 2002’de 12.9 milyon, 2017’de 40 milyon. Yıllık konut satışı 1.4 milyon olmuş geçen sene. Böyle gidiyor rakamlar. Şimdi bu rakamlar ortadayken büyümenin sanal olduğunu söylemek ne kadar insaflı? Türkiye büyüyor, bunun ötesi-berisi yok, 3,5 kat büyüdük kardeşim. Nereden bakarsan bak, hangi hesabı yaparsan yap aynı yere çıkıyor.