SÖYLEYECEK ÖYLE ÇOK SÖZÜMÜZ VAR Kİ!..

Medya dünyasında son dönemin galiba en popüler konularından biri Milliyet’e ömür biçmek... Bu iddiaları ortaya atanların, kendince görüş bildirenlerin unuttukları bir şey var: Milliyet hiçbir döneminde sadece “gazete” olmadı! Aksine; kamuoyu açısından ülkenin siyasal, ekonomik, toplumsal tarihinin en güvenilir arşivini oluşturarak toplumun hafızası da oldu. 69 yıl süren köklü geleneğini okurlarına taşıdı; ‘babadan oğula, oğullardan torunlara geçen’ bir varoluş hikâyesi yarattı.

Kimliğini meslek ilkelerine gösterdiği özenle kazandı. Alanında uzmanlaşan gazeteciler yetiştirerek deyim yerindeyse bir nevi ‘okul’ oldu.

Siyasi, etnik, dini, cinsiyetçi her türlü ayrımcılığa karşı çıkan, daima doğru, adil bir gazeteciliği editoryal süzgeçten geçirerek okurlarıyla paylaştı.

SÖYLEYECEK ÖYLE ÇOK SÖZÜMÜZ VAR Kİ..Türkiye medyasının kendi içindeki ayrışmalarına, öfke nöbetlerine, birbirlerini yaftalamalarına karşı her zaman mesafeli durdu. Medyanın sorunlarına çözüm bulunması noktasında tartışmalara katıldı ancak yayın organlarının birbirlerini karalayan haberciliğine hiçbir zaman itibar etmedi.

***

Tekrar başa dönelim... Geçen Kasım’dan bu yana belli aralıklarla bazı köşelerin, sosyal medya hesaplarının “Milliyet kapanıyor” iddialarıyla kendi gündemlerini yaratma gayretlerine şahit oluyoruz.

Daha önce bu konuda yapılan yayınlara karşı İcra Kurulu Başkanımız Sayın Mehmet Soysal’ın imzasıyla “Milliyet Gazetesi 68 yıllık geçmişi ile daima Türk basınının en önemli yayın kuruluşlarından biri olmuştur. Demirören Medya Grubu çatısı altında, geleneklerine bağlı olarak yayın hayatına dün olduğu gibi, bugün ve yarın da sadece bir internet sitesi olarak değil, basılı olarak da devam edecektir.’’ şeklinde resmi bir açıklama yapmıştık.

Bu noktada durup konunun basit bir hukuki yönünü hatırlatalım:

Bahse konu gerçeğe aykırı paylaşımlar Türk Ticaret Kanunu’nun 55/2. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil etmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 55/2. maddesine göre:

“Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,’’ şeklindeki tanımlanmış olan hukuka aykırı bu fiil yine Türk Ticaret Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca da hukuki ve cezai sorumluluk barındırır.

Gelelim işin asıl yönüne...

Bir ülkenin tarihi geçmişini gün gün kayıt altında tutan köklü bir gazetenin kapanmasını temenni etmek, kapanması için çırpınmak, niyet okumaya çalışmak gazetecilik faaliyetinin çok dışında düşmanca bir tutum sergilemekten öteye geçmez.

Medyayı meslek ilkelerinin dışında, kendi düşünce yapınızla sınırlı tutamazsınız. Bunu yaptığınızda yazdığınız her şey hınçla yazılmış duygusal bir patlamaya dönüşür. Türkiye medyasının içinde bulunduğu süreci ve bunun olası sonuçlarını değerlendirme yeteneğine sahip olmayanların Milliyet’in kapanmasına yönelik temayüllerini başka türlü açıklamak mümkün mü?

“Ben ne gördüysem onu söylüyorum, dolayısıyla benim anlattıklarım objektif gerçekliktir” demek aslında kendi algılama biçimini diğer herkesinkinden üstün ve mutlak gerçek pozisyonunda görmektir.

***

Milliyet’in kapanacağına dair iddialar ileri sürmek hangi gazetecilik faaliyetinin, istihbaratının ürünüdür bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Öfke insanı kör eder. Ne yazık ki bazıları böylesi kör bir öfkeye yenik düşmüş durumda. Mesleği eleştirirken bir gazeteciye yakışmayacak bilgisizlikte aşağılama yolunu seçenler, “Bütün gazeteleri birbirinin aynısı haline getirirsen hangisini kapattığının bir önemi kalmaz” diyenler, “Milliyet kapatılıyor” diye el ovuşturanlar da var.

Türkiye medyasının bugün geldiği noktayı değerlendirebilmek, geleceğini sorgulamak, mesleğin nasıl ve hangi koşullarda icra edildiğini yorumlayabilmek için dünya medyasının nereye doğru yol aldığını bilmelisiniz. Bir yayın organının kapanması, birleşmesi ya da dijital bir dönüşüm yaşaması ya da hepsini içine alan bir yenilenme yaşamasını çağın gereği değil, siyasetin bir gereği gibi yorumlamak bu mesleği hiç anlamamış olmak demektir.

***

Bakın dünya basınına!

Köklü bir geçmişi olan, markasıyla, ismiyle var olan gazetelere... Hemen hepsi yeni medya düzeninde ‘yeniden’ yer almak için çabalıyor. Hiçbiri tek başına değil. Geleneksel medyayla dijital medyayı buluşturuyorlar. İkisinin de kazanımlarını bir araya getirerek, yani güç kaynaklarını birleştirerek dünya medyasında ‘hibrit’ gazeteciliği olarak tanımlanan ve bir çeşit yeni medya düzeninin yarattığı en elverişli durumla bizi tanıştırıyorlar.

Dolayısıyla Türkiye medyası da dâhil olmak üzere dünya medyasının geçirdiği dönüşümü bazı gazetelerin ya da gazetecilerin öç alma meselesine dönüştürmesi, ‘sevinçle’ karşılaması, bunu bir hesaplaşma meselesi haline getirmeleri süreci yorumlamaktan uzak bir zihniyette ısrar etmelerinin sonucudur.

***

Milliyet’i okumadan önyargılarla gazetemiz hakkında fikir sahibi olanlara söyleyecek lafımız yok. Ama Milliyet’in neden hala önemli bir gazete olduğunu anlatacak çok şey söyleyebiliriz.

Çünkü biz; gazeteciliğin hâlâ önemine inanıyoruz. Basılı gazete ile dijitali bir araya getirmenin önemini, kazanımlarını görebiliyoruz. Bir gazetenin içeriğiyle kalitesini nasıl koruduğunu da biliyoruz.

Milliyet haberciliğinin ne olduğunu yazmaya devam edeceğiz...

Gazetemizin attığı manşetleri, muhabirlerimizin özel haberlerini, haber takipçiliğimizi ve gazetemizin yayın politikasının oluşmasında rol oynayan editoryal tercihlerimizi de...

Görsel ve yazılı basında, haber sitelerinde, sosyal medyada yer alan, kamuoyunda tartışma konusu olan pek çok haberde Milliyet gazeteciliğinin nasıl bir rol oynadığını tek tek anlatacağız...

Kuşkusuz bu konulardaki mesleki her eleştiriye açığız ve hatamız varsa bunu açık yüreklilikle kabul edebilecek olgunluktayız.

***

Dolayısıyla

“Milliyet kapanıyor mu?” Yanlış bir soru.

“Milliyet kapanıyor.” Yalan haber.

Doğru olan; Milliyet kapanmıyor.

Milliyet her zaman ilkeleriyle, meslek ahlakıyla yoluna devam etti. Etmeyi de sürdürecek. Ve Milliyet, yeni medya düzeninde yeni açılımlarla, yeni bir anlayışla, kaliteli haberciliğiyle, dijital dünyayı da içine alan medyayla zaman zaman rekabet ve işbirliğinin önemini bilerek; prestijini ve kazanımlarını korumaya, okuruyla var olmaya devam edecek...

SÖYLEYECEK ÖYLE ÇOK SÖZÜMÜZ VAR Kİ..

DİĞER YENİ YAZILAR