Şu, Ombudsmanlık!

Şu, Ombudsmanlık!


       Olacağı yok ya, - adının telaffuzu bile bizim dilimize pek uymuyor - şu Ombudsmanlık denilen "gavur icadı" müessese Türkiye'ye getirilirse ertesi gün "Trafik Canavarı"na rakip olup çıkar. Artık medyada okur, görürsünüz: "Bir ombudsman bıçaklandı", "Bir ombudsman tabancayla vuruldu", "Bir ombudsmanın çocuğu kaçırıldı".
     
Bireylerinin çarpıcı niteliği "Hakkına razı olmamak" diye özetlenebilecek bir toplumda son düşünülecek müessese Ombudsmanlıktır.
     
Türkiye'de bireyleri "Hakkına razı olmayan", - dolayısıyla başkalarının hakkına saygısı bulunmayan - bir toplum yaşamaktadır. Uygarlığın bu ilk şartına zorla uydurulamayan insanlar - mesela, Belediye Zabıtasının başa çıkamadığı işportacılar - bir ombudsman öyle münasip gördü diye "Eyvallah!" çekip meydanları boşaltacaklar; Trafik Polisine kök söktüren dolmuşçular "Emrin olur, Abi!" selamı çakıp hizaya girecekler, öyle mi?
       Siz çok beklersiniz!
       Ombudsmanlığın mucidi İsveçlilerin başkenti Stokholm'de - benim son gördüğümde - şehrin en büyük açıkhava sebze ve meyva pazarı Türklerin egemenliğindeydi. - Hala öyle midir, bilmiyorum -. O zaman, pazar boşaltıldığında yerde bir çöp göremezdiniz; aynı egemenlik sürüyorsa bugün de göremezsiniz.
       O da Türk, bizdeki pazarcılar da Türk. Ama biri orada, ombudsmanlığın tıkır tıkır yürüdüğü bir toplum içinde; öteki burada, kimsenin hakkına razı olmadığı ve kimsenin başkasının hakkına saygı göstermediği bir ülkede yaşıyor.
       Bunun sebebini araştırmanın ne zamanıdır, ne de burası yeridir. İsterseniz kökünü tarihte görünüz, isterseniz cehalet deyiniz, isterseniz fıkaralığı suçlayınız, isterseniz görmemişliğe veriniz, isterseniz adet ve ananelerden bahsediniz; burada yapılan sadece bir tesbittir.
       Türkiye'de ombudsmanlığı yürütmekle Türkleri sarışın, uzun boylu, açık renk gözlü yapmaya kalkışmak arasında hiç bir fark yoktur.
       * * *
       Zaten işin ciddiyetsizliğini anlamak için - Süleyman Demirel başombudsman yapılacak diye - o makamın sahibinden hukuk tahsili isteme şartından vazgeçip mühendislere kılıf gibi uyacak dört yıllık yüksek tahsil şartıyla yetinilmesi alaturkalığına bakmak yeterli değil midir?
       Ama burası Türkiye'dir ve burada daima "beterin beteri" vardır.
       Başombudsman diye - yaşasaydı - başka bir eski Cumhurbaşkanı, Celal Bayar düşünülebilirdi ve o zaman kanuna "özel tahsil" şartının konulmasıyla yetinilebilirdi.
     Çelebi, bizde böyle olur Ombudsmanlık dediğin!


Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr