Bambaşka bir bilimkurgu

Aralarında “Kurtuluş Günü”, “İşaretler”, “Dünyalar Savaşı”nın da olduğu uzaylı istilası filmleri, izleyiciye bilimkurgunun yanı sıra çok keskin siyasi mesajlar da sunar. Uzaylılar yabancı ve düşmandır. Onları dünyayı işgalden kurtaranlar ise ya Tanrı ya da asker, erkek ve tercihen Amerikalıdır. Sağ siyasetin ürünü bilimkurgulardan sıkılanlar için yeni bir seçenek var çünkü uzaylı istilası filmleri arasında “Dünyanın Durduğu Gün” (1951) gibi sol siyasetin ender temsilcilerine “Geliş / Arrival” da katılıyor.

Bambaşka bir bilimkurgu

Hollywood’a yeni adım atan Kanadalı parlak yönetmen Denis Villeneuve, “Geliş”te uzaylıları dünyaya indiriyor. Ancak onlarla iletişim kurma konusunda başrolü askeri birliklere değil, Amy Adams’ın adanmış bir performansla canlandırdığı dilbilim profesörü Dr. Louise Banks’e veriyor. Elbette askerler, siyasiler savaş söylemleriyle bu istilayla baş etmeye çalışıyor. Ancak Banks, hem bilgisine hem de içgüdülerine güvenerek uzaylıların dilini çözmeye çalışıyor ve bu dilin çözümü insanlığın ümidi oluyor.

Kabul etmek lazım, bir kadın dilbilimciyi, savaşın yerine iletişim ve dili koyan bir bilimkurgu sıklıkla karşımıza çıkmıyor. “Geliş”, dünyanın çatışmalarla dolu olduğu günümüzde çözümü kadınların bilgi ve iletişim becerilerinin yanı sıra diyalogda görmesiyle değerli. Bunun yanı sıra Villeneuve’ün kurduğu dünyanın gücü hayal gücü ve teknik ustalıktan besleniyor. Son yılların en özgün ve başarılı bilimkurgularından biriyle karşı karşıyayız.

Ütopyaya neler oluyor?

Bambaşka bir bilimkurgu

Oyunculuk kariyerine sahip Matt Ross’un yönettiği ikinci uzun metrajlı film “Kaptan Fantastik / Captain Fantastic”, altı çocuğunu ormanda kurduğu izole bir dünyada yetiştiren, onları sistemin dışında sol ütopya ve bilgiyle büyüten baba Ben üzerine. Bu komedi dram, bu ailenin sıradan düzene dönme durumunda kalmasıyla bu ütopyanın sınanması üzerinden ilerliyor. Ben’i çok etkileyici bir performansla Viggo Mortensen’in canlandırdığı film, dünyanın ütopya fikrinden çok uzaklaştığı bir dönemde bir ütopyanın gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini tartışıyor. Sonuçta “Kaptan Fantastik”, önemli bir konuyu rahat izlenen bir seyirlik haline getirebilen başarılı bir yapım.

Yerli filmler

Bambaşka bir bilimkurgu

Haftanın iki yerli filminden biri Çağan Irmak’ın imzasını taşıyan “Benim Adım Feridun”. Başrollerini Halil Sezai Paracıkoğlu ve Büşra Pekin’in paylaştığı film, sevgilisinden ayrılmanın acısını yaşayan Ersan adlı karakteri merkeze alıyor. Ersan, davetsiz misafir olarak gittiği bir düğünde damat tarafı tarafından küs oldukları kardeşlerinin oğlu Feridun olarak karşılanıyor. Bu komedi, düğün kısmının başlamasıyla kan kaybediyor, karakterlerini karikatür olarak çiziyor ve sıradan bir ticari film olmanın ötesine geçemiyor.

Bambaşka bir bilimkurgu

Diğer yerli filmse Levent Özdemir’in yönettiği ve rol aldığı “Rus’un Oyunu”. Oyuncu kadrosunda ayrıca Fırat Tanış’ın da bulunduğu film, yapım, senaryo ve yapım şartları açısından sinema filmi şeklinde değerlendirilemeyecek kadar amatör bir düzeyde seyrediyor.

Gerçeklikten fantastiğe sığınan film

PatrIck Ness’in çok beğenilen romanının sinema uyarlaması “Canavarın Çağrısı / A Monster Calls”, 2007 yapımı “Yetimhane”nin yönetmeni Juan Antonio Bayona’nın imzasını taşıyor. Film, Lewis MacDougall’ın canlandırdığı Conor’ın kanserli annesinin (Felicity Jones) hastalığının ilerlemiş dönemlerinde geçiyor. Annesinin hastalığına kahrolan, bir yandan da okulda itilip kakılan Conor, bahçedeki ağacın dönüştüğü canavarla iletişim kuruyor ve bu zor dönemle fantastiğin yardımıyla baş etmeye gayret ediyor.

Bu fantastik filmin izleyiciye yoğun duygular geçirmek gibi bir amacı var. Ancak filmin gerçeklik ve fantastik arasında kurduğu ilişki Guillermo del Toro’nun başarılı yapımı “Pan’ın Labirenti” gibi pürüzsüz değil. Film, duygusal etkiye ulaşmak için kural kitabındaki klişelere yaslanırken, Bayona’nın kurduğu fantastik evrenin görkeminden de söz etmek mümkün değil.

HAFTANIN YENİSİ?

“HItchcock / Truffaut”

Alfred Hitchcock ve Yeni Dalga’nın ünlü ismi François Truffaut arasındaki sinema söyleşisi, sinema severlerinin başucu kitaplarından. Kent Jones’un imzasını taşıyan belgesel “Hitchcock / Truffaut”, sinemanın şimdiki ustalarının bu kitapla ilgili fikirlerini alırken ve bunları paylaşırken izleyiciye sinema sanatının derinliklerinde
bir yolculuk vadediyor. Belgesel, sinemayla ilgili çekilmiş son dönemin en önemli çalışmalarından biri.