Bilgi mi karakter mi?

Çağımızın en önemli bilgilerinden birini kamuoyuyla paylaşan Edward Snowden’ı merkezine alan “Snowden”, karaktere odaklanırken paylaştığı istihbaratın öneminden rol çalıyor

Dünyaya ABD’nin gözetleme programlarının akıl almaz çapını anlatan Edward Snowden, çağımızın en önemli kişiliklerinden. Çalıştığı CIA ve Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) gibi kurumlarda öğrendiklerini basın yoluyla paylaşan Snowden, politik filmlerin en popüler sinemacılarından Oliver Stone’un yeni filmi “Snowden”la kurmaca bir filme de konu oldu.

Bilgi mi karakter mi

Film, Snowden’ın bir otel odasında gazetecilerle bu bilgiyi paylaşmasından geçmişine uzanarak, hem özel hayatını hem de iş hayatını işleyerek onu bu noktaya getiren gelişmelere odaklanıyor. Ayrıca Snowden’ın ABD devletine hizmet için yanıp tutuşan bir vatanseverken devletin ulusal sır olarak nitelendirdiği bilgileri, gözünü kırpmadan ve ağır bedeller ödeyeceğini bilerek paylaşmasına giden yolu gösteriyor.

Stone, “JFK” ve “Müfreze” gibi çalışmalarıyla Amerikan tarihinin dönüm noktalarını filme aktarma konusunda tutarlı bir isim. Sinemasının gücü konusunda tutarlı olduğu ise özellikle son yıllarda söylenemez. “Snowden” da bundan bağımsız değil. Stone 1990’larda çok iyi işleyen ama günümüzde düz ve didaktik kaçan bir üslubu “Snowden”da da kullanıyor. Film, Snowden’ı bu noktaya getiren ilgili ve ilgisiz gelişmeler arasında ayrım yapamıyor, özel hayata odaklandığı bölümler konunun can alıcı etkisini yumuşatıyor. Karakter, bilginin öneminin önüne geçiyor.

Filmin en iyi işleyen yönlerinden biri Joseph Gordon-Levitt’in dikkatli ve ağırbaşlı performansı. Snowden’ın çağımız için öneminin bu filmle ıskalanması büyük bir kayıp değil. Ne de olsa Laura Poitras’ın Oscar ödüllü belgeseli “Citizenfour”, bu önemi anlatma görevini hakkıyla yerine getirmişti.

Gus Van Sant’ın düşüş filmi

Bilgi mi karakter mi

“Fil”den “Benim Güzel Idaho’m”a uzanan filmografisiyle Amerikan bağımsız sinemasının en saygın yönetmenlerinden Gus Van Sant’ın yeni filmi “Sonsuzluk Ormanı / The Sea of Trees”, kariyerinin en büyük hayal kırıklığı. Başrollerini Matthew McConaughey, Ken Watanabe ve Naomi Watts’ın paylaştığı film, hayatını sonlandırmak için Japonya’da bir ormana giden ve burada Japon bir adamla karşılaşan Amerikalı Arthur’un pişmanlıkları, vicdan azabı ve ruhsal yolculuğunu konu alıyor. “Sonsuzluk Ormanı” Van Sant’ın meditatif bir film denemesi. Ancak bu ustalıkta bir yönetmene yakışmayan senaryosu, oyunculukları ve geçmiş ile orman arasında gidip gelen kurgusuyla izleyicisini öyküsüne bir an bile dahil edemiyor. Film, 2015 Cannes Film Festivali’nde yarışmıştı.

Haftanın diğerleri

Bilgi mi karakter mi

lGüney Kore sinemasının en yaratıcı ve önde gelen yönetmenlerinden Kim Ki-Duk, yeni filmi “Ağ / The Net”te Kuzey Koreli bir balıkçının hikayesine odaklanıyor. Balıkçı teknesinin motoru bozulunca kendisini Güney Kore’de bulur ve hem buradaki hem Kuzey’deki yetkililer tarafından sorguya çekilir. Film, insan dramlarını sinemasının merkezine yerleştiren yönetmenin son dönemde çektiği en politik film olarak özel bir yerde duruyor.

Sean Ellis’in yönettiği “Anthropoid”, ismini II. Dünya Savaşı sırasında yapılan bir operasyondan alıyor. Çekoslovakya’da geçen hikayede sürgündeki birkaç asker SS kumandanlarından Reinhard Heydrich’e bir suikast girişiminde bulunuyor. Başrollerini Jamie Dornan ve Cillian Murphy’nin paylaştığı film, olumlu eleştiriler aldı.
l 2011 yapımı komedi “Çalgı Çengi”nin devam filmi “Çalgı Çengi İkimiz”i ilk filmde olduğu gibi Selçuk Aydemir yönetiyor, başrollerini Murat Cemcir ve Ahmet Kural paylaşıyor. Film, iki düğün şarkıcısının mafyadan kurtulmaya çalışmasını konu alıyor.