Korku türüne politik metin

Korku türüne siyasi bir altyapıyı başarıyla yediren “Kapan”, tür sinemasının imkanlarının genişliğini hatırlatan dört başı mamur bir film

Tür sinemasının başarılı sürprizi “Kapan / Get Out”, Amerikan sinemasının sıklıkla örneklerini çıkardığı mizahı ihmal etmeyen korku türünün dört başı mamur bir temsilcisi. Sinema dilinin başarısının yanı sıra ona özgünlüğü veren yön, güncel ve tarihi siyasi eğilimleri büyük bir açıklıkla, çıkış noktası olarak kullanması.

Genç siyahi fotoğrafçı Chris, beş aydır mutlu bir beraberlik yaşadığı beyaz sevgilisi Rose’un ailesiyle bir hafta sonu tatili sırasında tanışır. Ancak zengin ailenin malikanesine adım attığı andan itibaren bazı tuhaflıklar olduğunu sezmeye başlar. Rose’un babası, kardeşi ve hipnoz uzmanı psikiyatr annesinin görünürde mükemmel tavırlarında bir tehdit havası vardır.

Hikaye örgüsünü ABD’nin tarihinden beslenen ve güncelliğini koruyan ırkçılık tartışmaları üzerine kuran film, tür sineması takipçilerini memnun edecek bir izleği de sinema diliyle rahatlıkla sunuyor. Film oyunculukları, tekinsiz atmosferi, yerli yerindeki esprileri ve yönetmenliğiyle tür sinemasının en parlak örneklerinin standartlarını rahatlıkla tuttururken, politik metni onu bir adım öteye, yılın en iyilerinden biri olmaya taşıyor.

Korku türüne politik metin

“Kapan / Get Out”

Yön.: Jordan Peele
Oyn.: Daniel Kaluuya (Chris Washington), Allison Williams (Rose Armitage), Catherine Keener (Missy Armitage), Bradley Whitford (Dean Armitage), Caleb Landry Jones (Jeremy Armitage) Sen.: Jordan Peele Gör.: Toby Oliver Müz.: Michael Abels

Scorsese’den misyonerlik tarihi

Martin Scorsese’nin rüya projesi “Silence”, 17. yüzyıl Japonya’sında geçiyor. Film, Hıristiyan inancını yaymaya çalışan önemli bir pederin (Liam Neeson) kaybolması üzerine buraya giden iki genç rahibin (Andrew Garfield ve Adam Driver) çilelerle dolu hikayesi. Japonya’nın Hıristiyanlığın yayılmasına karşı aldığı sert tutuma rağmen inançlarını yaşatmaya ve yaymaya çalışan rahipler, inançlarını aşıladıkları köylülerin ve kendilerinin hayati tehlikesine karşın mücadele ediyorlar.

Korku türüne politik metin

Film, Scorsese’nin yönetmenlikteki ustalığını birçok planda hissettiren ancak sorgulamadığı dini yayma eksenindeki konusu itibarıyla birçok izleyiciye mesafe aldırabilecek bir yapım.

90’larda deha olmakKorku türüne politik metin

Geçtiğimiz hafta sonlanan 36. İstanbul Film Festivali’nin belgesel yarışmasından Mansiyon Ödülü’yle dönen “Blue”, 1990’lar rock sahnesinin iki efsane ismine, Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’ya odaklanıyor. Sertan Ünver’in yönettiği film, hayatları erken sonlanan bu iki ismin grubu Blue Blues Band’i, aileleri, grup arkadaşları ve onlardan etkilenen müzisyenlerin anlatımıyla gösteriyor. Ayrıca arşiv görüntülerine de yer veriyor. 1990’lar müzik sahnesine odaklanırken Türkiye’de sanatsal bir alanda yetenekli olmanın kırılganlığını da hatırlatan “Blue”, Türkiye sinemasında pek tercih edilmeyen müzik belgesellerinin ender bir örneği.

Altın Ayı’nın sahibi

Bu yılki Berlin Film Festivali’nden büyük ödül Altın Ayı ile dönen Macaristan filmi “Beden ve Ruh / Teströl es lelekröl” 1999’dan beri uzun metrajlı bir sinema filmine imza atmayan Ildiko Enyedi’nin imzasını taşıyor. Enyedi için sinemaya güçlü bir dönüş anlamına gelen film, sinemanın şu dönemde sıklıkla işlediği insan, doğa ve maneviyat ilişkisine odaklanıyor.

Korku türüne politik metin

Bir mezbahada çalışan müdür Endre (Geza Morcsanyi) ve denetçi Maria (Alexandra Borbely), hayata karşı tutuk ve çevrelerine mesafeli insanlardır. Ancak kendilerini geyik olarak gördükleri aynı rüyayı paylaştıklarını fark etmeleri, mezbahanın şiddet dolu ortamında aralarında saf bir iletişimin başlamasına neden olur. Bu iletişim zamanla bir çekime dönüşecektir. Film, mezbahadaki iş ilişkilerine odaklandığı yerlerde konuyu dağıtsa da, dünya sinemasının modern hayatın çıkmazlarına kafa yoran bir örneği olarak ve özenli sinematografisiyle ilgiyi sonuna kadar hak ediyor.

Yaşlıların banka soygunu

“Scrubs” dizisindeki başrolünün ardından “Garden State” adlı filmle yönetmenliğe yönelen Zach Braff’in imzasını taşıyan “Son Macera / Going in Style”, 1979 tarihli filmin yeniden çevrimi. Başrollerde Michael Caine, Morgan Freeman ve Alan Arkin’i bir araya getiren film, emekliliklerinin iptal edilmesi üzerine hayat güvencelerini kaybeden üç yaşlı adama odaklanıyor.

Korku türüne politik metin

Bu üç arkadaş emeklilikte kaybettiklerini banka soygunuyla geri almaya karar veriyorlar. “Son Macera” klişelerden beslenmesine rağmen ekonomiye odaklanan bir yapı sunması ve usta aktörlerin canlandırdığı sempatik karakterleriyle memnuniyetle takip ediliyor.

Bir şarkının peşinde

Türkiye sinemasının belgesel ve kurmaca alanında önemli filmlere imza atan ismi Kazım Öz, kurmaca filmi “Zer”le 36. İstanbul Film Festivali’nin ulusal ve uluslararası yarışmalarında yer aldı.

Korku türüne politik metin

Öz’ün ses getiren “Fırtına”dan sonra çektiği ilk kurmaca film “Zer”, babaannesinden duyduğu bir şarkının peşinde New York’tan Dersim’e bir yolculuğa çıkan müzisyen Jan’ın hikayesini anlatıyor. Jan’ı Nik Xhelilaj’ın canlandırdığı film, bir kültürel kimlik ve köklere dönme hikayesi.

Haftanın diğerleri

- Amerikan sinemasının dikkat çeken yönetmenlerinden James Gray’in yönettiği “Kayıp Şehir Z / The Lost City of Z”, yönetmenin önceki filmi “The Immigrant”da olduğu gibi tarih yolculuğu vâdediyor ve 1920’lerde geçiyor. Film, bu dönemde Amazonları keşfetmeye çalışan İngiliz kaşif Percy Fawcett’ı (Charlie Hunnam) takip ediyor. “Kayıp Şehir Z”, klasik sinema dönemi macera filmlerini akla getiren tercihlere sahip.

Korku türüne politik metin

- Enes Hakan Tokyay’ın imzasını taşıyan “Miraç”, başrollerini Ufuk Bayraktar ile Meltem Miraloğlu’nun paylaştıkları, iki çocuğun hikayesine odaklanan bir dram. “Kolonya Cumhuriyeti” ise “Dedemin Fişi”nin senaristi Murat Kepez’in yönettiği, başrollerini Çağlar Çorumlu ve Büşra Pekin’in paylaştıkları komedi türünde bir yapım.

- Bu hafta gösterime giren animasyonlar ikinci kez vizyonda gördüğümüz “Moana” ve Rusya yapımı, çocuklara hitap eden “Maşa ile Koca Ayı / Masha i Medved”.

- Stewart Hendler’ın yönettiği süper kahraman aksiyonu “Max Steel”, bir ergen ve bir uzaylının güçlerini birleştirip
dünyayı koruması üzerine. Başrollerde Ben Winchell ve Josh Brener var.