Langdon serisi bir türlü toparlanamıyor

Dan Brown’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Cehennem”, sinemasal olarak güçlü olmayan öncülleri “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar”dan daha üst bir seviyeye çıkamıyor

Dan Brown’ın milyonlar satan gerilim romanları sinemanın da popülerliğinden faydalandığı kitaplardan. Malum, “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar” sinemaya Tom Hanks’in başrolü üstlendiği ve ana akımın kalburüstü yönetmenlerinden Ron Howard’ın yönettiği filmlerle uyarlandı. Bu serinin üçüncü halkası “Cehennem / Inferno” aynı kadro tarafından izleyici karşısına çıkarılıyor. Serinin sinema uyarlamalarının genel eğilimi “Cehennem”de de bozulmuyor: Gişede bekleneni vereceği kesin film, heyecan uyandırmaktan uzak.

Sanat tarihi ve semboller uzmanı Prof. Robert Langdon, Floransa’da bir hastanede yaralı olarak uyanır. Başına ne geldiğini hatırlayamamaktadır ve cehennem tasvirine benzeyen sanrılar görmektedir. Bir saldırıya uğrayınca doktoru Sienna Brooks’la hastaneden kaçarlar. Langdon insanlığın başına gelecek bir felaketi bir kez daha işaretleri takip ederek Dante ve sanat tarihi bilgisiyle çözmek zorundadır. Komplo, Langdon’ın yolunu İstanbul’a da düşürecektir.

Film, romanların sürükleyiciliğini hantal başlangıcıyla bir türlü yakalayamıyor. Başrolde Hanks gibi izleyicinin kayıtsız kalamayacağı bir aktör olmasına rağmen film üzerindeki ataleti atamıyor. Ortalarında beklenen tempoyu yakalasa da, seri ana akımın sinemanın zorlanmadan uyguladığı akıcılığı yakalayamıyor. Artık Dan Brown’ın şüpheyle yaklaşılan çok satan romanlarının daha da şüpheyle yaklaşılması gereken bir uyarlama serisine sahip olduğunu söylemenin zamanı geldi.

İnsanlığa karanlık bakış

“Köprüdekiler” ve “Hayatboyu” filmleriyle yeni Türkiye sinemasının en önemli temsilcilerinden birine dönüşen Aslı Özge, dünya prömiyerini bu yılki Berlin Film Festivali’nde yapan yeni filmi “Ansızın / Auf Einmal”la kariyerini emin adımlarla sürdürüyor.

Film, evine gelen genç bir kadın rahatsızlanınca ani bir karar veren Karsten’ın (Sebastian Hülk) hayatını bu kararın altüst etmesi üzerine. Almanya’da geçen film, karakterin geçirdiği değişimlere odaklanıyor. Film, çözülmesi zor bir karakter sunma başarısı bir yana toplumla şekillenen insan davranışlarına dair karanlık bir bakışa sahip.

Haftanın diğerleri

Cem Tabak’ın yönettiği “Seni Seven Ölsün”, Karadeniz’de bir beldede hayatını kaybeden bir çift üzerine trajikomik bir hikaye anlatıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Hüseyin Avni Danyal, Alper Saldıran ve Fulya Zenginer bulunuyor.

Haftanın yerli korkusu Ahmet Can Kasap’ın yönettiği “Berzah: Cin Alemi”. Ufuk Kaplan, Kemal Burak Alper ve Nilüfer Aydan’ın rol aldığı film, Üsküdar’da metruk bir evde bulunan kayıtlar üzerinden ilerliyor.

Semra Dündar’ın hem senaryosuna hem de yönetmenliğine imza attığı romantik komedi “Oğlan Bizim Kız Bizim” ve Ali Ayyıldız’ın yönettiği iki arkadaşa odaklanan komedi “Yolsuzlar Çetesi”, bu haftanın diğer yerli filmleri.

Hep aynı yumruklar

Sinemanın vazgeçemediği spor boksun gerçek bir kişiliği daha “Demir Yumruk / Hands of Stone”la beyazperdedeki yerini alıyor: Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli boksörleri arasında gösterilen ve güçlü yumruklarıyla tanınan Panamalı dünya şampiyonu Roberto Duran.

Jonathan Jakubowicz’in yönettiği film, 1968’de başladığı kariyerinde Amerikan boksunun efsane antrenörü Ray Arcel tarafından yetiştirilen Duran’in kariyerini takip ediyor. ABD baskısı altındaki Panama’nın fakir sokaklarından boksun en gözde ringlerine uzanan Duran’in hikayesi, bilindik kalıpların dışında değil. Yükseliş, düşüş, azim ve yeniden doğuş. Filmin en ilginç yanı Duran’in ABD’ye duyduğu öfkeye ve ülkesinin politik atmosferinden etkilenmesine ayırdığı zaman. Ayrıca Duran’i canlandıran Edgar Ramirez ve Arcel rolündeki Robert De Niro’nun performansları ve aralarındaki uyum da kalıplardan ayrılmayan bu spor filmini izleme deneyimini zenginleştiriyor.