Muhasebeciden Hollywood muhasebesine

Otistik bir muhasebeciyi aksiyon kahramanına dönüştürme fikri, Hollywood’un tepe isimlerini bir araya getirmiş. Sonuç çok tuhaf...

Ben Affleck gibi A listesinde bir isim, J. K. Simmons gibi yeni Oscar kazanmış bir aktör, David O’Connor gibi ümit vâdeden bir yönetmen, askeri eğitim almış bir muhasebeciyi aksiyon kahramanına dönüştürüp bunların arka planına otizmi yerleştiren “Hesaplaşma / The Accountant”ın kadrosundaysa Hollywood’da senaryo krizi yüzünü bir kez daha gösteriyor demektir. Sonuç kağıt üzerinde gözüktüğünden farklı değil, belki daha da vahim.

Muhasebeciden Hollywood muhasebesine

Sürekli takma adlar kullanan “muhasebeci”nin babası çocukluğunda otizm tedavisi görmesine izin vermez. Kendi yöntemleriyle onu hayata hazırlamak için bir dövüş uzmanı haline getirir. Yetişkinliğinde muhasebeci, matematik yetenekleriyle bir şirketteki yolsuzluğu bulur. Bu durum işlerine gelmeyen kötü adamlar peşine düştüğünde askeri eğitimi devreye girecektir. Bu arada şirkette tanıştığı Dana Cummings’i de korumaya çalışacaktır.

Filmin bu “sıra dışı” kahramanı nispeten ağırbaşlı şekilde tanıttığı ilk bölümün ardından geçmişe dönüşlerle birlikte muhasebeciden bir aksiyon kahramanının doğduğu bölümler geldiğinde işler daha da zıvanadan çıkıyor. Filmin otizm üzerinden elde ettiği aksiyon ve karakter malzemesi, tek kelimeyle etik dışı. Eğitim anlarından hapishane günlerine “romantizm de eksik olmasından” muhasebecinin peşindeki ajanlara uzanan mevzularla film dallanıp budaklanıyor. Üstelik bunların kendisini hayli ciddiye alan bir havada gerçekleşmesi tuz biber oluyor. Bittiğinde geride kalan ilginç soru şu: Nasıl bir senaryo yoksunluğu bu filmin iyi bir fikir olduğuna Hollywood dünyasını ikna etmiş olabilir?

Almodovar, hayranlarını üzmüyor

Muhasebeciden Hollywood muhasebesine

İspanyol sinemasının yıldız yönetmeni Pedro Almodovar, bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan yeni filmi “Julieta”da 20. yapıtına imza atıyor. Filme adını veren karakter Julieta, sevgilisiyle Portekiz’e taşınma hazırlığı içindedir. Yolda gördüğü genç bir kadın, onu bu kararından vazgeçirir. Julieta’nın gençliğine, dolayısıyla bu karar değişiminin nedenlerine doğru bir yolculuğa çıkarız.

Başrollerini Emma Suarez ve Adriana Ugarte’nin paylaştığı filmde Almodovar, bir kez daha kadın karakterleri merkeze yerleştirerek aşk, tutku ve yası mercek altına alıyor. Bunların hiçbiri Almodovar’ın daha önce uğramadığı duraklar değil. Anlatım yapısı açısından iddiasının altını doldurabilen Almodovar’ın “Julieta”sı serinkanlı bir dram.
Yönetmenin birçok hayranı “Julieta”da ne alıştıkları temaların ne de yönetmenin alışıldık canlı sinematografisinin ne de dramlarının yaratabildiği duygusal vuruculuğun eksikliğini çekecekler. Bunların hasreti çekilmeyecek ama Almodovar’ın ilk dönemlerinin dâhiyane yapımlarının ruhunun eksikliği bir süredir olduğu gibi “Julieta”a da hissediliyor.

Hakkari’de bir aile

Muhasebeciden Hollywood muhasebesine

Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazıp yönettiği ve başrollerinden birini üstlendiği “Ekşi Elmalar”, Hakkari’de ve 1970’lerden günümüze uzanan bir sürede geçiyor. Elma bahçelerine sahip bir belediye reisi (Yılmaz Erdoğan) ve üç kızının (Songül Öden, Farah Zeynep Abdullah, Şükran Ovalı) hikayesinde, ön planda sert babanın kızlarının hayatlarına müdahalesi ve arka plandaysa Türkiye’nin yakın dönem tarihinin dönüm noktaları var.

Dram ve mizahın bir arada yer aldığı film, Yılmaz Erdoğan filmografisinin “Neşeli Hayat” gibi zirvelerinden değil ama ton olarak ona en yakın filmi. Filmin “Neşeli Hayat”ın etkileyiciliğine ulaşmamasının sebebi sinematografik açıdan etkileyici anların bir bütünlükten uzak olmalarına bağlanabilir. Ancak bu durum filmin sanat yönetiminden oyunculuklara yapım değerleri olarak Türkiye popüler sinemasının yüz akı işlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Haftanın diğerleri

Muhasebeciden Hollywood muhasebesine

İran sinemasının önemli isimlerinden Majid Majidi, “Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi / Muhammad: The Messenger of God”da, Hz. Muhammed’in çocukluğuna odaklanırken o dönemin Arap dünyasını da gösteriyor.

Korku türündeki filmleriyle tanınan Alexandre Aja, “Dokuzuncu Hayat / The 9th Life of Louis Drax”da bu kez gerilim türünde bir filme imza atıyor. Film, ölümden dönmüş bir çocukla terapi yapmaya başlayan bir psikoloğun gerçek ve rüyanın sınırlarını karıştırmaya başlamasıyla ilgili. Başrollerinde Jamie Dornan, Aiden Longworth ve Sarah Gadon bulunuyor.

ABD yapımı animasyon “Kubo ve Sihirli Telleri / Kubo and the Two Strings”, sihirli güçleri olan Kubo’yu merkeze alıyor. Orijinal seslendirme kadrosunda Charlize Theron ve Matthew McConaughey’nin de yer aldığı film, eleştirmenler tarafından beğenildi. n