Özel bir anne-kız öyküsü

Oyuncu Greta Gerwig, ilk filmi “Uğur Böceği / Lady Bird”le kendisini bir yönetmen olarak kanıtlıyor ve hem duygusal hem eğlenceli bir büyüme öyküsü ortaya çıkarıyor.

Bağımsız sinemanın en özel oyuncularından Greta Gerwig, ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu “Uğur Böceği / Lady Bird”le bu alanda da rüştünü ispatlıyor. Filmin kendisine ‘Uğur Böceği’ olarak hitap edilmesini isteyen ana karakteri Christine, Sacramento’da bir lise son öğrencisi. Tutumlu ve güçlü karakterli annesiyle sürekli çatışan ve başına buyruk bir tip olan Christine üniversiteye New York’ta gitme hayalleri kurar. Onun bir yılını takip eden film, bu süreçte Christine’nin erkeklerle ilişkilerine, arkadaşlıklara ve maddi sıkıntılarla boğuşan ailesine odaklanır.

Özel bir anne-kız öyküsü

Gerwig, kendisinden emin ve kuvvetli bir genç kızın büyüme öyküsünü, mizaha ağırlık veren, hafif ancak sığ olmayan bir bakışla anlatıyor. Yönetmenlik olarak zarif gözlemlerini yansıtırken, milenyum başlarının atmosferini yakalıyor. Karakterine karşı şefkatini sunarken, ailenin özellikle de anne kız ilişkisinin karmaşasını da yakalıyor. Karşımızda hem yeni ve başarılı bir yönetmenin kariyerini müjdeleyen hem de son dönem Amerikan bağımsız sinemasının en hoş büyüme öykülerinden birini sunan bir yapım var.

Özel bir anne-kız öyküsü

Bol ödül, bol adaylık

“Uğur Böceği”, ödül sezonuna damga vuran yapımlardan biri oldu. Yarın akşam sahiplerini bulacak Akademi Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu (Saoirse Ronan), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Laurie Metcalf), En İyi Yönetmen (Gerwig) ve En İyi Orijinal Senaryo (Gerwig) dallarında aday. Ayrıca Altın Küre’de komedi dalında En İyi Film Ödülü’nün sahibi olmakla kalmadı, Ronan’a da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getirdi. BAFTA’da kazanamasa da üç dalda adaylık alarak dikkat çekti.

Özel bir anne-kız öyküsü

Saoirse Ronan’ı nereden tanıyoruz?

Filmin en az kendi kadar övgü alan 23 yaşındaki başrol oyuncusu Saoirse Ronan, genç yaşına rağmen sinema izleyicisinin 2007’den beri tanıdığı bir isim. Dikkatli izleyiciler onu 2007 yapımı Joe Wright’ın Ian McEvan uyarlaması “Kefaret / Atonement”la keşfettiler. Aldığı En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalındaki Oscar adaylığı bu keşfi kolaylaştırdı. İki yıl sonra Peter Jackson’ın yönettiği “Cennetimden Bakarken / Lovely Bones”da başroldeydi ve film övgü almasa da aynı durum Ronan için geçerli değildi. 2011 yapımı ve yine Joe Wright’la çalıştığı “Hanna”da bir kez daha başrolün altından kalkabileceğini gösterdi. Wes Anderson’ın sevilen filmi “Büyük Budapeşte Oteli / The Grand Budapest Hotel”de ise Bill Murray, Willem Dafoe ve Ralph Fiennes’ın da aralarında olduğu yıldız bir kadroda da kendisini belli edebileceğini kanıtladı. “Uğur Böceği”nin ardından Ronan’ın neslinin en parlak isimlerinden olduğundan şüphesi kalan kalmadı dense yeridir.

Özel bir anne-kız öyküsü

Haftanın diğerleri

- Aralarında En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dallarının da olduğu dört dalda Oscar adayı

“Savaştan Sonra / Mudbound”,

Dee Rees’in imzasını taşıyor ve ABD’de geçen ırkçılık üzerine bir hikayeyi konu alıyor.

- Haftanın yerli filmlerinden biri Selçuk Aydemir’in yönettiği, başrollerinde Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in rol aldığı komedi “Ailecek Şaşkınız”. Bir diğeri ise Taylan Mintaş’ın geçen yıl İstanbul Film Festivali’nde yarışan belgeseli “Sessizliğin Kardeşleri”. Biray Dalkıran’ın ABD’de çektiği korku filmi “Melez” de vizyon seçenekleri arasında.

- “Puloi: Asla Yalnız Uçmayacaksın”, çocuklara hitap eden bir animasyon.

- Casus gerilimi “Kızıl Serçe / Red Sparrow”, Francis Lawrence’ın yönettiği başrolünde ise Jennifer Lawrence’ın yer aldığı bir yapım. Film, bir CIA ajanıyla iletişim kurmaya çalışan bir Rus casusunu konu alıyor.