Şeytanın avukatı

Güneşin Karanlığında” mahkeme filmleri ile polisiyeyi birleştiriyor

Michael Connelly’nin aynı adlı romanından John Romano tarafından uyarlanan ve Brad Furman’ın yönettiği “Güneşin Karanlığında / The Lincoln Lawyer”, mahkeme filmleriyle polisiyeyi birleştiren bir yapıya sahip. Filmin ana karakteri Mickey Haller, Lincoln marka arabasını ofis olarak kullanan ve sokak raconuna hakim, küçük dolandırıcılıklar yapmaktan gocunmayan bir avukat. Bir gün başına talih kuşu konduğunu düşünüyor çünkü zengin bir ailenin Louis Roulet adlı oğlunu savunması gerekiyor. Israrla masum olduğunu söyleyen Roulet bir fahişeyi dövmekle suçlanıyor.
Birçok polisiye filminde olduğu gibi dava ilerledikçe Haller, adalet, suç ve düzen üzerine düşüncelerini gözden geçirmeye ve kendi geçmişini sorgulamaya başlıyor.
İlginç bir ana karaktere sahip olan “Güneşin Karanlığında” sosyal konularla ilgili bölümlerini, polisiye heyecanla bölmeyi seçiyor. Ama hızlı kurgusu ve akıcı olay örgüsü ile kalburüstü bir polisiye olmayı başarıyor.

“Güneşin Karanlığında / The Lincoln Lawyer”

Yön.: Brad Furman
Oyn.: Matthew McConaughey (Mick Haller), Marisa Tomei (Maggie McPherson), Ryan Phillippe (Louis Roulet)
Sen.: John Romano
Gör.: Lukas Ettlin
Müz.: Cliff Martinez

Üçlemeye zayıf final

Ejderha Dövmeli Kız”la başlayan Millenium üçlemesinin son filmi “Arı Kovanına Çomak Sokan Kız / Luftslottet som sprängdes” diğer iki film gibi Stieg Larsson’ın romanından uyarlama. Yönetmen koltuğunda ikinci film “Ateşle Oynayan Kız”ı da yöneten Daniel Alfredson bulunuyor.
Ana karakterimiz Lisbeth Salander (Noomi Rapace), ağır yaralı olarak hastanede. Kendisine geldiğinde, yargılanacak olan Salander’ın masumiyetini kanıtlamak gazeteci arkadaşı Blomkvist’e (Michael Nyqvist) düşüyor. Efsanevi bir üçleme olabilecek iken ilk filmden itibaren kan kaybeden seri, zayıf bir filmle sonlanıyor.

Orta sınıf ailede ensest

İlksen Başarır’ın yönettiği, Mert Fırat’ın başrolündeki performansıyla övgü topladığı “Başka Dilde Aşk”ın senaryosunu da Fırat ve Başarır birlikte yazmıştı. Aynı iş bölümüyle karşımıza çıktıkları “Atlıkarınca” orta sınıf bir aile üzerinden ensesti işliyor.
Başrollerinde Mert Fırat’ın yanı sıra Nergis Öztürk ile Zeynep Oral’ı izlediğimiz film, ensest gibi zor bir konu ele alınırken düşülebilecek tuzaklara kesinlikle düşmüyor. Enseste eğitimsizlik gibi basit bir neden bulmayan ve korkunç bir baba portresi çizmek gibi kolaycı yaklaşımlardan kaçınan film, oyunculuklarıyla da dikkat çekiyor.

Deli Dumrul ikinci kez

İki yıl önce karşımıza çıkan “Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde”nin devamı niteliğindeki “Hop Dedik: Deli Dumrul”u ilk filmde olduğu gibi Oğuz Yalçın yönetiyor. Başrollerinde Emir Benderlioğlu, Orhan Bıyıklı, Ceren Şekerci ile Mesut Çakarlı’nın oynadığı filmin senaryosu emniyet amiri Bayram Özbek tarafından yazılmış. Film, suçsuz yere hapis yatmış Durul’un hapisten çıktığında Deli Dumrul’la tanışmasını konu alıyor.

Alacakaranlık”ın parodisi gibi

“Kız ve Kurt”, Kırmızı Başlıklı Kız masalından yola çıkarak bir gençlik korku filmi olmaya çalışıyor

Catherine Hardwicke yönetmenlik kariyerine 2003’te başarılı büyüme öyküsü “Thirteen” ile başladı. “Alacakaranlık / Twilight” filmlerinin ilkini çeken Hardwicke, bir yeni yetme fenomenine dönüşen serinin ticari başarısındaki önemli aktörlerden biri. Şimdi ise Kırmızı Başlıklı Kız masalından yola çıkan bir filmle karşımızda.
Ormanın içinde bir köyde yaşayan Valerie, oduncu Peter’a âşıktır. Ama ailesi onu zengin bir ailenin oğlu olan Henry ile evlendirmek ister. Valerie, Peter’la kaçmaya karar verir. Tam bu sırada kız kardeşi köye yıllardır korku salan bir kurt adam tarafından parçalanır. Bunun üzerine kurt adam avında uzman olan Solomon apar topar köye davet edilir. Solomon köylülere kurt adamın aralarından biri olduğunu açıklar.

İki adam arasında kalan bir genç kız

Modernize edilmiş bir masal görme beklentisinde olanlar, yeni bir “Alacakaranlık” olma ümidinde bir filmle karşılaşacaklar. İki adam arasında kalan bir genç kız, kurt adam, hafif bir korku atmosferi, stilize çekimler, poz veren oyuncular ve cıvık bir romantizm derken Hardwicke, “Alacakaranlık”ta başarılı olan formülü aynen denemişe benziyor. Ama ortaya hiçbir bölümün doğru düzgün işlemediği bir bulamaç çıkıyor. İşler öyle bir noktaya varıyor ki, “Kız ve Kurt”un “Alacakaranlık”ın biraz abartılarak parodi haline getirilmiş bir hali olduğu iddia edilse inanmak işten bile değil. n

12 Eylül’de Mardin

Shiar Abdi’nin yönettiği “Meş / Yürüyüş”, 12 Eylül darbesi döneminde Mardin’de geçiyor. Xelilo adlı çocuğun arkadaşlarının aileleri ortadan kaybolmaya veya göç etmeye başlıyor. Filmde Selamo, Abdullah Ado, Aydın Orak ve Brader Musiki rol alıyor.