UNESCO’nun yeni gözdesi

Bozlak ustaları ve halk ozanlarıyla kendini dünyaya tanıtan; Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali ve Hacı Taşan’la öne çıkan Abdal müziği ve Abdallık geleneğinin en önemli merkezi Kırşehir’dir.

UNESCO’nun yeni gözdesi

UNESCO denince aklımıza ne gelir? İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileriyle ortaya çıkan, 1946’da kurulmuş ve 1972’de Dünya Kültürel ve Doğa Mirası’nın korunmasına dair sözleşmeyi kabul etmiş olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü.

Kırşehir denince aklımıza ne gelir? İç Anadolu bölgesinde Kapadokya’nın kuzeyinde bulunan bir ilimiz. Mucur yeraltı şehri, Ahi Evran Camii ve Türbesi, Cacabey Medresesi gibi tarihi değerleri, kaplıcaları ve kaliteli otelleriyle Kapadokya civarına yolu düşen herkesin görmesi gereken yerlerden biridir. Mutasavvıflar, aşıklar, ozanlar, düşünürler şehri Kırşehir denince, Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli ve daha pek çoklarının yanı sıra Neşet Ertaş da gelir aklımıza. Yaşar Kemal’in deyimiyle “Bozkır’ın tezenesi”. Yani hem somut hem de somut olmayan kültür mirasını bir çırpıda hatırlayıveririz.

UNESCO da yalnızca somut kültür mirası üzerine yoğunlaşmış bir örgüt değildir ve somut olmayan mirası daha gözle görünür kılmak, önemi konusunda bilinçlenmeyi sağlamak ve kültürel çeşitliliği saygı içinde desteklemek için çalışır. Türkiye de haliyle bu konuda çok zengin bir ülke olup, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne en çok unsur kaydettiren ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye bu konuda müthiş bir giriş daha yaptı listeye. Kırşehir, UNESCO Yaratıcı Şehirler ağına Abdal müziğiyle kaydedildi ve UNESCO Yaratıcı Şehirler ağına müzik alanında ilk eklenen şehir oldu.

Müziği hayatın ayrılmaz bir parçası, hatta kendisi olarak benimseyen Abdalların, kendilerine özgü sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomik tutum ve davranışlarının tipik olarak gözlemleneceği en önemli merkez Kırşehir’dir.

“Davul efsanesi”

Bozlak ustaları ve halk ozanlarıyla kendini dünyaya tanıtan, Kırşehir; Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali ve Hacı Taşan’ın da aralarında olduğu isimlerle öne çıkan Abdal müziği ve Abdallık geleneği hakkında yazabilmek için bu köşeden çok daha büyük bir alan gerekli elbette. Anmadan geçmeyelim: 2011 yılında UNESCO Yaşayan İnsan Mirası Listesi’ne girmiş olan ve ne yazık ki 2012 yılında yitirdiğimiz büyük usta Neşet Ertaş’tan sonra bu listeye bir aday daha çıkardı Kırşehir. Kırşehir’de “davul efsanesi” olarak adlandırılan Adem Göçer, davul ustası dedesi ve babasının yanında yetişmiş ve ünü aslında ülke sınırlarını çoktan aşmış bir isim.

Vurmalı çalgılar tarihin en eski çağlarına kadar giden müzik aletleridir. Eski çağlarda dini törenlerde, geçit törenlerinde ve alaylarda kullanıldığını bildiğimiz pek çok müzik aleti günümüze ufak tefek değişikliklerle ulaşmış ve hâlâ da kullanılmaktadır. Davul da bunlardan biri. Çocukluğunda soba borusu, teneke ve plastik bidonlara vurarak davulculuk mesleğine adım atan Adem Göçer, Abdal kültürünü yaşatmak için bir araya gelen Kırşehir Ustalar Müzik ve Oyun Topluluğu ile yurt içinde ve dışında çeşitli konser ve festivallere katılan önemli bir sanatçı. Dedelerden gelen bu mirası çocuklarına ve torunlarına da öğretmeye gayret gösteren Adem Göçer Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün girişimleriyle ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başvurusuyla bugün bu listeye aday gösterildi. Eminim girecektir de.

Bu durumda Kırşehir’in üzerine önemli bir görev daha düşüyor. Kırşehir tüm bu hazineleriyle turizm konusunda da atak yapmak durumunda. İyi ve doğru bir tanıtım, doğru zamanlamayla yapılacak etkinlikler ve mutlaka profesyonel turizm çözümleriyle Kırşehir yıldızı parlayan şehirler arasına katılabilir ve bu bağlamda Türk turizmi ulusal ve uluslararası ölçekte yepyeni bir destinasyon kazanabilir. Umarım bu şansı iyi ve doğru değerlendirirler.