BÜYÜKLERE MASALLAR

“Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” dedi Profesör Doktor Ahmet Davutoğlu.

Türkçede “insan yüzüne çıkamaz” diye bir deyim yok, insan içine çıkamaz ya da kimsenin yüzüne bakamaz deriz biz.

Davutoğlu kurduğu cümlenin nereye gideceğini bilmenin heyecanıyla hata yapmış olmalı.

Bu ülkenin seçmeni, ayrıldığı ya da ayrılacağı yer hakkında konuşanları da, “Konuşurum ha” diyenleri de sevmiyor, güvenmiyor.

Daha önce Abdüllatif Şener geçti aynı yoldan.

AK Parti’nin eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener şimdi CHP milletvekili.

Az konuşmadı Şener eski partisi hakkında, hemen herkes için bir cümle kurdu, Davutoğlu için de “Fiyasko ve yüz karasıdır” dedi.

Davutoğlu’nun siyaset sosyolojisini Abdüllatif Şener’den daha iyi bildiği kesin ama konuşmama ve konuşmayacak olmasının sebebi bu bilgisi değil.

Davutoğlu, kurduğu her cümleden sonra, doğuracak soruları tahmin edebilir, üç aşağı beş yukarı.

Mayıs 2009’da, gece yarısından sonra, Şam’daki otel odasından çıkan 5-6 gazeteciydik, “Bunlar off the record” dediği, Suriye’nin dış ilişkilerini Türkiye’ye endeksli hale getirdiğini anlattığı bilgiler ve sonra izlediği politikayı açıklamak kolay olmayacaktır.

Tıpkı, 2004’te Annan Planı için İsviçre’de devam eden müzakereler sırasında, geldiği Furigen Otel’de, Türkiye’nin en deneyimli Dışişleri ekibi orada dururken, sadece danışman sıfatıyla tek konuşan kişi olmayı izah edemeyeceği gibi.

Ya da 28 Şubat sürecinde Harp Akademisi’nde misafir öğretim üyesi olmasının kendi parti tabanında hiç de hoş karşılanmayacağını bildiği gibi...

Sonuç mu? Ahmet Davutoğlu konuşmaz, konuşmayacaktır zira biliyor ki konuşarak siyaset yaparsa en fazla CHP’de, tabanın istemediği, kabul etmediği bir milletvekili olabilir...

KAHRAMAN VATANDAŞ DOĞAL GAZA KARŞI...

- Kışın evde kısa kollu tişört ya da şortla oturulmaz, tasarruf etmeyi öğretecek bu zamlar bize.

- Isı yalıtımı olmayan binaların para yakarak havayı ısıtmaya çalıştığını fark edeceğiz.

- Önünde koltuk ya da başka bir eşya olan kalorifer peteklerinin işe yaramadığını fark edip, düzen değiştireceğiz.

- Gündüz perdeleri açıp, geceleri kapatmayı, perdelerin boyunun peteklere kadar olması gerektiğini, büyük pencerelerin büyük gider kapısı olduğunu anlayacağız.

- Peteklerin arkasına koyacağımız 10-15 liralık bir levhanın, duvarı değil, evin içini ısıttığını da öğreneceğiz.

- Daha az ve daha dikkatli bir kullanımla, zamlara karşı çaresiz değiliz yani...

AYNAYA BAKTIĞINDA NE HİSSETTİ ACABA?

Atatürk olmayan bir 30 Ağustos hutbesi yazıp, okutabildi Diyanet İşleri Başkanlığı...

Bunu yapan, bu kararı veren kimse, aynaya baktığında ne hissediyor acaba?

Mustafa Kemal Atatürk adını bir metne koymadığı için gurur duyuyor mu acaba kendisiyle?

Yoksa tarihini, ülkesini, vergileriyle maaşını ödeyen halkını tanımadığı için utanıyor mu acaba kendisinden?

O ne düşünüyor bilmem ama biz utanıyoruz bu durumdan onun adına...

HAY TAKVİMİNİZE SİZİN...

Koca yaz durup, tam da yarın, özel okulların büyük kısmının açılacağı gün öncesi kaldırım taşı döşemeye başlayan belediyeler de var, elektrik ve benzeri altyapı işine başlayan kurumlar da...

Böyle saçma bir takvimi kim, neye göre belirledi acaba? Okulların açılması İstanbul trafiği için yeterince travmatik bir durum zaten, üzerine bir de kapanmış ya da tek şeride düşmüş yollar.

Düşman mısınız siz bize arkadaş?..