Arakan dramı karşısında dünya neden bu kadar duyarsız ve aciz kalıyor?
Myanmar’ın (eski adı Burma veya Birmanya) Arakan eyaletinde yaşayan bir milyonu aşkın Müslüman’ın neredeyse üçte biri, uğradığı zulüm ve saldırıdan kaçarak komşu Bangladeş’e sığınmış durumda.


Bangladeş’in kendisi fakir bir ülke. Kitlesel bir göçü kaldıracak halde değil. Zaten bu yüzden başta Arakan’dan kaçanlara sınırlarını kapalı tuttu. Daha sonra kapılarını açtı, ama bu kez onları barındırmakta büyük zorluk çekmeye başladı.
Türkiye’nin bu konuda öncülük yaparak Arakan faciasını dünyaya duyurması, uluslararası yardım çağrısında bulunması ve bizzat mültecilerin ihtiyaçlarını karşılaması, ibret verici bir davranış. Ama ne yazık ki Türkiye’nin destek çağrılarına kulak veren şimdiye kadar pek az ülke çıktı.
Onlar nerede?
Bu gibi hallerde Batı’nın bencilliğinden ve ilgisizliğinden şikâyet edilir. Bunda büyük ölçüde gerçeklik payı var tabii. Ama bu insanlık dramı karşısında seyirci kalan Rusya’dan Çin’e kadar büyük güçler, Katar’dan Suudi Arabistan’a kadar Müslüman dünyasının zengin ülkeleri için ne demeli?
Basına yansıyan haberlere bakılırsa, Teksas’taki kasırgadan sonra ABD’nin bu eyaletine 30 milyon dolar ayırmış olan Katar’ın Arakanlı mülteciler için yaptığı yardım sadece 100 bin dolar. Diğer petrol zengini Körfez ülkelerinden ise pek ses çıkmadı. BM kaynaklarına göre, Bangladeş’teki kamplarda çok feci şartlarda yaşayan Arakanlıları kurtarmak için 77 milyon dolara ihtiyaç var. Bakalım bu “acil yardım” çağrısı kimler tarafından ne kadar zamanda yerine getirilecek...
Gelecek karanlık
Ne yazık ki Arakanlı mülteciler için gelecek çok karanlık görünüyor. Arakanlıların göçü devam ededursun, Bangladeş bu insanları şimdikinden farklı bir ortamda barındırmak, ihtiyaçlarını karşılamak durumunda. Bunu gerektiği kadar dış yardım gelmeden yapması mümkün değil. Kaldı ki mültecilerin yakında Myanmar’daki evlerine dönmeleri de söz konusu değil. Çoğunun evleri, köyleri yakılmış. Dönüşlerini önlemek için de yer yer mayınlar döşenmiş.
Arakan bölgesinde şimdilik kalmış olanları da nasıl bir gelecek beklediği belli değil. Myanmar ordusu ve Budist militanlar hâlâ bir “etnik temizlik” (yani eyaletin Müslümanlardan arındırılması) peşinde...
60 milyonluk bir Budist çoğunluğun içinde yaşayan Arakanlılara şimdiye kadar devlet vatandaşlık vermediği gibi, onları en temel insan haklarından mahrum etti. Bu da son zamanlarda bazı Müslümanları haklarını aramak için isyan etmeye zorladı. 
Nitekim 2016’da faaliyete geçen “Arakan Kurtuluş Ordusu” adındaki örgüt, örneğin geçen ay karakollara karşı saldırılar düzenledi. Bu eylemlerde 12 polis ölünce Myanmar ordusu Müslüman sivil halkı da hedef alan saldırılara girişti.
Arakan Kurtuluş Ordusu dün tek taraflı bir ateşkes ilan etti. Myanmar makamlarından henüz bir ses yok.
Bu dramatik olayın siyasi boyutunu ele alıp, Arakan sorununa siyasi bir çözüm getirmenin zamanı gelmiştir. Myanmar hükümetinin insanlık dışı eski tutumunu değiştirmesi ve Arakanlıları kendi vatandaşı sayıp ona göre hareket etmesi gerek. Uluslararası camia (BM başta olmak üzere) Myanmar yönetimi üzerinde etkisini ve baskısını kullanmalıdır. Bu gerçekleşmedikçe Arakan krizi devam edecektir...

NOT: Geçirdiğim ameliyat nedeniyle ara verdiğim yazılarıma yeniden başlamaktan mutluyum. Hastalığım sırasında ilgilerini esirgemeyen herkese candan teşekkürler.